Namaz Dinin Direğidir

Yorum bırakın

İstanbul ortaköy cami

Kelime-i şehadetten sonra İslam’ın birinci ve en büyük temeli namazdır. Namaz müslümanlara has bir ibadettir. O’nun alamet-i farikasıdır. Namaz; İslam’ın alem ve sembolü, dinin direği, kulun Allah’a takdim ettiği ubudiyyetin en yücesidir. Namaz, farz olması haysiyetiyle Allah’a kulluğun yegane berat ve senedidir. Diğer ibadetlerin makbuliyeti ve ihlası da buna bağlıdır. Kişi farz olan namazları eda etmedikçe kulluğunda samimiyetten uzaktır. Çünkü ubudiyyete giren her çeşit kulluk tezahürü namazda mündemiçtir. Buluğdan ölüme kadar kulluğa uygun bir hayat geçirmek gayesiyle yaratılmış olan insanoğlunun bu mükellefiyetini en yüksek mertebede ifasının vazgeçilmez en önemli şartı namazdır. Bu sebeple Hz. Peygamber (sav) Efendimiz:

“Namaz dinin direğidir. Kim bunu ikame ederse dinini ikame eder, kim de bunu yıkarsa dinini yıkar.” buyurmuştur.

Filhakika namaz pek mukaddes bir ibadettir. Namazın faziletlerine nihayet yoktur. Namaz akıl baliğ olan her müslüman için muayyen vakitlerde edası lazım olan pek yüce bir farizadır. Farziyyetiyle ilgili ayet ve hadisler pek çoktur.

Bütün hak dinler insanlara namaz kılmalarını emretmiştir. Sevgili Peygamberimiz (sav) de ilk bi’setlerinden itibaren namaz kılmakla mükellef olmuştur ancak bu namaz biri güneş doğmasından evvel, diğeri de güneşin batmasından sonra olmak üzere iki vakitti. Sonra hicretten on sekiz ay evvel Mirac gecesi beş vakit namaz farz olmuştur.

Kaynak: Miftâhu’l-İrşâd

Reklamlar

Allahu Teâlâ’nın Sıfatları

Yorum bırakın

kün fe yekün

Zâti Sıfatları:

1- Vücud: Allahu Teâlâ’nın var olmasıdır.

2- Kıdem: Allahu Teâlâ’nın varlığının evveli olmamasıdır.

3- Bekâ: Allahu Teâlâ’nın varlığının sonu olmamasıdır.

4- Kıyam bi-nefsihi: Zat ve fiillerinde hiçbir şeye muhtaç olmamasıdır.

5- Muhâlefetün lil-havâdis: Zat ve sıfatlarında hiçbir şeye benzememesidir.

6- Vahdaniyyet: Allahu Teâlâ’nın Zat, sıfat ve ef’alinde tek olması, şerik ve nezirinin olmamasıdır.

Subûtî Sıfatları:

1- Hayat: Allahu Teâlâ’nın diri ve hayat sahibi olmasıdır.

2- İlim: Allahu Teâlâ’nın her şeyi bilmesidir.

3- Semi’: Allahu Teâlâ’nın her şeyi işitmesidir.

4- Basar: Allahu Teâlâ’nın her şeyi görücü olmasıdır.

5- İrade: Allahu Teâlâ’nın dilemesiyle her şeyin olmasıdır.

6- Kudret: Allahu Teâlâ’nın her şeye gücünün yeter olmasıdır.

7- Kelâm: Allahu Teâlâ’nın konuşmasıdır.

8- Tekvin: Allahu Teâlâ’nın her şeyi yaratıcı olmasıdır.

Kaynak: Miftâhu’l-İrşâd

Abdülkadir Geylani (ks) Hazretlerinin Semadaki Namı Bazu’l-Eşheb (Beyaz Şahin)’dir.

Yorum bırakın

yeşil tahta üzerinde beyaz gül

Şeyh Mansur’dan rivayet olunur ki:

Şeyh Abdülkadir’in yanlarına geldiğini gören müridleri “Bu kimdir?” diye sormuşlar. Şeyh Mansur da: “Yakın zamanda bütün halk ona muhtaç olur. Çünkü O öyle yüksek bir mertebeye vasıl olur ki, semanın ve arzın en sevgilisi olduğu halde vefat eder. Hanginiz O’nu görürse hürmet eylesin ve kadrini bilsin.”

Şeyh Ebu’l-Vefâ (ks), Hz. Abdülkadir Geylani’nin boynuna sarılarak:

“Ey Bağdat halkı, Allah Celle ve Âlâ Hazretlerinin evliyasına hürmet ediniz. Zaman gelecek ki, buna muhtaç kalacaksınız.” der.

Şeyh Hammad (ks) Hazretleri de Gavsu’l-Azam Abdülkadir Geylani Efendimize çok hürmetli idi. Derdi ki

“Abdülkadir’in başı üzerinde iki alem gördüm. Biri Arş’tan ferşe kadar, diğeri de melekût-ı âlâ’ya kadardır. Her ikisi de sayha edip “Abdülkadir sıddıklardandır.” diyorlardı. Durmadan da bu nidaya devam ediyorlardı. 

“Abdülkadir asrının seyyididir.” derlerdi.

Şeyh Eba Süleyman Davud Menhecî’den sormuşlar:

“Bağdat’ta Abdülkadir namında bir genç varmış, namı çok ileri gidiyor.” Şeyh de şöyle cevap vermiş:

“Abdülkadir’in semadaki şöhreti yer yüzündekinden daha üstün ve daha fazladır. O’nun namı semada Bâzu’l-Eşheb (Beyaz Şahin) denmekle meşhurdur.

Bir kimse Cenâb-ı Hakk’ı fazl-u inam ve ihsan cihetiyle talep ederse, o kimse Hakk’a vasıl olur. Şeyh Senhâcî müridlerine:

“Yolunuz Bağdat’a varırsa muhakkak Hz. Abdülkadir Geylani’yi ziyaret edin, duasını alın, bana da dua etmesini selamımla birlikte söyleyin. Çünkü mağrip ile meşrık arasında O’ndan üstün veli yoktur. Peygamber (sav) nezdinde ondan daha fazla söz sahibi bulunan veli bulunmaz.”

Şeyh Hasan Hazretleri şöyle derdi:

“Abdülkadir dünyanın ışığıdır, evliyanın seyyididir. Devlet o kimseye ki, Abdülkadir’i gördü de devlete erdi.”

Şeyhü’l-Azam Abdülkadir’i hatırında tutan hem hidayette hem de şefaatte olur..

Kaynak: Miftâhu’l-İrşâd

Teheccüd Namazı

Yorum bırakın

cami ve hilal

Allahu Teâlâ Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurur:

“Gecenin bir kısmında da uyanıp, sırf sana mahsus fazla (bir ibadet) olmak üzere onunla (Kur’an ile) gece namazı kıl. Ümit edebilirsin, Rabbin seni makam-ı mahmûda gönderecektir.” (İsra Sûresi, ayet 79)

İslamın ilk zamanlarında gece kalkmak hem Peygambere hem de müminlere farz idi. Sonra beş vakit namaz farz kılınınca bu teheccüd namazı sünnete düştü. Peygamber (sav) Efendimiz hakkında ise farziyyeti sabit kaldı.

Yatsı namazından sonra daha uyumadan veya bir miktar uyuduktan sonra kılınacak nafile namaza “salat-ı leyl – gece namazı” denir. Bir miktar uyuduktan sonra kalkıp kılınırsa “Teheccüd” adını alır. Rasûl-i Ekrem (sav) Efendimiz teheccüd namazına devam buyururlardı. Bu gece namazı iki rekattan sekiz rekata kadardır. Her iki rekatta bir selam vermek efdaldir.

Bu hakka dair Peygamber (sav) Efendimiz şöyle buyururlar:

“Size geceleyin kalkmayı tavsiye ederim. Çünkü o sizden önce yaşayan salihlerin adetidir. Rabbinize yakınlık (vesilesi) dir. Günahlardan koruyucu, kötülüklere kefaret, bedenden hastalığı kovucudur.” (Tirmizi, c.5, s.552, bab.101, h.3549)

“Allah geceleyin kalkıp namaz kılan ve hanımını da uyandıran, hanımı imtina ettiği takdirde yüzüne su döken kula rahmetini bol kılsın. Allah, geceleyin kalkıp namaz kılan, kocasını da uyandıran, kocası imtina edince yüzüne su döken kadına rahmetini bol kılsın.” (Ebu Dâvud, c.2, s.73, h.1308)

“Sizden biriniz uyuyunca şeytan ensesine üç düğüm atar. Her düğümü atarken düğüm yerine eliyle vurarak “Üzerine uzun bir gece olsun, yat” dileğinde bulunur. Adam uyanır ve Allah’ı zikrederse bir düğüm çözülür, abdest alacak olursa bir düğüm daha çözülür, namaz kılarsa bütün düğümler çözülür ve böylece canlı ve hoş bir halet-i ruhiye ile sabaha erer. Aksi halde habis ruhlu (içi kararmış) ve uyuşuk bir halde sabaha erer.” (Ebu Dâvud, c.2, s.72, h.1306)

*Zikredince gaflet düğümü çözülmektedir.

*Abdest alınca necaset düğümü çözülmektedir.

*Namaz kılınca tembellik düğümü çözülmektedir.

Peygamber (sav) Efendimiz kulluğun en yüksek mertebesinde idi. Buna rağmen Rasûlullah (sav) Efendimiz teheccüd namazına ömür boyu devam etmişlerdir. Kazaya kaldığı dahi olmamıştır. Kendileri geceleri kalkıp ayakları şişene kadar namaz kılarlardı.

Ya Rasûlallah, Allah senin geçmiş ve gelecek günahlarını affetti. Kendini niçin bu kadar yoruyorsun, denildiğinde ise:

Allah’a şükreden bir kul olmayayım mı? cevabını verirlerdi.

Yani: “Teheccüd kılmayayım mı? O takdirde şükreden bir kul olamam. Allah beni affetti ise ben O’na şükreden bir kul olmalıyım. Çünkü O, bana iki cihanın hayrını ihsan etmiştir.” demek istemişlerdir.

Rasûlullah (sav) Efendimiz böyle yaparsa bizlerin kulluk vazifeleri elbette ki vardır. Bunca nimetleri yiyip içmekteyiz, sıhhat ve afiyetteyiz, Cenâb-ı Hakk bizlere mal vermiş. Niçin bunlara bir şükür ifadesi olarak geceleri kalkıp iki rekat olsun namaz kılmayalım?

Cenâb-ı Hakk cümle ümmet-i Muhammed’e nasip eyleye..Âmin..

Kaynak: Miftâhu’l-İrşâd

Hutbenin Sünnetleri

Yorum bırakın

Kabe ve Türk Bayrağı

1- Hatip hutbenin hazırlığı dahilinde olmak üzere minberin cihetinde bulunmak.

2- Uzun cübbe giyinmiş bulunmak.

3- Minbere çıktığı zaman oturmak.

4- Huzurunda ezan okununcaya kadar ezanı dinlemek.

5- Ezan biter bitmez vakit kaybetmeden ayakta olarak hutbeye başlamak.

6- Harp ile alınan yerlerde elinde kılıç bulunup ona dayanarak okumak.

7- Harpsiz alınan beldelerde kılıca lüzum görmemek.

8- Hutbeyi cemaatin yüzüne karşı okumak.

9- Hutbeye başlamadan önce euzü-besmele okumak ve Cenâb-ı Hakk’a hamd-ü senada bulunmak.

10- Mutlaka şehadet okumak.

11- Rasûlullah (sav) Efendimiz üzerine salavat-ı şerife okumak.

12- Halka vaaz ve tezekkürde bulunmak.

13- Kur’an’dan bir ayet okumak.

14- Hutbeyi ikiye ayırmak.

15- İki hutbe arasında üç ayet okunacak kadardan fazla durmamak.

16- İkinci hutbeye de hamd-ü sena ve salatü selam ile devam etmek.

17- Müminlere duada bulunmak, onların afiyette olmalarını Cenâb-ı Hakk’tan niyaz etmek.

18- Birinci hutbede olduğu gibi sesi yüksek tutmamak, sesi kısmak.

19- Her iki hutbeyi uzatmayıp hafif yapmak.

20- Hutbe sonunda hemen ikamet yapmak.

Namazda haram olan her şey hutbede de haramdır.

Kaynak: Miftâhu’l-İrşâd

Zikir Yaparken Halka Olmak Hakkında Hadis-i Şerif

Yorum bırakın

Kurtlar vadisi filistin zikri

Bir gün Resûlullah (sav) ashabından halka meydana getiren bir grubun yanına çıkıp:

Burada sizi oturtan şey nedir? buyurdu.

Bize İslam yolunu gösterdiği ve onu bize ihsan ettiğinden dolayı Allah’ı zikretmek ve O’na hamdetmek için oturduk, dediler. Resûlullah (sav):

Allah aşkına gerçekten bunun için mi oturdunuz? buyurdu. Onlar:

Gerçekten bunun için oturduk, dediler. Bunun üzerine Hz. Peygamber (sav):

Sizi töhmet altında bırakmamak için size yemin verdirmedim. Lakin Cebrâil (as) gelip, Allah Azze ve Celle’nin sizinle meleklere karşı iftihar ettiğini bana haber verdi, buyurdu.

Hadis Kaynak: Müslim, c.3, s.2075, h.2701

Kaynak Kitap: Miftâhu’l-İrşâd

Cenaze Namazı İlk Önce Hz. Adem Aleyhisselam Üzerine Kılınmıştır

Yorum bırakın

çimdeki saat ve yaprak

Cenaze namazı farz-ı kifayedir. Bazılarının kılması ile diğer müslümanların üzerinden kalkar. Cenaze namazı kılmak için cemaat şart değildir. Bir kişi bile olsa namaz sahih olur. Ancak o zaman o kişiye cenaze namazını kılmak farz-ı ayn olur.

Cenaze namazı ilk önce Hz. Adem Aleyhisselâm üzerine kılınmıştır. Şöyle ki:

Ubeyy b. Kâ’b (ra)’dan rivayet edildiğine göre, Hz. Adem (as) vefat edeceği sırada Melâike-i kiram yanlarında kefen ve koku ile kazma, kürek, zenbil olduğu halde Hz. Adem’in yanına geldiler. Hz. Adem (as)’ın ruhunu kabzettikten sonra O’nu yıkadılar, kefenlediler, kabrini kazdılat. Meleklerden biri öne geçti, öteki melekler onun arkasında saf tuttular. Hz. Adem (as)’ın oğulları da onların arkasında saf oldular ve cenaze namazını kıldılar. Melekler kabrin içine girip Hz. Adem (as)’ı kabrine koydular. Üzerini kerpiçle kapatıp kabrin içinden çıktılar. Üzerine toprak çektiler. Sonra:

“Ey Ademoğulları, işte ölüleriniz hakkında tutacağınız yol budur.” dediler. 

Peygamber (sav) Efendimiz tarafından ilk defa kabir üzerine cenaze namazı Medine’de daha önce vefat eden Berrâ b. Ma’rur üzerine kılınmıştır. Bu zat Ensarın reislerindendir. Peygamber (sav) Efendimiz bu zata şöyle duada bulundu:

“Allah’ım, onu mağfiret eyle. O’na rahmet lütfet ve ondan hoşnut ol.”

İkinci olarak Peygamber (sav) Efendimiz cenaze namazını Ashab-ı kiramdan Ebû Ümâme Es’ad b. Zürâre üzerine veya kabrine kılmıştır. Bundan sonra sırası gelenler üzerine cenaze namazı kılınmaya devam edilmiştir.

Kaynak: Miftâhu’l-İrşâd

Günahlara Kefaret Olan, Dereceleri Artıran, Tehlikeden Kurtaran Ve Tehlikeye Sürükleyen Üç Şey

Yorum bırakın

açık pencerenin önündeki vazodaki çiçekler

Bir hadis-i şerifte şöyle buyrulur:

“Üç şey günahlara kefaret olur, üç şey dereceleri artırır, üç şey tehlikelerden kurtarır, üç şey de tehlikeye sürükler:

Günahlara Kefaret Olanlar:

1- Soğuk zamanda abdesti eksiksiz almak.

2- Farz bir namazı kıldıktan sonra diğerini beklemek.

3- Cemaate giderken adımları çok çok atmak, çok kişilerle namaz kılmak.

Dereceleri Artıranlar:

1- Yemek yedirmek.

2- Selamı yaygın hale getirmek.

3- Geceleri insanlar uyurken namaz kılmak, Allah’ı zikretmek.

Tehlikeye Sürükleyenler:

1- Cimriliğe boyun eğmek.

2- Heva-yı arzulara mahkum olmak.

3- Kendi kendini beğenmek.

Tehlikeden Kurtaran Sıfatlar:

1- Sinirli ve sevinçli iken de adaletli olmak.

2- Zengin ve fakir iken de iktisada riayet etmek.

3- Gizli ve aşikar Allah’ı çok zikretmek.

Bu hallere devam edenler Allah’ın himayesindedirler. Kim de Allah’ın himayesinden uzak olursa onu yakalar, yüzükoyun cehennem ateşine atar. İnsan öldükten sonra amellerindeki niyetlerine göre ya mükafat, ya da ceza görecektir. Çünkü Allah vücutlara ve şekillere bakmaz, bilakis Allah (cc) kalplerdeki güzelliklere bakar.

Kaynak: Miftâhu’l-İrşâd

Derviş Kelimesinin Mana Ve Rumuzları

Yorum bırakın

zarif-lale

Derviş kelimesi beş harftir. Bunların mana ve rumuzları şöyledir:

Derviş’in;

“D” harfi: Dert ehlinin cisminin zarif, ince ve Allah korkusundan çehresi sarı olmaya işarettir.

“R” harfi: Riyakar olmadığına delalettir.

“V” harfi: Akraba ve dostlara veda edip, Hak sözünden başkasına itimat etmemeye delalettir.

“Y” harfi: Herkesi yaman bilmektir.

“Ş” harfi: Hak aşkı ile daima neşeli olmak demektir.

Dervişlik dedikleri, hırka ile taç değil.

Gönlün derviş eyleyen, hırkaya muhtaç değil.

*** *** *** *** *** *** *** *** *** *** *** *** ***

Girsin şeyhin yoluna, yalın ayak baş açık.

Er var dirlik dirilmiş, yalın ayak aç değil

*** *** *** *** *** *** *** *** *** *** *** *** ***

Hırkanın ne suçu var, sen ol yola girmezsen.

Var git yolunda yürü, er yolu kalmaç değil.

*** *** *** *** *** *** *** *** *** *** *** *** ***

Derviş Yunus bilene, marifetlerin söyler.

Yoldakiyle yoldadır, gayriye yoldaş değil.

Kaynak: Miftâhu’l-İrşâd

Sabah Namazını İlk Defa Cennetten Çıkarılınca Adem (as) Kılmıştır

Yorum bırakın

hqdefault

Sabah namazının vakti ufukta meydana gelen ağartıdan başlayarak güneşin doğumuna kadardır. Şöyle ki; sabaha karşı evvela doğu tarafına yukarıdan aşağıya bir beyazlık gelir. Sonra o beyazlık giderek tekrar bir karanlık gelir. Ondan sonra ufkun her tarafına yayılır. İşte bu ikinci beyazlık ile sabah namazının vakti girer. Güneş doğmasıyla vakit çıkar. Bu vakitten sonra namaz kazaya kalmış demektir.

Bu mübarek namazı ilk defa Hz. Adem (as) kılmıştır. Şeytan aleyhillâne cennete girdi ve Allah tarafından gönderildiğini söyleyerek Hz. Havva validemizi yasak olan yemişten yemesi için kandırdı. Bunun üzerine Cenâb-ı Hak, Adem (as)’ın cennetten çıkmasını emretti. Adem (as) cennetten çıktığında çok karanlıktı. Şaşkına dönen Adem (as)’ın Allah’a namaz kılarak secde etmek ve tevbe etmek aklına geldi. Bir rekat namaz kılınca aydınlığa erdi. Bunun üzerine şükren bir rekat daha kıldı. İşte bu namaz Hz. Adem (as)’a nafile iken, bizim Peygamberimize ve O’nun şerefli ümmetine farz olmuştur.

Sabah namazı iki rekat farz, iki rekat sünnet olmak üzere dört rekattır. Önce sünnet, sonra da farz kılınır.

Kaynak: Miftâhu’l-İrşâd

Older Entries

%d blogcu bunu beğendi: