Oruç Tutmanın Yasak Olduğu Günlerin Başında Bayram Günleri Gelir

Yorum bırakın

hurma ve fener

Dinimizde oruç tutmanın emredildiği ve tavsiye edildiği günler olduğu gibi, oruç tutmanın yasaklandığı veya hoş karşılanmadığı günler de vardır. Oruç tutmanın hoş karşılanmayışının çeşitli sebepleri bulunmaktadır.

Ebu Saîd Hudrî (radıyallâhu anh)’tan rivayet edilmiştir:

“Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) fıtır günü (ramazan bayramının ilk günü) ve Ramazan Bayramı günü oruç tutmaktan nehyetmişlerdir.” (İbni Mâce, h.1721)

Ebu Ubeyd ( Sa’d bin Ubeyd) radıyallâhu anh) demiştir ki:

“Ben, Kurban Bayramı’nda Ömer bin Hattab (ra)’ın beraberindeydim. Önce bayram namazını kıldı, sonra (okuduğu hutbede):

‘Şüphesiz Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem), şu fıtır ve Kurban günü orucundan nehiy buyurmuştur. Fıtır günü, ramazan orucunuzu bıraktığınız gündür. Kurban günü de, kurbanlarınızın etini yediğiniz gündür.’ dedi.” (İbni Mâce, h.1722)

Her iki hadis-i şerif, iki bayram günlerinde oruç tutmanın yasaklığına delâlet eder. Bu günlerde adak, kaza, kefaret ve nafile oruç tutulmaz.

Oeuç tutmanın yasak olduğu günlerin başında bayram günleri gelir. Peygamber (sallallâhu aleyhi ve sellem) efendimizin oruç tutulmayacağını bildirdiği zamanlardan birisi Ramazan Bayramı’nın birinci günüdür (Buhari, Savm, 67). Ramazan bayramının birinci gününde oruç tutmak tahrimen mekruhtur. Ramazan Bayramı, bir ay boyunca tutulan farz orucun arkasından verilen bir iftar ziyafeti hükmündedir. Bu anlamdan ötürü ona Fıtır bayramı da denilmiştir. Böyle toplu iftar gününde oruçlu olmak, Allah (celle celâlühû)’nün ikramına katılmamak manasına gelir ki, bunun da edep dışı olduğu ortadadır.

Kaynak: Miftâhu’s-Sâdıkîn

Reklamlar

Şevval Ayı Orucu

Yorum bırakın

hurmalar ve yeşil yaprak

Kameri aylardan onuncusu olan şevval ayının 1, 2 ve 3’üncü günü Ramazan Bayramı günleridir. Ramazandan sonra altı gün oruç tutmak müstehaptır. Bu oruçların bayramın hemen arkasından peş peşe tutulması daha faziletli olmakla beraber, ay içinde aralıklı olarak tutmak da mümkündür. Kaza veya adak oruçlarının bu günlerde tutulması da aynı sevabın elde edilmesine vesile olur.

Ayrıca her kameri aydan üç gün oruç tutmanın, bunu da özellikle her ayın 13, 14 ve 15’inci günlerinde yapmanın müstehap olduğu; haftanın pazartesi ve perşembe günleri oruç tutmanın da teşvik edilmiş bir ibadet olduğu unutulmamalıdır.

Kaynak: Miftâhu’s-Sâdıkîn

 

Ramazan Bayramında Görevlerimiz

Yorum bırakın

Kız Kulesi

İbni Mesud (radıyallâhu anh)’tan rivayet edildiğine göre Peygamber (sallallâhu aleyhi ve sellem) efendimiz şöyle buyurmuştur:

“Kullar oruçlarını tutup bayrama çıktıklarında Allah şöyle buyurur: ‘Ey meleklerim! Her amel yapan ecrini ister. Benim oruçlarını tutmuş kullarım da bayrama çıkmışlar ve kazançlarını istemektedirler. Siz şahit olun, ben onları mağfiret ettim.’ Bir münadi onlara: ‘Ey ümmet-i Muhammed! Yerlerinize dönünüz, sizin günahlarınız sevaba çevrildi.’ der.” 

Vehb ibni Münebbih (radıyallâhu anh) rivayet etmiştir; Peygamber (sallallâhu aleyhi ve sellem) efendimiz buyurdu ki:

“Her bayram gecesinde şeytan aleyhilla’ne feryat eder. Adamları ona: ‘Efendimiz ne oldu sana, seni ne öfkelendirdi, biz müteessir oluyoruz?’ derler. Şeytan: ‘Bir şey yok, fakat Allah bu ümmeti bu akşam affetti, mağfiret etti. Size lazım olan şey, bunları şehvet, lezzet, içki ile meşgul kılmanızdır. Ta ki, Allah onlara buğz edinceye kadar.’ der.”

Bu bakımdan akıllı insan gerek bayramlarda gerekse bayramlardan sonra kendisini yüce Rabbimizin men ettiği şeylerden ve hallerden uzak tutmalıdır. Günahlardan temizlenmeli ve temiz kalmaya gayret etmelidir. Ramazan Bayramı sabahı erkenden kalkılmalı, gusül abdesti alınmalı, en güzel kıyafetler giyilmeli ve güzel kokular sürülerek bayram namazı için camiye gidilmelidir.

Ramazan Bayramı’nda, bayram namazı için camiye gitmeden evvel az miktarda tatlı bir şey yenir. Camiye giderken ve gelirken kendi işiteceği bir sesle tekbir okunur.

Bayram boyunca müminlere karşı güler yüzlü olunmalı, selamlaşarak bayramları tebrik edilmeli, akrabadan büyük olanlar veya evinden çıkma imkanı olmayanlar ziyaret edilmeli, ihtiyaç sahibi olanlara yardım edilerek sevindirmeli, küskünlükler giderilmeli, dargın olanlar barıştırılmalı, anne-baba tarafından geçmişlerin kabirleri ziyaret edilmeli, çocuklara hediyeler verilerek sevindirilmelidir.

Kaynak: Miftâhu’s-Sâdıkîn

Ramazan Bayramı Arefe Günü Ve Gecesi

Yorum bırakın

tek bir güzel gül

Ebu Ümâme (radıyallâhu anh)’den rivayet edildiğine göre Peygamber (sallallâhu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur:

“Kim sevabını Allah’tan umarak (ve sırf O’nun rızası için) Ramazan ve Kurban Bayramı’nın iki gecesini ibadetle ihya ederse kalplerin öldüğü gün onun kalbi ölmeyecektir.” (İbni Mâce, 1782)

Duaların müstecap olduğu vakitlerden biri de Ramazan Bayramı Arefe günü ve bayram gecesidir. Bu gece ibadet, dua ve zikirle ihya edilmelidir.

Zira Allahu Teâlâ buyuruyor ki:

“Senin Rabbin dilediğini yaratır ve seçer.” (Kasas, 68)

Nitekim Allah Azze ve Celle, her şeyden dört şeyi, onlardan da birini seçmiştir:

Meleklerden Cebrâil Aleyhisselâm’ı,

Peygamberlerden Hazreti Muhammed (sav)’i,

Mescitlerden Mescid-i Harâm’ı,

Mekanlardan Mekke-i Mükerreme’yi,

Dağlardan Tûr-i Sinâ’yı,

Nehirlerden Fırat’ı,

Aylardan recep, şaban, ramazan ve muharrem’i,

Gecelerden Berat, Kadir, cuma ve bayram gecelerini,

Günlerden Ramazan ve Kurban Bayramlarını, arefe ve Aşure günlerini; onlardan da arefe gününü seçmiştir.

Rabbim, zikredilen bu günleri ve geceleri hakkıyla ihya eden kullarından eylesin. Âmin..

Kaynak: Miftâhu’s-Sâdıkîn

Ramazan Ayı İçin Tavsiye Edilen Namaz

Yorum bırakın

İstanbul ve cami

Ramazan ayı içerisinde herhangi bir günde kılınabilir.

Dört rekat olan bu namaz bir seferde kılınarak selam verilir.

Buna “niyet ettim ramazan ayında kılınan namaza” diye niyet edilir. 

Her rekatında Fatiha’dan sonra 3 Ayete’l-Kürsî, 3 İhlas-i şerif, 3 Felak ve 3 Nas Sûresi okunur. 

Kaynak: Miftâhu’s-Sâdıkîn

Bir Yıl İçinde Olacakların Kadir Gecesinde Meleklere Bildirilmesi Ve Kadir Gecesi Duası

Yorum bırakın

Mor çiçek

Kadir gecesinde yapılan ibadetlerin sevabı bin aylık ibadetin sevabından üstün olduğu için bu geceye Kadir ismi verilmiştir.

Bu gecede bir yıl içinde olacaklar, insanların karşılaşacağı ölüm, rızık gibi tüm taksimat Allah (celle celâlühû) tarafından ilgili meleklere bildirilir ve her meleğe yapacağı iş için emir verilir.

Kadir gecesi ile ilgili olarak Peygamber (sallallâhu aleyhi ve sellem) efendimiz şöyle buyurmuştur:

“Kim faziletine inanarak ve ecrini umarak Kadir gecesini ihya ederse geçmiş günahları mağfiret olunur.” (Buhari, Teravih 2; Müslim, Salat 25)

Bu gecede çokça kaza namazı kılınması tavsiye edilmektedir. Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) efendimiz Hazreti Âişe (radıyallâhu anhâ)’ya Kadir gecesinde şu duayı çokça okumasını tavsiye buyurmuştur:

Allâhümme inneke afüvvün kerîmün tuhibbül afve fa’fü annî.

Anlamı: Allah’ım! Sen çok affedicisin, ikram sahibisin, affetmeyi seversin, beni de affet.”

Kaynak: Miftâhu’s-Sâdıkîn

Kadir Gecesi Ve İlgili Ayet-i Kerimeler

Yorum bırakın

Hasbünallahi ve ni'mel vekil

Yüce Rabbimizin ramazan-ı şerifin içine gizlediği, özellikle son on günün tek sayılı günlerinde aranması ve ihya edilmesi gereken bir gecedir. Daha ziyade yirmi yedinci gecede ihya edilir. Kadir gecesi, Kur’ân-ı Kerim’de adı zikredilen tek gecedir.

“Hâ mîm. Apaçık olan Kitab’a and olsun ki, biz onu mübarek bir gecede indirdik. Şüphesiz biz insanları uyarmaktayız. Katımızdan bir emirle her hikmetli iş o gecede ayırt edilir. Eğer kesin olarak inanıyorsanız, Rabbinden; göklerin, yerin ve bu ikisi arasındakilerin Rabbinden bir rahmet olarak biz peygamberler göndermekteyiz. O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.” (Duhân, 1-7)

İslam alimlerinin çoğuna göre, ayet-i kerimede sözü edilen mübarek gece Kadir gecesidir. Çünkü Kur’ân-ı Kerim’in indirilmeye başlandığı gecenin Kadir gecesi olduğu Bakara sûresinde işaret yoluyla ve Kadir sûresinde de açıkça belirtilmiştir.

“(O sayılı günler), insanlar için bir hidayet rehberi, doğru yolun ve hak ile batılı birbirinden ayırmanın apaçık delilleri olarak Kur’ân’ın kendisinde indirildiği ramazan ayıdır. Öyle ise içinizden kim bu aya ulaşırsa, onu oruçla geçirsin. Kim de hasta veya yolcu olursa, tutamadığı günler sayısınca başka günlerde tutsun. Allah, size kolaylık diler, zorluk dilemez. Bu da sayıyı tamamlamanız ve hidayete ulaştırmasına karşılık Allah’ı yüceltmeniz ve şükretmeniz içindir.” (Bakara, 185)

“Şüphesiz, biz onu (Kur’ân’ı) Kadir Gecesi’nde indirdik. Kadir gecesinin ne olduğunu sen ne bileceksin! Kadir gecesi bin aydan daha hayırlıdır.” (Kadir, 1-3)

Kaynak: Miftâhu’s-Sâdıkîn

Kadir Gecesinin Alametleri

Yorum bırakın

boğazda cami

Kadir gecesinin alameti şunlardır:

Kadir gecesinin sabahı güneş doğarken bembeyaz ve göz kamaştırmayacak tarzda pak ve tepsi şeklinde görülür. Sebebi de, o gece sabaha kadar çok sayıda melek yere iner ve göğe çıkar.

Kadir gecesi çok sakindir. Ne fazla soğuk, ne de fazla sıcaktır.

Kadir gecesinde sabaha kadar yıldız kayması görülmez.

O gece her şey secde eder. Taberî’nin bir rivayetine göre, o gecede ağaçlar secde edercesine yere eğilir ve doğrulur.

Kaynak: Miftâhu’s-Sâdıkîn

Kadir Gecesi İçin Tavsiye Edilen Namaz

Yorum bırakın

Ya Rabbi

Ramazan ayının yirmi yedinci gecesi olan Kadir gecesine mahsus bir namaz yoksa da en az iki, en fazla bin rekat veya bunların ortası olarak yüz rekat namaz kılınması tavsiye edilir.

İki rekat kılındığında, her rekatta Fatiha’dan sonra 200 ayet-i kerime okunur. Yüz rekat kılınırsa, her rekatta Fatiha’dan sonra Kadir sûresi ve 3 İhlas-ı şerif okunur. Her iki rekatta bir selam verilir.

Bu mübarek gecede mümkün olduğu kadar kaza namazı kılmak efdaldir.

Kaynak: Miftâhu’s-Sâdıkîn

Cennet Bir Sene Boyunca Ramazan Ayının Girmesi İçin Süslenir

Yorum bırakın

güllerden bir demet

İbni Abbas (radıyallâhu anh), Hazreti Peygamber (sallallâhu aleyhi ve sellem)’in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:

“Şüphesiz ki, cennet bir sene boyunca ramazan ayının girmesi için süslenir. Ramazan’ın ilk gecesi olunca Müsire denilen bir rüzgar Arş’ın altından eser. Cennet ağaçlarının yaprağı ve cennet kapılarının halkaları şiddetle sallanır. Bundan dolayı tatlı bir ses işitilir ki, dinleyiciler bundan daha güzelini işitmemişlerdir. Böylece cennet hurileri meydana çıkıp cennetin en yüksek yerinde durarak şöyle seslenirler: “Evlenmek isteyen yok mu? Allah onu evlendirir.”

Sonra huriler derler ki: “Ey cennetin bekçisi! Bu gece nedir?”

Cennet bekçisi saygıyla cevap verip: “Bu gece ramazan ayının ilk gecesidir. Muhammed (sallallâhu aleyhi ve sellem)’in ümmetinden oruç tutanlar için cennetin kapıları açıldı.”

Sonra Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) buyurdu ki:

Allah Azze ve Celle şöyle buyurur: “Ey Rıdvan (cennetin bekçisi), cennetlerin kapılarını aç. Ey Malik (cehennemin bekçisi), cehennemin kapılarını Muhammed (sallallâhu aleyhi ve sellem)’in ümmetinden oruç tutanlara kapat. Ey Cebrâil, yeryüzüne in ve şeytanların azgınlarına kelepçe vurup zincirlerle bağla. Sonra onları denize at ki, sevgili habibim Muhammed (sallallâhu aleyhi ve sellem)’in ümmetinin oruçlarını ifsat etmesinler.”

Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) daha sonra şöyle dedi:

Allah Azze ve Celle, ramazan ayının her gecesinde bir münadiye üç defa şöyle nida etmesini söyler:

“Bir şey isteyen yok mu, isteğini vereyim. Hiç tevbe eden yok mu, tevbesini kabul edeyim. Mağfiret dileyen yok mu, bağışlayayım. Kim fakire değil, zengine (Allah’a); zalime değil, vefakara borç verecek?”

Resûl-i Ekrem (sallallâhu aleyhi ve sellem) devamla şöyle buyurdu:

“Ramazan ayının her gününde iftar anında Allah Azze ve Celle hepsi de cehennemi hak etmiş olan bir milyon kişiyi cehennemden kurtarır. Ramazan ayının son günü olunca Allahu Teâlâ, ayın başından sonuna kadar cehennemden kurtardığı kimselerin toplamı kadarını daha kurtarır. Kadir gecesi olunca Allah Azze ve Celle, Cebrâil (as)’a emreder. Cebrâil (as) meleklerle beraber yanlarında yeşil bir sancakla yeryüzüne inerler. Sancağı Kabe’nin üzerine dikerler. Bu sancağın yüz kanadı vardır. Bunlardan ikisi bu gecenin dışında açılmaz. Cebrâil (as) o iki kanadı bu gece açar ki, bunlar doğudan batıya ulaşır. Cebrâil (as) bu gece melekleri teşvik eder. Onlar da her ayakta durana, oturana, namaz kılana ve zikredene selam verirler. Onlarla musafaha ederler. Yaptıkları dualara “âmîn” derler. Bu iş fecir vaktine kadar devam eder. Fecir doğunca Cebrâil (as): “Ey melekler topluluğu gitmeye hazırlanınız.” der. 

Melekler: “Ya Cebrâil! Allahu Teâlâ, Muhammed  (sallallâhu aleyhi ve sellem)’in ümmetinden olan müminlerin ihtiyaçlarını ne yaptı?” derler. Cebrâil (as) şöyle cevap verir: “Allahu Teâlâ, bu gece onlara rahmet nazarıyla baktı. Onları affedip bağışladı. Ancak dört grup hariç.”

Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem)’a onların kim olduğunu sorduğumuzda şöyle buyurdu: “İçki içmeye devam eden, ana-babasına asi olan, akrabalık bağlarını gözetmeyen ve müşahin.” Ya Resûlallah, müşahin nedir, dedik. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) de: “İnsanlar arasındaki dostluk bağlarını kesen, fitne ve fesat çıkartan kimsedir.” buyurdu.

Bayram gecesi olunca bu geceye mükafat gecesi ismi verilir. Bayram sabahı olunca Allah Azze ve Celle melekleri her memlekete gönderir. Melekler yeryüzüne inerler, sokak başlarını tutup insanların ve cinlerin dışındaki bütün yaratıklara işittirecek bir sesle bağırıp: “Ey Muhammed ümmeti! Çok ihsan eden ve büyük günahları bağışlayan Rabbinizin huzuruna çıkınız.” derler.

Onlar namazgahlarına çıkınca Allah Azze ve Celle, meleklere hitaben: “İşini yapan işçinin mükafatı nedir?” buyurur.  Melekler: “Ey Yüce Allah’ımız ve Mevlâ’mız! Onun mükafatı, ücretini tam vermendir.” derler.

Bunun üzerine Allahu Teâlâ: “Ey Meleklerim! Sizi şahit tutuyorum ki, ben onlara Ramazan ayındaki oruçlarının ve namazlarının sevabı olarak rızamı ve mağfiretimi verdim. Ey kullarım! Benden isteyiniz. İzzetim ve celalim hakkı için bugün benden ahiretiniz için biriktirmek üzere ne isterseniz onu mutlaka veririm. Dünyanız için istediğiniz şeyde de size bakarım. İzzetim hakkı için, siz beni gözettiğiniz müddetçe ben de sizin hatalarınızı örterim. İzzetim ve celalim hakkı için hak sahipleri ve idareciler önünde sizi rezil ve rüsva etmem. Siz beni razı ettiniz. Ben de sizden razı olduğum halde bağışlanmış olarak dönünüz.” buyurur. Melekler sevinir ve ramazanın sonunda iftar ettiklerinde Allah Azze ve Celle’nin bu ümmete vereceği mükafatı müjdelerler.” (Terğib ve Terhib, h.23; İbni Hibban, Kitabu’s-Sevab; Beyhaki)

Oruçlunun iki sevinci vardır: Birincisi iftar vakti yaklaşırken sevdiği yemeklere kavuşmak için heyecanlandığı sıradadır. İkincisi de Cenâb-ı Hakk’ı görme anındaki heyecanıdır. Yüce Mevla’mız vaat edilen bu şerefe ermeyi nasip eyleye. Âmin.

Kaynak: Miftâhu’s-Sâdıkîn

Older Entries

%d blogcu bunu beğendi: