Kelime-i Şehadeti Her Nefeste Yaşatabilmenin Sırrı

Yorum bırakın

Allah (cc), Muhammed (sav)

“Ey iman edenler! Eğer Allah’tan korkarsanız O size iyi ile kötüyü ayırt edecek bir anlayış verir, suçlarınızı örter ve sizi bağışlar. Çünkü Allah büyük lütuf sahibidir.” 

(Enfâl Sûresi, ayet 29)

Azizim, namaz kılmak günün belirli vakitlerinde, oruç tutmak yılda bir ay, zekat vermek paran ve malın varsa belirli aralıklarla, hacca gitmek sağlığın yerinde ve maddi imkanın varsa ömürde bir defa emrolunmuştur. Kelime-i şehadet ise her nefes emrolunmuştur. Bunu her nefeste yaşatabilmek için de Allah Resûlü (sav) buyurmuştur ki:

“İhlas ile iman eden, kalbini selim, lisanını sadık, nefsini mutmain, bedenini mustakim, kulağını (Hakk’ı) dinleyici, gözünü ibret nazarıyla bakıcı kılan kimse gerçekten felaha ermiştir. Kulak, işittiğini kalbe ileten bir kaptır. Göz, kalbin hıfzedecek olduğu şeyin karargahıdır. Allah’ın (dünya ve ahirete ait işlerin muhafazası için kalbini) bir kap yaptığı kişi kurtulmuştur.” 

(Ramuzu’l-Ehadis, h.4130)

Kaynak: Nübüvvet Ve Velâyet Deryâsından Nasihatler – 1

Hz. Muhammed Aleyhisselâm’ın Ahlakı Müminun Suresi’nin İlk On Ayetinde İfade Edilmiştir

Yorum bırakın

uzun saplı lale

Allah Azze ve Celle buyurdu ki:

“Rahman ve Rahîm (olan) Allah’ın adıyla.

1- Gerçekten müminler kurtuluşa ermiştir.

2- Onlar ki, namazlarında huşu içindedirler.

3- Onlar ki, boş ve yararsız şeylerden yüz çevirirler.

4- Onlar ki, zekatı verirler.

5- Ve onlar ki, iffetlerini korurlar.

6- Ancak eşleri ve ellerinin sahip olduğu (cariyeleri) hariç. (Bunlarla ilişkilerden dolayı) kınanmış değillerdir.

7- Şu halde, kim bunun ötesine gitmek isterse, işte bunlar, haddi aşan kimselerdir.

8- Yine onlar (o müminler) ki, emanetlerine ve ahitlerine riayet ederler.

9- Ve onlar ki, namazlarına devam ederler.

10- (Evet) Firdevs’e varis olan bu kimseler, orada ebedi kalıcıdırlar.” (Müminun Sûresi, ayet 1-11)

Hz. Âişe ded ki: “Eflea’l-müminûn ayetini okumaz mısınız? Hz. Muhammed Aleyhisselâm’ın ahlakı, bu surenin ilk on ayetinde ifade edilmiştir.”

Başka bir rivayette Hz. Âişe-i Sıddıka (Radıyallâhu anhâ) validemize Peygamber (Sallallâhu aleyhi ve sellem) Efendimizin ahlakı sorulduğunda şöyle cevap vermişlerdir:

“O’nun ahlakı Kur’an’dı.”

Bu sözle Resûlullah’ın Kur’an’da beyan olunan yüksek ve övülmüş ahlak ile ahlaklandığı, güzel sıfatlar ile sıfatlandığı, süslenip bezendiği bildirilmiştir. Onda kötülüklerle ilgili hiçbir sıfatın olmadığı ayet ve hadislerde rivayet olunmuştur.

Allahu Teâlâ’nın salât ve rahmeti, karşılıksız sevgi ve yardımı Muhammed (Sallallâhu aleyhi ve sellem)’in üzerine ve O’nun ailesi ve ashabı üzerine olsun. 

Allah’ım, Habîb’inin üzerine Kıyamete kadar her zaman kesintisiz olarak selâm ve salât bahşet.

Kaynak: Nübüvvet Ve Velâyet Deryâsından Nasihatler – 1

Bu Ayet-i Kerimelerdeki Emirleri Hayat Düsturu Edinen Müminler Allah’ın Rızasına Ererler

Yorum bırakın

pastel renkli laleler

Şu ayet-i kerimelerdeki emirleri hayat düsturu edinen müminler Allah (Celle celâlühû)’ın rızasına ererler:

“Her kim sözünü yerine getirir ve kötülükten sakınırsa, bilsin ki Allah sakınanları sever.”  (Âl-i İmrân Sûresi, ayet 76)

“O takva sahipleri ki, bollukta da darlıkta da Allah için harcar, öfkelerini yutar, insanları affederler. Allah da güzel davranışta bulunanları sever.”  (Âl-i İmrân Sûresi, ayet 134)

“Allah da onlara dünya nimetini ve (daha da önemlisi) ahiret sevabının güzelliğini verdi. Allah, iyi davrananları sever.” (Âl-i İmrân Sûresi, ayet 148)

“O vakit Allah’tan bir rahmet ile onlara yumuşak davrandın! Şayet sen kaba, katı yürekli olsaydın, hiç şüphesiz, etrafından dağılıp giderlerdi. Şu halde onları affet, bağışlanmaları için dua et, iş hakkında onlara danış. Kararını verdiğin zaman da artık Allah’a dayanıp güven. Çünkü Allah, kendisine dayanıp güvenenleri sever.” (Âl-i İmrân Sûresi, ayet 159)

“Ey iman edenler! Sizden kim dininden dönerse (bilsin ki) Allah, sevdiği ve kendisini seven müminlere karşı alçak gönüllü (şevkatli), kafirlere karşı onurlu ve zorlu bir toplum getirecektir. (Bunlar) Allah yolunda cihad eder ve hiçbir kınayanın kınamasından korkmazlar (hiçbir kimsenin kınamasına aldırmazlar). Bu, Allah’ın, dilediğine verdiği lütuftur. Allah’ın lütfu ve ilmi geniştir.” ((Mâide Sûresi, ayet 54)

“Sizin dostunuz (veliniz) ancak Allah’tır, Resûlü’dür ve iman edenlerdir; o müminler ki, Allah’ın emirlerine boyun eğerek namazı kılar, zekatı verirler. Kim Allah’ı, Resûlü’nü ve iman edenleri dost edinirse (bilsin ki) üstün gelecek olanlar şüphesiz Allah’ın tarafını tutanlardır.” (Mâide Sûresi, ayet 55-56)

“İman eden ve iyi işler yapanlara, hakkıyla sakınıp iman ettikleri  ve iyi işler yaptıkları, sonra yine hakkıyla sakınıp iman ettikleri, sonra da hakkıyla sakınıp yaptıklarını, ellerinden geldiğince güzel yaptıkları takdirde (bilmeyerek) tattıklarından dolayı günah yoktur. (Önemli olan inandıktan sonra iman ve iyi amelde sebattır). Allah iyi ve güzel yapanları sever.” (Mâide Sûresi, ayet 93)

“”Onun (yani Dırar Mescidi’nin) içinde asla namaz kılma! İlk günden takva üzerine kurulan mescit (olan Kuba Mescidi) içinde namaz kılman elbette daha doğrudur. Onda temizlenmeyi sevenler vardır. Allah da çok temizlenenleri sever.” (Tevbe Sûres, ayet 108)

Not: Dırar Mescidi, münafıkların Medine’de Mescid-i Nebevi’ye karşı yaptırdıkları mescittir. Allah’ın ikazı ile Peygamber (sav) Efendimiz tarafından yıktırılmıştır.

“Rabbinizden bağışlanma dileyin, sonra O’na tevbe edin. Muhakkak ki Rabbim çok merhametlidir, (müminleri) çok sever.” (Hud Sûresi, ayet 90)

“Eğer müminlerden iki grup birbirleriyle vuruşurlarsa aralarını düzeltin. Şayet biri ötekine saldırırsa, Allah’ın buyruğuna dönünceye kadar saldıran tarafla savaşın. Eğer dönerse artık aralarını adaletle düzeltin ve (her işte) adaletli davranın. Şüphesiz ki Allah, adil davrananları sever.” (Hucurat Sûresi, ayet 9)

“Allah, sizinle din uğrunda savaşmayan ve sizi yurtlarınızdan çıkarmayanlara iyilik yapmanızı ve onlara adil davranmanızı yasaklamaz. Çünkü Allah, adaletli olanları sever.” (Mümtehine Sûresi, ayet 8)

“Allah, kendi yolunda kenetlenmiş bir yapı gibi saf bağlayarak savaşanları sever.” (Saff Sûresi, ayet 4)

Kaynak: Nübüvvet Ve Velâyet Deryâsından Nasihatler – 1

Elli Dört Farz

Yorum bırakın

yeşil saplı pembe laleler

Elli dört farz şunlardır:

1- Allah Teâlâ’yı bir bilip O’nu zikretmek.

2- Helalinden yemek ve içmek.

3- Abdest almak.

4- Beş vakit namaz kılmak.

5- Cünüplükten gusletmek.

6- Kişinin rızkına Allah Teâlâ’nın kefil olduğunu bilmek.

7- Helalinden temiz elbise giymek.

8- Hakk’a tevekkül etmek.

9- Kanaatkar olmak.

10- Nimetlerin mukabilinde Rab Teâlâ’ya şükretmek.

11- Cenâb-ı Bâri’den gelen kazaya razı olmak.

12- Belalara sabretmek.

13- Günahlar için tevbe etmek.

14- İhlas üzere ibadet etmek.

15- Şeytanı düşman bilmek ve şerrinden korunmak için “Eûzü billâhi mineşşeytânirracîm” demek.

16- Kur’an-ı Azîmüşşân’ı delil tutmak.

17- Ölümü hak bilmek.

18- Allah’ın sevdiğini sevmek, sevmediğinden kaçınmak.

19- Anaya babaya iyilik etmek. (İyi hizmet etmek).

20- İyiliği emretmek ve kötülükten sakındırmak.

21- Akrabayı ziyaret. (Akraba gelmese de ona gitmek).

22- Emanete hıyanet etmemek.

23- Günahtan kaçınıp ibadetle meşgul olmak.

24- Allahu Teâlâ’dan korkup ferahı terk etmek.

25- Allah’a ve Resûlü’ne itaat etmek. (Peygamberleri ve evliyâullahı sevmek).

26- Ulûlemre itaatkar olmak.

27- Aleme ibret nazarıyla bakmak.

28- Tefekkür etmek.

29- Dili çirkin sözlerden korumak.

30- Kalbi (şirkten ve kötü huylardan) temizlemek.

31- Hiç kimseyi alaya almamak.

32- Harama bakmamak.

33- Sözünde sadık olmak.

34- Kulağı münkirat dinlemekten men etmek.

35- İlim öğrenmek.

36- Ölçü ve tartıyı doğru yapmak.

37- Allah’ın azabından emin olmayıp ondan korkmak.

38- Allah’ın rahmetinden ümidi kesmemek.

39- Fukaraya sadaka vermek ve yardım etmek.

40- Nefsin heva ve hevesine uymamak.

41- Allah için yemek yedirmek.

42- Kifayet miktarı rızık talep etmek.

43- Malının zekatını vermek.

44- Yetimin malını korumak.

45- Beş vakit namazı muhafaza etmek.

46- Hiç kimsenin malını haksız yere yememek.

47- Allahu Teâlâ’ya şirk koşmamak.

48- Hayız ve nifas halinde eşine yakın olmamak.

49- Cemî-i mâsiyetten (bütün günahlardan) kaçınmak.

50- Kibri (büyüklenmeyi) terk etmek.

51- Çocuklara şehvet nazarıyla bakmamak.

52- Zinadan kaçınmak.

53- İçki içmemek, uyuşturucu kullanmamak.

54- Boş yere yemin etmemek.

Kaynak: Nübüvvet Ve Velâyet Deryâsından Nasihatler – 1

 

 

Hasedi Bırakan Mürüvvete Kavuşur

Yorum bırakın

bahçedeki mor laleler

“Kanaat eden, hiç kimseye muhtaç olmaz; uzlet eden selamete erer, hasedi bırakan mürüvvete kavuşur.”

Hasan-ı Basri (ra)

Kaynak: Nübüvvet Ve Velâyet Dünyasından Nasihatler – 1

Allahu Teâlâ’nın Zâtî Ve Subûtî Sıfatları

Yorum bırakın

Allah cc lafzı ve gül

Allahu Teâlâ’nın sıfatları şunlardır:

Zâtî Sıfatları:

1- Vücud: Var olmak.

2- Kıdem: Varlığının evveli olmamak.

3- Bekâ: Varlığının sonu olmamak.

4- Vahdaniyyet: Zat, sıfat, esmâ ve ef’alinde bir olmak.

5- Muhâlefetün lil-havâdis: Yaratılanlardan hiçbir şeye benzememek.

6- Kıyam bi-nefsihî: Kendi zatı ile kaim olup başkasına muhtaç olmamak.

Subûtî Sıfatları:

1- Hayat: Allah’ın hakiki bir hayatla diri olması.

2- İlim: Allah’ın her şeyi bilmesi.

3- Semi’: Allah’ın her şeyi işitmesi.

4- Basar: Allah’ın her şeyi görmesi.

5- Kudret: Allah’ın her şeye gücünün yetmesi.

6- Kelâm: Allah’ın sese ve harfe muhtaç olmadan konuşması.

7- İrade: Allah’ın dilemesi.

8- Tekvin: Allah’ın yaratması.

Kaynak: Nübüvvet Ve Velâyet Deryâsından Nasihatler – 1

Şeytan Kalpten Ayrılmaz

Yorum bırakın

subhanallahi

Müslim bin Yesâr (Rahmetullâhi aleyh) demiştir ki:

“Gösteriş ve tartışmadan kaçınınız. O an; alim insanın tamamen cahilleştiği, şeytanın insanın ayağını kaydırmak için fırsat kolladığı bir andır.” 

Ebu’l-Cevzâ (Rahmetullâhi aleyh) da demiştir ki:

“Nefsim kudret elinde olan Allah’a and olsun, şeytan kalpten ayrılmaz. Öyle ki, o kalbin sahibi Allah’ı zikredemez olur. Görmez misiniz, meclislerinizde birinize gelir, o kişi de gününün çoğunda Allah’ı ancak yemin ederken anar. Ebu’l-Cevzâ’nın canı kudret elinde olana and olsun ki, şeytanı Lâ ilâhe illallah kelamından başka hiçbir şey kovamaz. Sonra şu ayeti okudu:

‘Sen Kur’an’da Rabb’inin birliğini yâd ettiğinde onlar canları sıkılmış bir vaziyette gerisin geriye dönüp giderlerdi.” 

Resûlullah (Sallallâhu aleyhi ve sellem) bir gün yere bir çizgi çizdi. Bu Allah’ın yoludur, dedi. Sonra o çizginin sağına ve soluna çizgiler çizdi. Bunların hepsi şeytanın yoludur, insanları bunlara çağırır, dedi. Sonra da şu ayeti okudu:

‘Şüphesiz bu benim dosdoğru yolumdur. Ona uyun, başka yollara uymayın. Zira o yol, sizi Allah’ın yolundan ayırır.” 

Allah Azze ve Celle buyurdu ki:

“Nefsini temizleyenler gerçekten kurtuluşa ermişlerdir. Rabb’inin adını zikredip namaz kılanlar ve O’na kulluk vazifesini yerine getirenler; saadete, kurtuluşa ve felaha ererler.”

(A’la Sûresi, Ayet 14-15)

Kaynak: Nübüvvet Ve Velâyet Deryâsından Nasihatler – 1

Secde Ayetini Okuyan Veya İşiten Her Mükellefin Secde Etmesi Gerekir

Yorum bırakın

Kuran ve FatihaTilavet secdesi, Kur’ân-ı Kerim’de on dört yerde geçen secde ayetlerinden herhangi birini okumak veya işitmek durumunda yapılan secdedir. Peygamberimizin (sav) şöyle buyurduğu rivayet olunmuştur:

“Ademoğlu secde ayetini okuyup secde edince, şeytan ağlar ve: ‘Vay benim halime! Ademoğlu secde etmekle emrolundu ve hemen secde etti; cennet onundur. Ben ise secde etmekle emrolundum ama secde etmekten kaçındım, bundan dolayı cehennem benimdir.’ diyerek oradan kaçar.”

(Müslim, İman 35, h.133 (81))

Secde ayetini okuyan veya işiten her mükellefin secde etmesi gerekir. Bu secde Hanefilere göre vacip, diğer üç mezhebe göre sünnettir.

Kaynak: Nübüvvet Ve Velâyet Deryâsından Nasihatler – 1

Müminin Kalbi Kaynayan Tencereden Daha Çok Değişikliğe Maruzdur

Yorum bırakın

pembe çiçekten kalp

Resûl-i Ekrem (sav) Efendimiz buyurdu ki:

“Müminin kalbi rahman olan Allahu Teâlâ’nın iki kudret parmakları arasındadır.” Bu münasebetle “Müminin kalbi kaynayan tencereden daha çok değişikliğe maruzdur.

Mümin zaman zaman halden hale girer. Kalbine birtakım olumsuz düşünceler ve vesveseler gelir. Bu mücadele esnasında bazen mizaç bozulur, akıl karışır, beden hastalanır. Yine bu riyazet ve ahlakın güzelleştirilmesi neticesinde ilmi hakikatler keşfolunmazsa, kalbe birtakım fâsid hayaller takılır ve gönül uzun zaman ona bağlı kalır. Kurtuluşa ermeden ömrü de sona erer.

Resûlullah (Sallallâhu aleyhi ve sellem), ölmek üzere olan bir adamı ziyaret etmek için yanına girdi. “Kendini nasıl hissediyorsun?” dedi. Adam: “Hem ümitliyim, hem korkuyorum.” dedi. Resûlullah (sav) şöyle buyurdu:

“Bir kulun kalbinde böyle bir durumda bu iki şey (ümit ve korku) bir araya gelirse  şüphesiz Allah ona umduğunu verir, onu korktuğu şeyden de emin kılar.”

Abdullah el-Müzenî (Rahmetullâhi aleyh) demiştir ki:

“Gökten bir ses gelse ve ‘Sizden ancak bir kişi cennete girecek.’ dense, her bir kulun o tek kişi olabilmek için olanca gücünü sarf etmesi gerekir. Eğer ‘İçinizden ancak bir kişi cehenneme girecek.’ diye seslenilse, herkesin ‘Aman, o kişi ben olmayayım.’ diye kılı kırk yararak hareket etmesi lazımdır.”

Azizim!

Gaflet ikidir:

1- Allah’ın rahmetinden ümidi kesmek, ümitsiz yaşamak.

2- Allah’ın gelecek azabından korkmamak.

Kaynak: Nübüvvet Ve Velâyet Deryâsından Nasihatler – 1

Günahlar İmanı Zayıf Düşürür

Yorum bırakın

sonbahar yaprakları

Resûl-i Ekrem Aleyhissalatü vesselâm buyurmuştur ki:

“Büyük günahlar şunlardır: Allah’a ortak koşmak, ana-babaya itaatsizlik etmek, haksız yere adam öldürmek ve yalan yere yemin etmek.” (Buhari, Tirmizi, Nesâi)

Peygamber (Sallallâhu aleyhi ve sellem) buyurdu ki:

“Bir kimsenin kendi ana babasına sövmesi büyük günahlardandır.’ Ashab-ı kirâm: ‘Ya Resûlallah! İnsan kendi ana babasına hiç söver mi?’ dediler. Efendimiz (Sallallâhu aleyhi ve sellem): ‘Evet, tutar birinin babasına söver, o da onun babasına söver. Birinin anasına söver, o da onun anasına söver.” buyurdu. (Müslim, Tirmizi)

Hüsnü zannı olanın hayatı hoş geçer. Biliniz ki, günahlar imanı zayıf düşürür.

Resûl-i Ekrem (Sallallâhu aleyhi ve sellem) buyurdu ki:

“Ey Huveyb! Ne zaman günah işlersen ardından hemen tevbe et. Bil ki, günahların o zaman affolunur. Çünkü Allah’ın rahmeti senin günahından daha çoktur.”

Allah Azze ve Celle buyurdu ki:

“(Resûlüm!) Kullarıma benim çok bağışlayıcı ve pek esirgeyici olduğumu haber ver.” (Hicr Sûresi, ayet 49)

Hazreti Allah, meleklerine şöyle hitap eder:

“Kulumun amel defterine bakın, benden affolunması için bir talebi var mı?” Melekler kulun amel defterinde “Aman ya Rabbi, beni mağfiret eyle!” diye talep görürlerse: “Evet ya Rabbi, kulun senden mağfiret talebinde bulunmuş.” derler. Cenâb-ı Hak da: “Öyleyse şahit olun, kulumu affettim.” buyurur.

Kaynak: Nübüvvet Ve Velâyet Deryâsından Nasihatler – 1

Older Entries Newer Entries

%d blogcu bunu beğendi: