Eski İstanbul’dan Esintiler / Video

Yorum bırakın

Reklamlar

Gerçek İstanbul

2 Yorum

şişedeki papatya

Es-selamü aleyküm kardeşlerim,

Akşam ezanından önce yürüyüş yaptık biraz. İstanbul’dan son durumu bildireyim sizlere:

Hava bugün çok güzel, pek latifti. Cennet havası misali; ne üşüten, ne bunaltan cinsten. Ihlamurlar çiçeklenmeye başladı, mis gibi ıhlamur kokusu sardı sokakları. Gül ağaçları renk cümbüşüyle bizleri selamlarken hatmigüller de onlara eşlik ediyor. Tabiat şenlikte, biz insanoğluna hayrette..

Gözden kaçırdığımız bu güzelliklerle buluşmanın zamanı gelmedi mi hala, ne dersiniz?

by ihyaca

Fetih 1453 Filmine Gittik, Gördük, Yazdık..

12 Yorum

Arapça Allah yazısı ve duvardaki çiviye asılı renkli tesbihler

S.A Kardeşlerim,

Bildiğiniz gibi vizyona yeni giren bir film var: Fetih 1453. Bu Pazar izledim, izlenimlerimi sizlerle de paylaşayım dedim..

Açıkça belirtmem gerekirse beklediğim gibi değildi. Çok kötü müydü derseniz, hayır, çok kötü değildi ama çok iyi de değildi. Hani bazen bir film izlersiniz, film biter ama etkisi sizde devam eder, işte bu etkiyi yaratabilen bir film değildi maalesef. Bunun çeşitli nedenleri olduğunu düşünüyorum. Film hakkındaki düşündüklerim ve tespitlerim şunlar:

1-Film dini bakış açısından yoksundu. Oysa ki, Fatih Sultan Mehmet Hazretleri (r.a) ve Akşemsettin Hazretleri(r.a)’nin yer aldığı bir filmde dini temaların olması gayet doğal ve beklenendir ama çok cılızdı. Akşemsettin Hazretleri (r.a) filmin sonunda kısa bir süre göründü o kadar.

2-Dini bakış açısının cılız olması senaristin ve yönetmenin tercihi olabileceği gibi filmin daha geniş bir yelpazeye hitap etmesi hedeflenerek yapılmış olabilir. Yani gişe kaygısı..

3-Görüntü yönetmenini tebrik ediyorum, görseller gerçekten kaliteliydi..

4-Film dini motiflerle süslenebilseydi çok daha hareketli ve coşkulu olabilirdi. Savaş sonrası gösterilirken salat-ı ümmiyenin ağır bölümü kullanılmış. Savaş esnasında da hareketli bölümü kullanılsaydı işte bu, filmi alır götürürdü. Bahsettiğim budur, tıklayınız..

5-Fatih Sultan Mehmet Hazretlerini (r.a) oynayan kişinin role uygun seçilmediğini düşündüm. Oyuncu kardeşimiz rolünü güzel oynamış o ayrı, ancak seçilecek kişinin daha karakteristik yüz hatlarına sahip olması, ses ve görüntü olarak daha baskın bir karakteri temsil etmesi uygun olurdu.

6-Filmde  hristiyanların tanrı, Müslümanların “Allah” demeleri, aradaki farkı anlamak isteyenler için güzel bir mesajdı..

7-En çok etkilendiğim sahne, fetihden önce Fatih Sultan Mehmet Hazretlerinin (r.a) imamlığında, savaşa başlamadan önce koca bir ordunun topluca namaz kıldıkları sahneydi. Şehitliğe böyle koşulur işte dedirten bir sahneydi, abdestli ve kılınan namazın peşinden..

8-Filmde Fatih Sultan Mehmet Hazretlerinin (r.a) yeterince ve doğru şekilde tanıtılamadığını düşündüm. Çok kıymetli bir şahsiyet oysa..

9-Bitiş ve bitişe yakın sahneler gerçekten güzeldi. Özellikle de sancağın dikildiği sahneden etkilenmemek imkansızdı..

10-Hristiyanların  Türklerden bahsederken “Dinsiz Türkler” hitabını kullanmaları çok manidardı. Rabbim cümle kullarını Müslümanlıkla şereflendirsin ve Hak din mensubu eylesin inşallah..

11-Filmden birkaç anlamlı sözü sizlerle paylaşayım:

***Sur yapmak istersem yaparım. Topraklarımdaki her şey benim kudretim altındadır./ Fatih Sultan Mehmet

***Tarihi korkaklar yazamazlar./ Fatih Sultan Mehmet

***Unutma, sert rüzgarlar yüksek dağlarda eser./Akşemsettin

***Savaş herkesle, barış ise sadece onurlu insanlarla yapılır./ Fatih Sultan Mehmet.

***Tarih kaybedenleri yazmaz ama bizde şehitler asla unutulmaz. /Fetih 1453

***Korkmayın, bundan böyle canımız bir, malımız bir, kaderimiz birdir. İnancınızı dilediğiniz gibi yaşamakta serbestsiniz..

Evet, filmden aklımızda yer edenleri siz kardeşlerimle paylaşmaya çalıştım. Sinemaya kadar gidip izlemeye değer bulduğum bir filmdi. Pazar sabahı 10.30 seansında izledim. Hem tatil günü hem de saatin erken olmasından dolayı salonun boş olacağını düşünürken salonun yarısının dolu olması şaşırtıcıydı. İlgi büyük anlaşılan..Sabah seansı Kadıköy’de indirimliymiş, bunu bilmiyordum, bilgi olarak bunu da paylaşmış olayım. tasavvufokulu’ndaki 2. Film değerlendirmemiz oldu. İlki Kurtlar Vadisi Filistin’di, hatırlamak isteyenler burayı tıklayabilirler.

İstanbul’un kıymetini bilmemiz dileğiyle,

Allah’a emanet olunuz..

by ihyaca

İstanbul’da Bir Sonbahar Günü

12 Yorum

sonbaharda ağaçtaki salıncak

***Bugün dışarıdaydım.İstanbul’da nefis bir hava vardı.Nasıl anlatmalı bilmem ki,yumuşacık,huzur veren..Sanki havadan huzur ve mutluluk yağıyordu o kadar güzel..Tam cennet havası,ne sıcak ne soğuk..Cennette de böyle olacakmış,Rabbim yaşamayı hepimize nasip eder inşallah..Ağaçlar sonbaharlık kıyafetlerine bürünmüşler,yapraklar renk değiştirmişler.Sonbaharı çok seviyorum..İstanbul’da sonbaharı daha da çok seviyorum.Vakt-i tefekkürdür kardeşlerim,kaçırmayınız..

***Evden çıktım biraz yürüdüm,yanımdan geçen kardeşime selam verdim.Sağolsun selamımı aldı,sevindim.Selamlaşmanın sevabı var,bugün cumaydı bir de,elhamdülillah..Biraz daha yürüdüm,yol kenarında duvara oturmuş bir kadıncağız gördüm.Telefonla konuşuyor ve hüngür hüngür ağlıyordu.Telefonla konuşmasına aldırmadım,yaklaştım yanına.Yapabileceğim bir şey olup olmadığını sordum.Nezaketle teşekkür etti..Yoluma devam ettim.Üzüldüm..Hayat da böyle değil mi,sevinçler ve üzüntüler birbirini takip ediyor.Bize kul olarak düşen de her an halimize şükretmek ve elhamdülillah alâ külli hal demek..Her hal için Allah’a hamdolsun..Rabbim o kardeşimizi ve sıkıntısı olan bütün kardeşlerimizi feraha çıkarsın inşallah..Amin..

Baktıklarımızı görebilmemiz dileğiyle..

Allah’a emanet olunuz..

by ihyaca

İstanbul Ve Ramazan,Murat Başaran

14 Yorum

istanbul çayı
Adamı baştan çıkarır, iftar saatlerine doğru Mısır Çarşısı…

Öğleden önce gitmek eziyet olur, akşama daha çok vardır çünkü…

Zamanlama öyle olacak ki; yaklaşık bir saat mısır çarşısı ve civarı gezildikten sonra, ezan okunurken sofraya yetişmiş olacaksınız…

Hoş Ramazan’ın dışında da ve hatta tok karına bile insanı cezbeder bu çarşının kokusu…

Kapatın gözlerinizi hayal edin; işte baharatçılar , kuruyemişçiler, zeytinin en iyisi, sucuğun pastırmanın…

Velhasıl Mısır Çarşısı iştah açıcı bir dünyadır.

Oruçluyken gezmek yürek ister…

 Çıkın oradan dışarı, sizi güvercinler karşılasın…

İşte Yeni Cami…

İstanbul’da…

İstanbul’un en güzel yerinde, bütün heybeti ve haşmetine rağmen mütevazi bir cami…

Belki Haydarpaşa Garı “buyur” eder, İstanbul’un misafirlerini ama…

Asıl ev sahipliğini Yeni cami yapar bir namaz vakti mutlaka, çünkü bütün yolların kesiştiği yerdedir.

Yeni Cami herkese merhametlidir…

Bir türbe mi ziyaret etmek istediniz mübarek gün…Buyurun…

Zeyrek’te Mehmet Emin Tokadi, Beşiktaş’ta Yahya Efendi, Üsküdar ‘da Aziz Mahmud Hüdayi, Abdülfettah-ı Akri, Eyüp’te Murad-ı Münzevi, orada Merkez Efendi, şurada Sünbül Efendi…

Bildiğimiz ve bilmediğimiz yüzlercesi, binlercesi…

Ve başlarında, tabii ki İstanbul’un tacı Eyüp Sultan Hazretleri…

Bir türbe mi ziyaret etmek istediniz?

Dua mı edeceksiniz?

Kaldırın ellerinizi…

Burası İstanbul; baktığınız tarafta, gideceğiniz yerde, döneceğiniz adreste mutlaka nurlu bir kabir vardır.

İftardan sonra Sultanahmet’e çıkmak, Eyüp’te dolaşmak, Üsküdar’ı yaşamak…

Bir çay bahçesinde dinlenmek, İstanbul havasıyla beraber…

Şehrin ışıklarında Ramazan’ın renklerini seyretmek…

Şimdi bu bir günlük maceradan Osmanlı’yı çıkarın…

Camileri çıkarın…

Çeşmeleri çıkarın…

Çarşıları türbeleri çıkarın…

Ne kalır geriye?

Olmaz…

Zaten çıkaramazsınız…

Buraların adını onlar koymuş…

Eyüp olmuş, Sultanahmet olmuş…

Yoksa yönümüzü kaybederiz

Kendimizi kaybederiz…

 Murat Başaran

İstanbul’da Tefekkür

6 Yorum

İstanbul'da boğazda giden vapur

S.A Kardeşlerim,

Uzun zamandır vakit ayıramadım İstanbul’uma..Bugün kısa bir süre için de olsa nasip oldu.Kardeşlerim İstanbul’da lale mevsimi bitti gül mevsimi başladı.Güller çok güzel,pek güzel..Rengarenk ne renk ararsanız var.Sarısı,beyazı,kırmızısı,harelisi..Bugün bir hareli gül gördüm ki hala gözlerimin önünde..

Ihlamurlar koku vermeye başlamışlar artık.Bugün ıhlamur kokusuna doydum.Ne de güzel bir kokudur öyle,insanı mutlu eden huzur veren bir hoşluk.Ihlamur çiçeklerinden dökülenler kaldırım taşlarının aralarını doldurmuş.Kaldırım taşlarının araları sanki sarı-yeşil arası bir renge boyanmış gibiler..

Ve dutlar..Dut ağaçlarının altından geçerken dikkatli olmanız gerektiğini biliyorsunuz değil mi?Mazaallah ayağınız kayıp düşebilirsiniz,pek dökülür ağacının altına.Dutlar da tam kıvamında anlayacağınız..Çocukluğumda dutu ağacından bol bol yeme fırsatım oldu,dut ağaçları çıkmak için çok güzeldir.Anneannemin bahçesinde kocaman bir dut ağacı vardı,dalları evimiz gibiydi.Oraya gidince ilk işimiz dut ağacına tırmanmak olurdu..Şimdi düşünüyorum da bizim o ağaç tepelerindeki durumumuz bu gün pek çok anne için kalp krizi sebebi olabilir..O zaman çok doğaldı,hem bize hem annelerimize..

Bir ara bir banka oturdum ama bunu size anlatmam lazım.Bir çam ağacının altına konulmuş tahtadan bir bank.Çam ağacı şemsiye şeklinde bankın üzerine geliyor.Neredeyse başınıza değecek.Ama öyle güzel ayarlanmış ki mesafe,başıma değecek diye düşünmüyorsunuz.Yazın güneşten,kışın yağmurdan korunmak için hazırlanmış sanki.Ağacın kendisi mi zamanla o şekli almış yoksa budayarak mı o hale getirmişler anlayamadım ama orada oturmak gerçekten çok keyifliydi..

Bu anlattıklarıma bakarak bugün şehir dışına çıktığımı veya İstanbul içindeki bir koruya,ormana gittiğimi zannetmeyin.Şehrin içinde bütün bunlar.Eğer isterseniz siz de görebilirsiniz ama bakmanız yetmez görmeye odaklanın.Hem bu anlattıklarım ne ki,daha ne güzellikler çarpacak gözünüze..Rabbim ince zevkini cömertçe sunmuş bizlere,esirgememiş,gizlememiş..Baktıkça görmeyi,gördükçe anlamayı,anladıkça sevmeyi öğrenelim diye belki..Rabbimin zevkine hayranım,kusursuz,mükemmel..Renk uyumları muhteşem..Kırmızı erik ağacı gördüm bugün,nasıl da buğulu bir rengi var,ne hoş bir tonu var..

Tefekkür imanı arttırır kardeşlerim,imanım artsın,Rabbime yakınlığım artsın diyorsanız biz de tefekküre devam deriz.Allah’ın yaratmış olduğu güzellikleri fark etmeniz dileğiyle,bol tefekkürlü günler diliyorum..

Allah’a emanet olunuz..

by ihyaca

İstanbul’u Seviyorum..

16 Yorum

İstanbul’u seviyorum. İlkbaharını, yazını,  kışını, sonbaharını seviyorum. Evim gibi seviyorum İstanbul’u. Hani uzak bir yerlerden dönüşte eviniz size çok sıcak gelir ya, evim evim güzel evim dersiniz ya, işte öyle. İstanbul’a girdiğimde evime gelmiş gibi seviniyorum. İnsanlar pek bir şikayet etmekteler tozundan, toprağından, kalabalığından, trafiğinden, gürültüsünden..

Haksız da değiller elbet ama ben İstanbul’u bu haliyle de seviyorum işte..Hakiki sevgi sevdiğini iyi kötü her haliyle sevmek, kabullenmek değil midir?

Mısır Çarşısı’nı seviyorum. Kimbilir yüzlerce yıldır kimler de benim gibi sevdiler Mısır Çarşısını, kimler evine alışveriş yaptı oradan, kimler o taşları adımladı benim gibi sevgiyle etrafını süzerken. Hemen yanıbaşındaki Yeni Camii’de kimler namazını kıldı misafir oldu.

İstanbul’u seviyorum çünkü bana özgürlük duygusu veriyor.  Keşfedilecek güzellikleri o kadar çok ki ömür yetmez hakkını vermeye..Eskiyle yeni bu kadar mı rahatsızlık vermeden kaynaşır, bu kadar mı bir şehre yakışır.

Evliyalarını seviyorum İstanbul’un. Adeta İstanbul için, içinde yaşayanlar için ettikleri dualar kulağımıza fısıldanıyor.

Hangi güzelliğini anlatsam diğerlerine haksızlık olur.

Misafirperver de hem İstanbul. Her geleni buyur ediyor, gelme git istemiyorum seni demiyor.

Asil, zarif, güzel İstanbul..Evim İstanbul..Allah’ım,yaşamam için İstanbul’u seçtiğin için sana çok teşekkür ederim..Kıymetini bilenlerden eyle..AMİN..

by ihyaca

Older Entries

%d blogcu bunu beğendi: