Aşure Gününde Yalvarış

Yorum bırakın

rengarenk laleler

Veda haccında, Arafat esnasında, Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) efendimiz konuşurken bir kişi elini kaldırıp söz istedi, Efendimiz de söz talebini kabul etti. O kişi: ‘Ey Alemlerin Rabbi, biz dilemesini bilmiyoruz, fakat sen vermesini iyi bilirsin.’ dedi. Oradan ayrılırken Peygamber (sallallâhu aleyhi ve sellem): ‘O kişiyi bulup bana getirin.’ dedi. O kişi Peygamber (sallallâhu aleyhi ve sellem) efendimizin yanına gelince: ‘Ey insanlar! Cennetlik görmek isterseniz bu şahsın yüzüne bakın. O, öyle bir talepte bulundu ki, talebi kabul olduğu gibi Cenneti de hak etti.”

Ey Rabbimiz! Böylesi kadri yüce kullarının hürmetine Aşure günümüzü mübarek eyle.

Ey Rabbimiz! Dileği kabul olunan sevgili kullarının hürmetine bizleri af ederek bağışla.

Ey Rabbimiz! Aşure gününde kurtulanlar hürmetine bizleri de maddi ve manevi kirlerden kurtar.

Senin ilk kulun, ilk peygamberin, insanlığın ilk babası bir zelle yüzünden derin üzüntüye düşüp ‘Ya Rabbi, bu halimde kalır ebedi hüsran içinde olursam vay halime. Rabbim! Nefsime zulmettim. Sen affedicisin, affetmeyi çok seversin, affeyle Ya Rabbi!’ deyip affa uğradığı gibi bizleri de affa uğrat Ya Rabbi!

Kulun ve peygamberin Nuh Aleyhisselâm’ı selamete çıkardığın gibi bizleri de hem dünyamızda hem de ahiretimizde saadete ulaştır Ya Rabbi!

Kulun ve halilin İbrahim Aleyhisselâm’ı canilerin şerrinden muhafaza ettiğin gibi bizleri de günah kirlerinden arındır Ya Rabbi!

Kulun ve peygamberin İsmail Aleyhisselâm’ı bıçağın altından, yerine vekaleten koç gönderip bağışladığın gibi bizleri de isyan, nisyan kirlerinden koru Ya Rabbi!

Kulun ve peygamberin Musa Aleyhisselâm’a zatınla tecelli edince ‘Görün de göreyim!’ dediği zaman ‘Bu hale takat getiremezsin, karşıki dağa bak ey Musa.’ buyurdun. Celâline dağ takat getiremeyip tuz buz olunca Musa Aleyhisselâm sayha edip baygın düştü. Allah’ın rahmeti ulaşınca hem kendini, hem eşini, hem de çocuklarını selamete erdirdiğin gibi bizleri de düşmanların şerrinden muhafaza eyle Ya Rabbi!

Kulun ve peygamberin İsa Aleyhisselâm’ı kavmi rahatsız etti. Senin yüce rahmetin imdadına yetişti, semaya çıkardı. Ey Rabbimiz, bizlerin bunca günah kirleri var. O imdattan bizleri de hissedar eyle Ya Rabbi!

Kulun, peygamberin, habibin Muhammed Mustafa (sallallâhu aleyhi ve sellem) efendimiz Taif’te nasıl darda kalıp Cebrâil Aleyhisselâm imdadına yetişip ‘Emret Ya Muhammed Aleyhisselâm, şu dağları birbirine kavuşturayım.’ dediği zaman ‘El-aman ya Rabbi, bunlar peygamberlerini bilmiyorlar. Gün gelir burada senin ismin yâd edilir. Bağışla!’ diye yalvarmasından bizleri de faydalandır Ya Rabbi!

Hazreti Meryem anamız, Asiye anamız, Haticetü’l-Kübra anamız, Hayrunnisâ Fatımatü’z-Zehra anamız hürmetine, bizleri günah kirlerinden temize çıkar Ya Rabbi!

‘Ey Muhammed Aleyhisselâm, sana cennetin gençlerini bildireyim mi?’ diyen Cebrâil Aleyhisselâm’a ‘Evet, öğreneyim ya Cebrâil.’ dediğinde, Cebrâil Aleyhisselâm: ‘Bunlar; biri ağzından, diğeri boğazından şehit olacaklar. Topraklarını koklamak ister misin?’ diyerek şeref üstüne şeref kazanan Hasan Müsenna, Hüseyin Şehid-i Kerbela hürmetine, Aşure günü hürmetine bütün inananları bağışla Ya Rabbi!

‘Gel ey mahbubum. Cennetime gir, nimetlerimle seni ağırlayayım.’ diyen Hazreti Allah’a cevaben: ‘Ben tek başıma cenneti, nimeti neyleyim. Bana tâbi olanları da cennetinden, nimetinden hissedar etmedikçe her ikisini de istemem.’ diyen Şah Abdülkadir Geylani hürmetine bizleri de iki cihanda aziz eyle Ya Rabbi!

Resûl-i Kibriyâ efendimizin şefaat-ı uzmâsına ulaşmaya inanan cümle mümin muvahhid kullarını muvaffak kıl Ya Rabbi!

Kaynak: Miftâhu’s-Sâdıkîn

(Amin. Bi-hürmeti seyyidil mürselin ve bi-hürmeti Ta Ha ve Yâsin, velhamdülillâhi Rabbil âlemin, Ves-salatü ves-selâmü alâ rasûlinâ Muhammedin ve alâ âlihi ve sahbihi ecmain. El-Fâtiha..)

Reklamlar

Aşure Gününün Fazileti Ve O Gün Yapılması Gerekenler

Yorum bırakın

beş pembe gül resmi

Aşure günü, diğer ümmetlerin de bayram ettikleri muharrem ayının onuncu günüdür.

Muharrem’in 9. gününden başlayarak 9, 10 ve 11. günlerinde oruç tutmak ramazan orucundan sonra en faziletli oruçtur. Bu günlerde oruç tutmak sünnettir. Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem) de ramazan orucu farz kılınıncaya kadar bu orucu tutmayı ümmetine emretmiştir.

Hazreti Âişe (radıyallâhu anhâ) şöyle demiştir:

“Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) Aşure günü oruç tutar ve o gün oruç tutmayı emrederdi.” (İbni Mâce, h. 1733)

İbni Abbas (radıyallâhu anh) da şöyle demiştir:

“Peygamber (sallallâhu aleyhi ve sellem) Medine’ye hicret buyurduktan sonra oradaki Yahudileri (Aşure günü) oruçlu olarak buldu ve ‘Bu ne orucudur?’ diye sordu. Yahudiler: ‘Bu gün Allah’ın Musa ‘yı (düşmanlarından) kurtardığı ve Firavun’u boğdurduğu gündür. Musa (as), (Allah’ın bu lütfuna) şükür olarak bu gün oruç tutmuştur.’ dediler. Peygamber (sallallâhu aleyhi ve sellem) de: ‘Biz Musa (nın sünnetini ihya) ya sizden daha ziyade yakın ve hak sahibiyiz.’ buyurdu. O gün oruç tuttu ve oruç tutmayı da emretti.” (İbni Mâce, h. 1734)

Yahudiler ve cahiliye dönemindeki Araplar da Aşure gününde oruç tuttuklarından, onlara benzememek için sadece Aşure gününde oruç tutmak mekruhtur.

Kişi, Aşure gününde bayram günü gibi ailesiyle bayramlaşmalı, onlarla bir araya gelmeli, aile fertleriyle hediyeleşerek onları memnun etmelidir.

Günün başlangıcında boy abdesti almalıdır.

Gücü yettiğince tevbe ve istiğfarda bulunmalıdır.

O gün içerisinde evinin iaşesi için az da olsa alışveriş yapmalıdır.

Aşure günü hürmetine bol rızık vermesi için Cenâb-ı Hakk’a dua etmelidir.

Gün içinde en az on kişiye selam vermelidir.

En az bir mümine iftar vermelidir.

Kaynak: Miftâhu’s-Sâdıkîn

Muharrem’in 9, 10 ve 11. Günlerinde Oruç Tutmak Ramazan Orucundan Sonra En Faziletli Oruçtur

Yorum bırakın

çay ve hurma

Muharrem’in 9. gününden başlayarak 9, 10 ve 11. günlerinde oruç tutmak ramazan orucundan sonra en faziletli oruçtur. Bu günlerde oruç tutmak sünnettir. Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem) de ramazan orucu farz kılınıncaya kadar bu orucu tutmayı ümmetine emretmiştir.

Kaynak: Miftâhu’s-Sâdıkîn

Muharrem’in İlk On Günü Tavsiye Edilen Namaz

Yorum bırakın

karanlık ve gül

Muharrem’in ilk on günü içinde herhangi bir günde akşam ile yatsı arasında kılınması tavsiye edilen namaz altı rekattır.

Her iki rekatta bir selam verilir.

Birinci Bölüm:

Birinci rekatta Fatiha’dan sonra 1 Âyete’l-Kürsî ve 11 İhlâs-ı şerif, ikinci rekatta da Fatiha’dan sonra 10 İhlâs-ı şerif okunur.

İkinci Bölüm:

Birinci rekatta Fatiha’dan sonra 1 Tekâsür ve 11 İhlâs-ı şerif, ikinci rekatta Fatiha’dan sonra 10 İhlâs-ı şerif okunur.

Üçüncü Bölüm:

Birinci rekatta Fatiha’dan sonra 3 Kâfirûn ve 11 İhlâs-ı şerif, ikinci rekatta Fatiha’dan sonra 10 İhlâs-ı şerif okunur.

Namazdan sonra da Allah (celle celâlühû) gönlümüze ne ilham ettiyse öylece dua edilir.

Kaynak: Miftâhu’s-Sâdıkîn

Muharrem’in Birinci Günü Tavsiye edilen Namaz

Yorum bırakın

güller

Bu gün için kılınması tavsiye edilen namaz on rekattır.

Bu namazda her iki rekatta bir selam verilir. Her rekatta Fatiha’dan sonra 10 Âyete’l-Kürsî ve 10 İhlâs-ı şerif okunur.

Namazdan sonra da Allah (celle celâlühû) namaz kılanın gönlüne ne ilham ettiyse öylece dua edilir.

Kaynak: Miftâhu’s-Sâdıkîn

 

Aşure Günü Tavsiye Edilen Namaz

Yorum bırakın

eski yıllarda Kabe

Bu namaz dört rekattır.

Allah rızası için namaza niyet ettikten sonra:

Birinci rekatta Fatiha’dan sonra 1 Kadir sûresi

İkinci rekatta Fatiha’dan sonra 1 Zilzal  sûresi

Üçüncü rekatta Fatiha’dan sonra 1 Tekâsür sûresi

Dördüncü rekatta Fatiha’dan sonra 1 Kafirun ve 1 İhlâs-ı şerif okunarak kılınır.

Namazdan sonra da Allah (celle celâlühû) gönlümüze ne ilham ettiyse öylece dua edilir.

Kaynak: Miftâhu’s-Sâdıkîn

Muharrem Ayı Ve Aşure Gününün Fazileti

Yorum bırakın

pembe orkide

Müslümanların yeni senesi, kameri ayların birincisi olan muharrem ayı ile başlar. Bu ay hicret ve bayram ayıdır. Muharrem ayı, Kur’ân-ı Kerim’de kıymet verilen haram aylar (muharrem, recep, zilkade ve zilhicce) olarak anılan dört aydan biridir.

Aşure günü ve gecesi muharrem ayının en kıymetli zamanlarındandır. İnsanlık tarihi için önem arz eden birçok olay muharrem ayında ve aşure  gününde vuku bulmuş, Allahu Teâlâ peygamberlerini büyük sıkıntılardan bu günde kurtarmış, birçok duayı aşure günü kabul buyurmuştur.

Arş-ı Âlâ, Kürsî, Levh-i Mahfuz, yedi kat sema ve dünya Aşure gününde yaratılmıştır.

Adem Aleyhisselâm’a bugünde hayat verilmiştir.

Hazreti Adem ile Havva annemizin tevbeleri bu ayda kabul olmuş, yine yeryüzünde buluşmaları bu ayda gerçekleşmiştir.

Hazreti Nuh Aleyhisselâm’ın tufandan kurtulması Aşure gününde olmuştur.

Hazreti İbrahim ve İsmail Aleyhisselâm’a koç bugünde indirilmiştir.

İdris Aleyhisselâm, semaya bu günde yükseltilmiştir.,

Musa Aleyhisselâm, Firavun’un zulmünden bu günde kurtulmuştur.

Yunus Aleyhisselâm, balığın karnından bu günde kurtulmuştur.

Eyyûb Aleyhisselâm, bu günde hastalığına şifa bulmuştur. 

Hazreti Musa ve İsa Aleyhisselâm bu günde doğmuştur.

Peygamber (sallallâhu aleyhi ve sellem) efendimizin Mekke’den Medine’ye hicreti bu ayda gerçekleşmiştir.

Kaynak: Miftâhu’s-Sâdıkîn

Teheccüd Namazının Fazileti

Yorum bırakın

şık bir gül

Allahu Teâlâ Kur’ân-ı Kerîm’de şöyle buyurur:

“(Habibim ya Muhammed!) Gecenin bir vaktinde kalkıp kendine mahsus nafile bir ibadet olarak da namaz kıl ki, (Kur’ân ile teheccüd namazı kıl) Rabbin seni (övülmüş bir makama, şefaat makamı olan) Makam-ı Mahmûd’a yükseltsin.” (İsrâ, 79)

İslamın ilk zamanlarında gece namazı kılmak için kalkmak hem Hazreti Peygamber (sallallâhu aleyhi ve sellem)’e, hem de müminlere farz idi. Beş vakit namaz farz kılınınca teheccüd namazının hükmü sünnet oldu. Peygamber (sallallâhu aleyhi ve sellem) efendimiz hakkında ise farziyeti sabit kaldı. Peygamber (sav) efendimiz teheccüd namazına devam ederlerdi.

Yatsı namazından sonra daha uyumadan veya çok az bir miktar uyuduktan sonra kılınan namaza salat-ı leyl, yani gece namazı denir. Gecenin ilerleyen vaktinde uykudan kalkıp kılınan namaza ise teheccüd namazı denir.

Bu namaz iki rekattan sekiz rekata kadardır.

Her iki rekatta bir selam verilmesi efdaldir.

Peygamber (sallallâhu aleyhi ve sellem) efendimiz muhtelif hadis-i şeriflerde gece namazını ve gece uykudan kalkarak teheccüd kılınmasını tavsiye etmiş ve bu namazın fazileetini müjdelemiştir:

“Size geceleyin kalkmayı tavsiye ederim; çünkü o, sizden önce yaşayan salihlerin adetidir. Rabbinize yakınlık (vesilesi) dir. Günahlardan koruyucudur, kötülüklere kefarettir, bedenden hastalığı kovucudur.”

“Sizden biriniz uyuyunca şeytan ensesine üç düğüm atar. Her düğümü atarken  düğüm yerine eliyle vurarak ‘Üzerine uzun bir gece olsun, yat.’ dileğinde bulunur. Adam uyanır ve Allah’ı zikrederse bir düğüm çözülür, abdest alacak olursa bir düğüm daha çözülür, namaz kılarsa bütün düğümler çözülür ve böylece canlı ve hoş bir hâlet-i ruhiye ile sabaha erer. Aksi halde habis ruhlu (içi kararmış) ve uyuşuk bir halde sabaha erer.”

“Gece ibadet etmenin değeri Allah (celle celâlühû) katında çok yüksektir.”

“Teheccüd namazı kabir gecelerinde ve berzah karanlığında ışık olur.”

“Teheccüd namazı kabirde arkadaştır.”

“Teheccüd namazı mümini Allah’a yakınlaştırır, Allah’ın rahmetini celb eder, kötülüklere, günahlara kefaret ve örtü olur.”

“Teheccüd  namazı kötülüklerden ve günahtan alıkoyar.”

“Teheccüd namazı kılmak üzere gece kalkan insan, gönlü rahat olarak sabahlar.”

Gece namaz kılarken uyku galebe çalsa dahi sevabı yazılır ve uykusu sadaka hükmüne geçer.”

“Cenâb-ı Hak Kur’ân-ı Kerîm’de; Namazın kötü ve çirkin işlerden koruyacağını (Ankebut, 45), iyi amellerin kötü amelleri gidereceğini (Hud, 114) vaat etmektedir.”

“Gece namazı kılmak bedenden hastalıkları çıkarır, sıhhate vesile olur.”

“Kişi gece kalkıp da Allah’ı zikredince gaflet düğümü çözülür, abdest alınca necaset düğümü çözülür, namaz kılınca tembellik düğümü çözülür.”

Peygamber (sallallâhu aleyhi ve sellem) efendimiz, Ebu Hüreyre (radıyallâhu anh)’ın şahsında ümmetine hitaben şöyle buyurmuşlardır:

“Ya Ebâ Hüreyre! Eğer hayattayken, ölünce, mezarda ve yeniden dirilince Allah’ın rahmetinin seninle birlikte olmasını istiyorsan geceleyin Allah rızası için kalk, namaz kıl. Ya Ebâ Hüreyre! Evinin köşelerinde namaz kılarsan evinin aydınlığı gökte takımyıldızları gibi ve dünya halkı için de yıldız gibi olur.”

Peygamber (sallallâhu aleyhi ve sellem) efendimiz, kulluğun en yüksek mertebesinde idi. Buna rağmen O, teheccüd namazına ömür boyu devam etmiştir. Gece kalkar, ayakları şişene kadar namaz kılardı.

“Ya Resûlallah! Allah senin geçmiş ve gelecek günahlarını affetti. Kendini niçin bu kadar yoruyorsun, denildiğinde, Allah’a layık bir kul olmayayım mı, cevabını vermişlerdir.”

Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) efendimiz böyle yaparsa bizim kulluk vazifemiz elbette daha fazla olmalıdır. Bunca nimetleri yiyip içmekteyiz, sıhhat ve afiyetteyiz, Cenâb-ı Hak bizlere nice mal mülk vermiş. Niçin bunlara bir şükür ifadesi olarak geceleri kalkıp iki rekat olsun namaz kılmayalım?

Cenâb-ı Hak, böyle faziletli nice ibadetleri yapmayı Ümmet-i Muhammed’e nasip eylesin. Âmin..

Kaynak: Miftâhu’s-Sâdıkîn

Kurban Kesmenin Sevabı

Yorum bırakın

üç koyun

Hazreti Âişe (radıyallâhu anhâ)’den rivayet edildiğine göre Peygamber (sallallâhu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur:

“Ademoğlu Kurban Bayramı günü Allah (celle celâlühû) katında kan akıtmaktan daha sevimli hiçbir amel işlememiştir. Şüphesiz o (yani kesilen kurban), Kıyamet günü boynuzları, tırnakları ve kıllarıyla gelir. Şüphesiz kurbanın kanı da yere düşmeden önce, Allah (celle celâlühû) katında kabul olunur.  Artık (sevabı böyle olunca), gönülleriniz kurban (kesmek sebebi) ile (sıkıntılı değil) hoş olsun.” (İbni Mâce, h.3126)

Zeyd bin Erkam (radıyallâhu anh) şöyle demiştir:

“Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem)’in ashabı: ‘Ya Resûlallah! Şu uhdiyyeler (bayramda kesilen kurbanlar) nedir?’ dediler. Resûl-i Ekrem (sallallâhu aleyhi ve sellem): ‘Babanız İbrahim’in sünnetidir.’ diye cevap verdi. Sahabiler: ‘Peki, kurbanlarda bizim için ne (sevap) var ya Resûlallah?’ dediler. Resûl-i Ekrem (sallallâhu aleyhi ve sellem): ‘Her kıla karşılık bir hasene var.’ buyurdu. Sahabiler: ‘Ya yün (yani kesilen kurban koyun-kuzu olunca sevap nasıl?)’ dediler. Resûl-i Ekrem (sallallâhu aleyhi ve sellem): ‘Yünden her taneye karşılık bir hasene (var) dır.’ buyurdu. (İbni Mâce, h.3127)

Kaynak: Miftâhu’s-Sâdıkîn

Kesilen Kurbanın Sevabı Ev Halkının Hepsine Şamildir

Yorum bırakın

evdeki güller ve laleler

Bir kısım ailelerde kurban kesimi ile ilgili rahatsızlıklar yaşandığı bilinmektedir. Özellikle evin hanımefendisi tarafından: “Neden benim adıma da kurban kesilmiyor, hep evin beyi adına kesiliyor?” diye tatsızlık çıkarılmakta ve olumsuz durumlar yaşanmaktadır. Bu, yanlış bir anlayıştır. Çünkü gelir sahibi ve adına kurban kesilen kişi ister evin hanımı, ister evin beyi olsun kesilen kurbanın sevabı ev halkının hepsine şamildir. Hatta teşrik tekbirleri okuma günlerinde veya öncesi gününde ana rahmine düşen çocuk dahi bu sevaptan nasibini alır.

Kaynak: Miftâhu’s-Sâdıkîn

Older Entries

%d blogcu bunu beğendi: