Hz. Muhammed (sav) Efendimizin Medine’de Karşılanışı

Yorum bırakın

şık bir gül

Hz. Peygamber (sav), Kuba’da cuma namazını kıldıktan sonra Medine’ye hareket etti. Yolun iki tarafı sevgili Peygamberlerini karşılamak için sıralanmış halkla dolu idi. Medineliler adeta bir bayram havası içindeydiler. O büyük misafiri şanına layık şekilde karşılıyorlardı. Peygamber (sav) Efendimiz geçerken sağdan soldan, “Buyurun ya Resûlallah!” diyorlardı. Minimini masum yavrular Peygamber (sav) Efendimizi öven şiirler okuyorlardı. Herkes bu şerefli misafiri evinde konuk etmek istiyor, devesinin yularından tutup “buyurun” diyorlardı. Hz. Peygamber (sav), kimsenin gönlü kırılmasın, mahzun olmasınlar diye aralarında bir tercih yapmadı. Gülümseyerek, “Deveyi kendi haline bırakınız.” dedi.

Deve önce Neccaroğullarından iki yetime ait bir arsaya çöküp hemen kalktı. İkinci olarak Hz. Halid Ebu Eyyub Ensari (ra)’nin evinin yanında çöktü. Hz. Peygamber (sav) de O’nun misafiri oldu. Medineliler akın akın gelerek Hz. Peygamber (sav) Efendimizi ziyaret ettiler.

Dipnot: Halid (ra) Hazretleri İstanbul muhasarasında şehit düşmüştü. Fetihte Akşemseddin (ra) tarafından mezarı bulundu. İstanbul’daki Eyüp Sultan Türbesi budur.

Kaynak: Siyer-i Nebi

Reklamlar

Hz. Peygamber (sav)’in Çocukları

Yorum bırakın

mavi vazodaki güller

Hz. Peygamber (sav)’in aile saadeti doğan çocuklarıyla bir kat daha arttı. Üçü oğlan, dördü kız olmak üzere yedi çocuğu dünyaya geldi. İbrahim’den maada hepsi Hz. Hatice (r.anha)’dan doğdu. 

Erkek çocukları: Kasım, Abdullah ve İbrahim’dir.

Kız evlatları: Zeynep, Rukkiyye, Ümmü Gülsüm ve Fatımaü’z-Zehra’dır. Kasım ilk çocuğudur. Onu pek severdi. Ondan dolayı Peygamberimizin künyesi Ebu’l-Kasım’dır. Kasım ile Abdullah küçük yaşta vefat ettiler. Kızlarının hepsi büyüdü ve onları kendi eliyle gelin etti. En büyük kızı Zeyneb’i Ebu As ile evlendirdi. Hicretten sonra Zeyneb’i kocası salmadığından Mekke’de kaldı. Sonradan o da Medine’ye alındı. Rukkiyye, Hz. Osman ile evlendi, o ölünce Ümmü Gülsüm de Hz. Osman’a vardı. Bundan dolayı O’na Zinnureyn denir. Küçük kızı Hz. Fatıma, hicretten sonra Mekke’de Hz. Ali ile evlendi. Hz. Peygamber (sav)’in sülalesi Ehlibeyt onun neslinden gelmedir. Hz. Fatıma’dan başka bütün evlatları, Hz. Peygamber (sav)’den önce vefat ettiler. Allah (cc) cümlesinden razı olsun.

Kaynak: Siyer-i Nebi

Fazilet Yarışına Davet

Yorum bırakın

yeşil yapraklı gül

Hz. Muhammed (sav), güzel ahlakı tamamlamak için gönderilmiş bir Peygamberdir. Kur’an-ı Kerim O’nun en yüksek ahlak üzere olduğunu haber verir.

Müsteşriklerden William Muir, Hz. Muhammed’in Hayatı adlı eserinde şöyle der:

“Hz. Muhammed hakkındaki bütün dediklerimiz bir nokta üzerinde toplanır. O da: O’nun seciyesinin yüksekliği, ahlakının temizliğidir. Bunlar öyle faziletlerdir ki, o zamanın Mekkelileri arasında pek nadirdi.”

Gerçekten Kureyş o çağda birçok günahlara dalmıştı. Ahlaksızlık bataklıklarında yuvarlanıp gidiyordu. İçki, kumar, zina, riba (faiz), kan davaları almış yürümüştü. İçtimai hastalıklar Araplar’ın bünyesini kemiriyordu. Kutsal saydıkları Kabe’nin etrafında Harem’de bile zevk ve sefa alemi yapıyorlar, içki ve kumar alemleri tertip ediyorlardı. Kureyş’in ileri gelenleri yüz kızartıcı davranışlardan sakınmıyorlardı. Haşimiler’in başlarından sayılan Ebu Leheb, Kabe’de eskiden beri muhafaza olunan altından yapma bir geyik heykelini çalmış ve satıp yemişti. Hz. Peygamber (sav) bunlara karşı fazilet mücadelesi bayrağını açtı. İslamiyet bu gibi kötülüklerin hepsinin karşısına dikiliyordu. O’nun için Kureyşliler, başlangıçtan İslamiyet’e karşı çıktılar. Kur’an-ı Kerim ayetleri nazil olarak onların bu davranışlarını kötüledi, onları şiddetle kınadı. Onlar da düşmanlıklarını artırdılar.

Kaynak: Siyer-i Nebi

Ashab-ı Suffa

Yorum bırakın

arkası dönük derviş

Mescid-i Şerifin bir tarafına, evsiz fakirlerin barınması için bir gölgelik yapıldı. Bunun üstü kapalı ise de, etrafı açıktı. Kimsesiz garipler burada yatar, kalkardı. İş buldukları zaman çalışır, kazanırlardı. Bunlar daima Hz. Peygamber (sav)’in yanında bulunduklarından Kur’an ve hadis dinler, öğrenirlerdi. Burası adeta bir ilim yuvası idi. Ashabın zenginleri bunları gözetirler, yardım ederlerdi.

Kaynak: Siyer-i Nebi

%d blogcu bunu beğendi: