Kelime-i Tevhid, Açık Veya Gizli Şirkten Kalbi Pak Eder

Yorum bırakın

Havatır, çoğunlukla göz ve kulak vasıtası ile kalbe girer. Gönlün havatırdan kurtulabilmesi için salik, beş duyu organını dış alemle ilgilenmekten kurtarmalıdır. Mürşidinin emrettiği işlerle meşgul olmalıdır. Kelime-i tevhid ve istiğfar ile kalbini masivadan boşaltarak Hakk’a teveccüh etmelidir. İnsanlardan uzlet etmeli ve boş konuşmaktan kaçınmalıdır.

Kelime-i tevhid, açık veya gizli şirkten kalbi pak eder. Tabiatın zulmetinden ve gaflet perdesinden kişiyi kurtarır ve Hakk’ı müşahedeye vesile olur. Çünkü kelime-i tevhid, nefy ve ispattan mürekkeptir. Nefy ile her türlü perde ve mana mahvolur gider. İspat ile de tecelliyat nuru aşikar olur.

Salik her ne ibadet ederse etsin, onu şevk ve zevk ile yapmalıdır. İbadette nefsini zorlamamalı, bezginlikten sakınmalıdır. Çünkü istemeyerek ve bezgin olarak yapılan ibadet kalbe kasvet ve körlük verir. Nefsi de itaatten uzaklaştırır.

Kaynak: Nübüvvet Ve Velâyet Deryâsından Nasihatler – 1

Dünyanın Her Şeyi Acayip Ve Gariptir

Yorum bırakın

Dünyanın her şeyi acayip ve gariptir; fakat Ademoğlunu beş şeyin mağrur kılması daha da acayiptir.

1- Günlerini lüzumsuz yere geçiren ihtiyaç sahibine taaccüp ederim.

2- Dilini bülbül gibi kullanan insanın nefsine uyup da Kur’an okumamasına ve zikir yapmamasına şaşarım.

3- Vücudu sağlam olan adamın her ayda üç gün oruç tutmamasına şaşarım.

4- Sabaha kadar yatağında uyuyan fakat gece kalkıp da iki rekat namaz kılmayana şaşarım.

5- Allah’a asi olan ve devamlı günah işleyen insanın sonunu düşünmemesine şaşarım.

Kaynak: Nübüvvet Ve Velâyet Deryâsından Nasihatler – 1

Kişinin Günahı Ne Olursa Olsun Allah’ın Affından Ümit Kesilmemelidir

Yorum bırakın

Allah Azze ve Celle buyurdu ki:

“Allah’ın, (fethedilen) ülkeler halkından Peygamberine verilen ganimetler; Allah, Peygamber, yakınları, yetimler, yoksullar ve yolda kalmışlar içindir. Böylece o mallar, içinizden yalnız zenginler arasında dolaşan bir devlet olmaz. Peygamber size ne verdiyse onu alın, size ne yasakladıysa ondan da sakının. Allah’tan korkun. Çünkü Allah’ın azabı çetindir.” (Haşr sûresi, ayet 7)

Alemlerin rabbi olan Allah (Celle celâlühû) kullarına rahmetinin bir nişanesi olarak şöyle buyurur:

“De ki: Ey kendileri aleyhinde sınırı aşan kullarım! Allah’ın rahmetinden umut kesmeyin. Çünkü Allah bütün günahları bağışlar. Çünkü O çok bağışlayan, çok merhamet edendir.” (Zümer sûresi, ayet 53)

İbni Abbas (Radıyallâhu anh)’tan rivayet edildiğine göre; müşriklerden bir grup Hz. Peygambere gelerek çok cinayet işlediklerini, çok zina yaptıklarını, bundan dolayı kendileri için çıkış yolu olup olmadığını sordular. Bunun üzerine Furkan Sûresi’nin 68 ve devamındaki ayetlerle, yukarıdaki ayet inzal buyurulmuştur.

Hz. Sevban (Radıyallâhu anh)’ın naklettiğine göre, Nebi (Sallallâhu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur:

“Benim için ‘De ki, ey kendi aleyhinde sınırı aşanlar!’ ayeti dünya ve içindeki her şeyden daha sevimlidir. ‘

Bu ayet, şirk dışındaki büyük günahların da tevbe kapsamına girdiğini ifade eder. Ancak bu, günaha teşvik veya günahta ısrar şeklinde anlaşılamaz. Allah’ın rahmeti geniştir. Kişinin günahı ne olursa olsun Allah’ın affından ümit kesilmemelidir.

Kaynak: Nübüvvet ve Velâyet Deryâsından Nasihatler – 1

Boş İşlerle Uğraşan Kişi Verâ Ve Takvadan Uzak Olur

Yorum bırakın

çiçekle dolu kayık

Resûlullah (Sallallâhu aleyhi ve sellem) buyurdu ki:

“Müslüman kardeşini hor görmesi, kişiye kötülük olarak yeter.” (Müslim, Birr 32; Ebu Davud, Edeb 35; Tirmizi, Birr 18; İbni Mâce, Zühd 23)

“Zandan sakının. Çünkü zan, sözlerin en yalan olanıdır.” (Buhari, Vasaya 8, Nikah 45; Müslim, Birr 28, Tirmizi, Birr 56)

Sehl bin Abdullah (Rahmetullâhi aleyh) demiştir ki:

“Kim Allah ve kullar hakkında hep kötü zan besleyerek yaşarsa, imanın lezzetine varamaz. Kim kendini ilgilendirmeyen malayani şeylerde ileri geri laf ederse doğruluktan nasibini alamaz. Boş işlerle uğraşan kişi, verâ ve takvadan da uzak olacaktır. İnsan bunca güzellikten mahrum olunca kendini helak etmiş bilsin. O, elbette ki Allah’ın dostları hanesine yazılmayacaktır.”  (Hilyetü’l-Evliya Sıfatü’s-Safve, c.6, s.62)

Kaynak: Nübüvvet Ve Velâyet Deryâsından Nasihatler – 1

Yatarken Kehf Sûresi’ni Okumanın Fazileti

Yorum bırakın

kıvrık saplı lila çiçek

Ehlullah demişlerdir ki:

Kim ki yatarken Kehf Sûresi’nin tamamını, başından veya sonundan on ayeti okursa Deccal’in şerrinden emin olur. Kim Kehf Sûresi’nin son ayetini okursa (Kul innemâ..) yetmiş yıllık kabul olunmuş dua ve ibadet sevabı alır, bir o kadar da günahı affolunur.

Kaynak: Nübüvvet Ve Velâyet Deryâsından Nasihatler – 1

İyiliği Şiar Edinenlere Müjdeler Olsun!

Yorum bırakın

tek çiçek

Hz. Peygamber (Sallallâhu aleyhi ve sellem) Rabbimiz Teâlâ’dan rivayetle şöyle buyurmuştur:

“Şüphesiz Rabbiniz merhametlidir. Kim bir iyilik yapmaya niyet edip de yapamazsa, ona bir iyilik (sevap) yazılır. Eğer o iyiliği yaparsa, ona o iyiliğin on katından yedi yüz katına kadar sevap yazılır. Kim de bir kötülük yapmak için niyet edip yapmazsa, ona bir sevap yazılır. Eğer o kötülüğü yaparsa, ona bir günah yazılır ya da bir sevabı silinir.” (Hilyetü’l-Evliya Sıfatu’s-Safve, c.5, s.384)

Bu konuda Rabbimiz şöyle buyurmuştur:

“Kim bir iyilik yaparsa ona on katı vardır. Kim de bir kötülük yaparsa, o da sadece o kötülüğün misli ile cezalandırılır ve onlara zulmedilmez.” (En’am Sûresi, ayet 160)

İyiliği şiar edinenlere müjdeler olsun!

“Onlar için Rableri yanında diledikleri her şey vardır. İşte bu, iyilik edenlerin mükafatıdır. Böylece Allah, onların geçmişte yaptıkları en kötü hareketleri bile örtecek ve yaptıklarının en güzeline denk olarak mükafatlarını verecektir. Allah kuluna kâfi değil midir? Seni O’ndan başkalarıyla korkutuyorlar. Allah kimi saptırırsa, artık onun yolunu doğrultacak biri yoktur.” (Zümer Sûresi, ayet 34-36)

Kaynak: Nübüvvet Ve Velâyet Deryâsından Nasihatler – 1

Mevlâ’ya Gönül Verenlere Allah’ın Rahmeti Gökten Yağan Yağmur Gibi Yağar

Yorum bırakın

güller ve su damlaları

Allah Azze ve Celle buyurdu ki:

“Nefse ve ona birtakım kabiliyetler verene, sonra da ona iyilik ve kötülükleri ilham edene yemin ederim ki, nefsini kötülüklerden arındıran kurtuluşa ermiştir, onu kötülüklere gömen de ziyan etmiştir.” (Şems Sûresi, ayet 7-10)

Nefsini kirleten hüsrandadır. Onu arındıran kurtuluşa erer. Nefsini isyan günahları ile kirletenlerin akıbeti helâke doğrudur. O, ömür sermayesini boşa harcamıştır. Kim nefsinin arzularına uyar, Mevla’sının emirlerine isyan ederse cahillerden olur.

Mevla’ya gönül verenlere Allah’ın rahmeti gökten yağan yağmur gibi iner. Çünkü en çok sevilmeye layık olan Allah’tır. Zira Allah, Vedûd ve Velî’dir. Müminleri sever, onları dost edinir.

Nitekim Kur’ân-ı Mübin’de buyurur ki:

“Doğrusu sizin dostunuz bir Allah’tır. O, yardım edeceklerin en hayırlısıdır.” (Âl-i İmrân Sûresi, ayet 150)

Başkasından yardım talep etmeyiniz. Müminler Allah’ın dostlarıdır.

Kaynak: Nübüvvet Ve Velâyet Deryâsından Nasihatler – 1

Tevhidin Esası Üç Şeydedir

Yorum bırakın

tabağın kenarındaki üç pembe gül

Hz. Ömer (Radıyallâhu anh)’ın rivayet ettiği hadis-i şerifte şöyle buyrulmuştur:

“Ben bir söz biliyorum. Kul bu sözü içinden gelerek samimiyetle söylerse Allah, ateşi ona haram kılar. Bu söz Lâ ilâhe illallah’tır.”(Hilyetü’l-Evliya Sıfatu’s-Safve, c.5, s.94)

Azizim!

Allahu Teâlâ’yı rab olarak tanı. O’nu bir olarak ikrar et. O’na hiçbir şeyi ortak koşma. Bil ki, tevhidin esası üç şeydedir:

1- Allah’ın senin rızkına kefil olduğuna itimat etmek.

2- Emrettiği ibadeti yapmaya çalışmak.

3- Günün bir kısmını zikirle geçiren, bütün gününde zikirle meşgul olmuş olur.

Zikrullah; ibadetin özü, kalplerin şifasıdır. Mümini Rabb’ine yaklaştıran, kulun da O’na sevgisini ifade ettiği bir ibadettir. Zikrullah, Resûl-i Ekrem (sav)’in hayatının her anını kuşatmıştır. Bu, mümin için bir örnektir. 

Bu konuyla ilgili olarak buyrulur ki:

“Ben beni zikredenle beraberim.” (Keşfü’l-Hafa, c.1, s.200)

“Öyleyse yüce Rabb’inin adını tesbih et.” (Vakıa Sûresi, ayet 74)

“Öyleyse ulu Rabb’inin adını tenzih ile an.” (Vakıa Sûresi, ayet 96)

“Gecenin bir kısmında ve yıldızların batışından sonra da O’nu tesbih et.” (Tur Sûresi, ayet 49)

Bazı müfessir efendilerimiz bu ayet-i kerime için akşam ve yatsı namazı yorumu yapmışlardır. Kimilerine göre bu vakitlerde “Subhanallâhi ve bi-hamdihi” derken, Medârik Tefsiri “Subhanallâhi ve bi-hamdihi, Subhanallâhi’l-azîm ve bi-hamdihi estağfirullâhe ve etûbu ileyh” şeklinde tefsir etmiştir.

“Rabbine hamd ederek O’nu tesbih et ve O’ndan mağfiret dile. Çünkü O, tevbeleri çok kabul edendir.” (Nasr Sûresi, ayet 3) ayeti de aynı mealdedir.

Kaynak: Nübüvvet Ve Velâyet Deryâsından Nasihatler – 1

Ana Babanın Duası, Peygamberlerin Ümmetlerine Duası Gibidir

Yorum bırakın

iki canlı gül

Adamın biri, Bişri Hâfî (Rahmetullâhi aleyh)’ten nasihat istemiş. Bişri Hâfî (ra) de o kimseye şunları tavsiye etmiş:

“Şöhretten sakın ve helal lokma yemeye gayret et.”

Azizim!

Müminlerin izzeti, yaramaz kişilerden uzak durmaktır.

Onun şerefi, gece namazı kılarak ayakta durmaktır.

Rızaya ermek için şüpheli şeylerden uzak durmaktır.

Her an nefsiyle mücahede ederek nefse galip gelmektir.

Ana-babanın duası, peygamberlerin ümmetlerine duası gibidir. Mümin bunu kaçırmamalıdır.

Dünyayı seven kişi ölümü sevmez.

Ölümü hatırladığın zaman dünyanın güzelliği ve şehveti senden gider. Böyle olan kullara melekler hayran olur. Melekler hayran olursa o kulun amelini yükseklere çıkarır ve Mevla’nın rıza kapısına ulaştırırlar.

Ey mümin; rıza, şüpheli şeylerden sakınmak ve her an nefisle muhasebede bulunmaktır. Çünkü insanlar Allahu Teâlâ’nın büyüklüğünü anlayabilseler, O’na isyan etmezler. Unutmayın ki, gerçek mücahit nefsi ve hevası ile cihat edenlerdir. (İhyâu Ulumi’d-Din, s.618)

Sehl bin Abdullah (Rahmetullâhi aleyh) demiştir ki:

“Nefsin hileleri çoktur. Kul, eğer kendisi ile Allahu Teâlâ arasındaki halini bildikten sonra nefsini Kitabullah’ın ve sünnet-i Resûlullah’ın karşısına koyup hesaba çekiyorsa, işte o zaman nefsinin hilelerinden kurtulur ve Allah’ın elçisine tâbi olur.”

Kaynak: Nübüvvet Ve Velâyet Deryâsından Nasihatler – 1

İmtihan Edilmekten Allah’a Sığınılacak Beş Şey

Yorum bırakın

güller ve beyaz çiçekler

Resûl-i Ekrem (sav) buyurmuştur ki:

“Ey müminler topluluğu, şu beş şeyle imtihan edilmekten Allah’a sığının:

1- Fuhuş açıktan işlenirse, toplumda taun ve daha önce görülmedik (aids gibi) hastalıklar baş gösterir.

2- Ölçü ve tartıda noksanlık yapan millete Allahu Teâlâ geçim sıkıntısı verir ve zalim bir idareciyi onlara musallat eder.

3- Zenginleri zekat vermeyen millete Allahu Teâlâ (şayet hayvanat olmasaydı hiç) yağmur vermez.

4- Allah’a ve Resûlü’ne verdikleri sözü bozan millete Allah başka milletlerden düşmanlar musallat ederek mallarını telef ettirir.

5- İdarecileri, Allah’ın kitabı ile hükmetmeyen milletin içinde kargaşa (anarşi ve terör) çıkar.”

Kaynak: Nübüvvet Ve Velâyet Deryâsından Nasihatler – 1

Older Entries

%d blogcu bunu beğendi: