Tasavvuf Yoluna Girmek İsteyen Kişi Ne Yapmalı?

Yorum bırakın

akvaryumdaki balık

Es-Selâmü aleyküm kıymetli kardeşlerim..

Zaman zaman bizlere yöneltmiş olduğunuz bir soru var: Bazı kardeşlerimiz tasavvuf yoluna girmek istediklerini ve bu yolda kendilerine rehber olacak bir kişiye kendilerini yöneltmemizi rica ediyorlar. Biz de kendilerine bu yolun manevi bir yol olduğunu, bu taleplerini Allahu Teâlâ’ya samimiyetle arz ederlerse Rabbimizin kendilerine inşallah yolları açacağını naçizane belirtiyoruz. Rabb’lerine durumlarını arz ederken bu duayı da vesile edebileceklerini ekliyoruz.

Bugün bu yöndeki sorulara genel bir cevap olması bakımından, Pirimiz, Gavsu’l-Azam, Sultanü’l Evliya, eş-Şeyh es-Seyyid Abdülkadir Geylani (ks) Hazretlerinin bu konudaki kıymetli tavsiyelerine kulak verip istifade edelim inşallah.

Buyuruyorlar ki:

“Eğer birisini Allah yolunda sohbetdaş edinmek istersen, herkesin evine çekildiği ve gözlerin uykuya daldığı bir anda güzelce bir abdest al. Sonra namaza dur. Namazın kapısını abdestle aç. Rabbinin kapısını da namazla aç. Namazı bitirince de isteyeceğini isteyerek de ki:

Ey Rabbim! Rehberlerden, senden haber verenlerden, sana ibadet için inzivaya çekilenlerden, halifelerden, nâiblerden hangisi ile sohbetdaş olayım? Hangisini kendime sohbet arkadaşı edineyim?

Kendine Allah yolunda sohbet arkadaşı seçmek hususunda işte böyle dua et, yakar. Şunu unutma ki, Allah kerimdir, kerem ve ihsan sahibidir. Seni boş çevirmez. İsteğine uygun olanı kalbine ilham eder, özüne vahyeder sana açıklar. Kapıları açar. Sana yolu aydınlatır.

Yine unutma ki, arayan ve didinen aradığını mutlaka bulur.

Nitekim, Aziz ve Celîl olan Allah şöyle buyurur:

“Bizim uğrumuzda mücahede edenlere gelince, biz onlara elbette yollarımızı gösteririz.”  (Ankebut Suresi, ayet 69)

Kaynak: Fethu’r-Rabbânî, syf.488-499 / Abdülkadir Geylani (ks)

Reklamlar

Cehennem Halkının Çoğunun Kadın Olmasının Sebebi Nedir?

4 Yorum

kadınlar

Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur:

“Cennete şöyle bir baktım: Cennet ehlinin çoğunluğunu fakirler ve yoksulların teşkil ettiğini gördüm.

Bir de cehenneme bir göz gezdirdim, cehennem ehlinin çoğunluğunun kadınlar olduğunu gördüm.”

“Niye böyle ey Allah’ın Rasûlü?” diye sordular. Rasûlullah (s.a.v): “Küfürlerinden dolayı.” buyurunca:

“Ey Allah’ın Rasûlü, Allah’ı inkar mı ediyorlar?” diye sordular. Rasûlullah (s.a.v) Efendimiz:

“Bunu kast etmedim, onlar kocalarına karşı nankör davranırlar, iyiliği inkar ederler. Bütün yıl onlara iyilik yapsan, bir kere de senden hoşlanmadığı bir şey görseler hemen: “”Senden hiç iyilik görmedim.” derler.” buyurdu.

Kaynak: Ölüm, Kıyamet Ve Diriliş, İmam Şa’ranî (r.a)

Murat Göğebakan Kardeşimizin Ruhuna el-Fatiha

Yorum bırakın

notaligl

Dört yıl önce merhum Murat Göğebakan kardeşimizi bu yazı ile ve üç sene önce de bu ilahisiyle sayfamızda ağırlamışız. Kadiri Tarikatına mensup olduğunu beyan eden kardeşimize Allah’tan rahmet ailesine de sabr-ı cemil diliyoruz. Kadiri tarikatının piri olan Sultanü’l Evliya, Gavsu’l Azam, eş-Şeyh es-Seyyid Abdülkadir Geylani (k.s) Hazretlerinin ve silsile-i meşayıh-ı kiram Efendilerimizin himmetleri üzerine olsun. Kabri cennet bahçesi, makamı cennetin en güzel yerinde olsun. Allahu Teâlâ Hazretleri kendisine affı, merhameti ve şevkatiyle muamele buyursun. Bu yazıya rast gelip de bir Fatiha 3 ihlas-ı şerif okuyup merhumun ruhuna hediye gönderenler de bu duadan hisseyab olsun.

Amin. Bi-hürmeti seyyidi’l mürselin. Ve bi-hürmeti Taha ve Yasin. Velhamdülillahi Rabbil âlemin. Ves-salatü ves-selamü alâ rasûlinâ Muhammedin ve alâ âlihi ve sahbihi ecmaîn..

by ihyaca

Tasavvuf Musikisi

Yorum bırakın

Lâ İlâhe İllallah Muhammedün Rasûlullah

Vakt-i Zikir

Yorum bırakın

Hayy Allah (c.c)..

Şeytanın (neûzübillâhimineşşeytanirracîm) Düşmanları Ve Arkadaşları

Yorum bırakın

ALLAH cc

Vehb b. Münebbih (r.a) şöyle der:

“Allahu Teâlâ (c.c), iblise emretti; Rasûlullah (s.a.v)’a gitmesini, kendisine soracaklarının tümüne cevap vermesini söyledi. Rasûlullah (s.a.v)’a geldiği zaman ihtiyar suretindeydi, elinde ucu demirli bir bastonu vardı.

Rasûlullah (s.a.v) ona sordu:

– Sen kimsin?

“Ben iblisim” deyince; Rasûlullah (s.a.v) ona tekrar sordu:

– Niçin geldin?

Bunun üzerine iblis şöyle dedi:

– Allah Teâlâ sana gelmemi, bana soracaklarının hepsine cevap vermemi emretti.

Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v) şunu sordu:

– Ya Mel’un! Ümmetimden ne kadar düşmanın var?

“On beş tanedir”, dedikten sonra devam etti:

1- Sensin.

2- Âdil idarecilerdir.

3- Mütevazi zengindir.

4- Doğru sözlü tüccardır.

5- Allah’tan korkan âlimdir.

6- Nasihat eden mümindir.

7- Merhametli kalbe sahip olan mümindir.

8- Tevbesinde sabit kalan tevbekârdır.

9- Haramdan sakına kimsedir.

10- Daima abdestli gezen mümindir.

11- Çok sadaka veren mümindir.

12- İnsanlara karşı güzel huylu olan mümindir.

13- İnsanlara faydalı olan mümindir.

14- Daima Kur’an okuyan hafızdır.

15- İnsanlar uykuda iken, gece namazına kalkan kimsedir.

Bundan sonra Rasûlullah (s.a.v) sordu:

– Ümmetim içinde arkadaşların kimlerdir?

“On kişidir”, dedi, şöyle anlattı:

1- Zalim yöneticiler.

2- Kibirli zenginler.

3- Aldatan tüccarlar.

4- İçki içenler.

5- Şarkı söyleyen kadınlar.

6- Zina edenler.

7– Yetim malı yiyenler.

8- Namaza ağır davranan kimseler.

9- Zekata engel olan kimseler.

10– Uzun emelli olanlar.

İşte bunlar benim arkadaşlarım ve kardeşlerimdir.

Kaynak: Tenbîhü’l-Gâfilîn, syf. 715-716

Sahabe (r.a) Efendilerimizden Sekiz Kıymetli Nasihat

Yorum bırakın

turuncu çiçekler

Sahabeden bazılarının (r.a) şöyle dediği anlatılır:

Sekiz şeyi yapmaktan aciz kalan kimse, ayrıca sekiz şey yapmalı ki kaybettiğinin faziletine erişsin. Şöyle ki:

1- Bir kimse gece namazı kılmanın faziletine nâil olmak istiyorsa gündüz hata işlemesin, Allah’a asi gelmesin.

2- Bir kimse oruçlu olmadığı halde nafile orucun faziletini istiyorsa diline sahip olsun.

3- Bir kimse alimlerin fazilet derecesini istiyorsa tefekküre devam etsin.

4- Bir kimse evinde oturduğu halde mücahitlerin ve gazilerin sevap ve derecesine ulaşmak istiyorsa şeytanla mücahede etmelidir.

5- Bir kimse gücü yetmediği halde sadaka faziletine ermek istiyorsa dinlediği, bildiği ilmi insanlara öğretsin.

6- Bir kimse hacca gitme imkanına sahip olamadığı halde hac sevabı almak istiyorsa Cuma namazına devam etsin.

7- Bir kimse abidlerin faziletine erişmek istiyorsa insanların aralarını düzeltsin. Onların aralarına düşmanlık ve kin sokmasın.

8- Bir kimse Allah dostlarının faziletine nâil olmak istiyorsa elini göğsüne koysun ve kendisi için istediğini kardeşi için de istesin.

Kaynak: Tenbîhü’l-Gâfilîn

Hz. Şiblî (k.s)’nin Attığı Taşlar

Yorum bırakın

taştan kalpler

Bir zamanlar Şiblî (k.s) hazretlerini  deli diye tımarhaneye koymuşlardı. Dostları olduklarını iddia eden bazı kimseler kendisini ziyarete gitmişlerdi. Onları görünce iki eline de yerden taşlar aldı ve göstermeden onlara doğru yaklaştı. Ziyaretine gelenlere:

“Siz kimsiniz?” diye sordu. Onlar da:

“Bizler seni çok seven ve sana gerçekten dost bulunan kimseleriz” dediler. Bunun üzerine Şiblî (k.s) üzerlerine doğru yürüyüp ellerindeki taşları onlardan tarafa doğru fırlatmaya başlayınca, hepsi de kaçışmaya başladılar. Dostluk iddialarının çürüklüğü meydana çıkan bu kimselere arkalarından Şiblî (k.s) hazretleri şöyle sesleniyordu:

“Ne oluyor size! Hiç gerçek dost olan, dostunun taşından (çilesinden) kaçar mı? Hani beni sevdiğinizi iddia ediyordunuz, öyleyse benim her şeyime niçin katlanmıyorsunuz?”

Kaynak: Rûh’ul- Ârifîn

Sırları İfşâ Etmek Haramdır

Yorum bırakın

doğruluk

Gizli tutulması istenen veya açıklanmasından rahatsızlık duyulan sırları ifşâ etmek haramdır.

Özel konuşmalar da sırdır. Allah Rasûlü aleyhissalatü ves-selâm şöyle buyurmuştur:

“İki kişinin veya belirli sayıdaki bir topluluğun kendi aralarındaki konuşmaları, gizli tutulması gereken bir emanettir.” (Ebû Dâvud, Tirmizî)

Hasan el-Basrî (r.a) şöyle demiştir:

“Din kardeşinin sırrını (gizli kalmasını istediği hâl, söz ve işini) ifşâ etmek hıyanettir.”

Muâviye (r.a), Velid İbni Utbe (r.a)’ye gizlice bir söz söylemişti. Velid eve gelince babasına, “Emîr’ül müminin bana bir söz söyledi. Onun bana söylediği bir sözü senden gizleyeceğini sanmadığım için sana açmak istiyorum.” dedi. Babası, “Hayır yavrum, yanılıyorsun. O söz sana söylenmiş bir emanettir. Sakın bana açma!” dedi. Velid (r.a), “Peki ama, baba ile oğul arasında sır olur mu?” diye sordu. Babası, “Kendi sırları olmaz, fakat başkasının sırrı olur.” diye karşılık verdi. 

Sırları ifşâ etmek hıyânet ve denâettir. O bir huy ve terbiye bozukluğudur. Bu sebeple, “Başkasının sırrını sana açan, bu bozukluğundan dolayı senin sırrını da başkasına açar.”

Kaynak: İhyâ’u Ulûmid’dîn

Nefs Rabbini Nasıl Bildi?

1 Yorum

uçan kuşlar

Allahu Teâlâ (c.c) nefsleri yarattığı zaman:

“Benim ve kendinin kim olduğunu biliyor musun?” diye sordu. Nefs cevaben:

“Sen sensin, ben de benim!” diye cevap verdi.

Nefs, AllahuTeâlâ’nın huzurunda senlik benlik davasına başladığından beri bu iddiasından vazgeçmemiştir. Nefsin böyle karşılık vermesi üzerine Allah (c.c) nefse gazap eyledi. Bu gazabın parıltısından cehennem yakıldı. Neticede öyle karardı öyle karardı ki, göz gözü görmez oldu ve son derece de ısındı. Allah (c.c) nefsin cehenneme atılmasını emretti. Böylece nefs cehenneme atıldı. Orada bin yıl yandı. Sonra cehennemden çıkartılarak Rabbin huzuruna getirildi. Rabb yine sordu:

“Ey nefs! Benim ve senin kim olduğunu öğrendin mi?” 

Nefs cevap verdi:

“Ben benim, sen de sensin!”

Allah (c.c) yine cehenneme atılıp bin yıl yakılmasını emir buyurdu. Bin yıl sonra nefs yine aynı cevabı verince, tekrar Allah (c.c)’ın emri üzerine cehenneme atıldı ama Huzur-u Bergâh’ta verdiği cevap yine aynı oldu. Görüyorsun ya, Nefs-i Emmâre üç bin yıl cehennemde yakıldığı halde senlik benlik davasından vazgeçmedi. Ama Allah (c.c)’ın gıdasının kesilmesini (aç bırakılmasını) emretmesi üzerine aradan üç gün geçmedi ki, nefs feryada başlayarak:

“Beni Rabbimin huzuruna çıkarın!” dedi. Cehennem ehli bu duruma hayret etmişti. Kendi kendilerine:

“Bu ne acayip bir şeydir ki, üç bin yıl cehennemde yandığı halde “Rabbim sensin!” demeyen nefs, üç gün gıdası kesilince “Beni Rabbime götürün, bana Mevlam gerektir, başka bir şey gerekmez” demeye başladı,” diye söylenmeye başladılar. Cehennem malikleri, Allah (c.c)’a niyaz ederek:

“Ey Rabbimiz! Sen gaipleri bilirsin, üç bin yıl cehennemde yandığı halde kimseye baş eğmeyen şu nefs, şimdi üç gün aç kalınca “Beni Rabbime götürün” dedi,” dediler. Hak Teâlâ nefsin huzuruna getirilmesini emir buyurdu ve ona:

“Ey nefs! Söyle bakalım şimdi, Ben kimim, sen kimsin?”

Nefs cevap verdi:

“Sen benim Mevlâmsın. Ben ise senin zayıf bir kulunum.”

Allah (c.c)’ın nefse bu şekilde muamele yapmaktan maksadı, insanlara nefsi ancak açlığın yola getireceğini ve onu kulluğa yanaştıracağını göstermektir.”

Kaynak: Müzekki’n-Nüfûs / Eşrefoğlu Rûmi (k.s)

Older Entries

%d blogcu bunu beğendi: