Rızık Ve Geçim Endişesini Kalbinden Çıkar

Yorum bırakın

bahçede gül

Ey Oğul! Davran. Aziz ve Celîl olan Allah’ın senden razı olmasına ulaş. Zira hiç şüphe yok ki, eğer O senden razı olursa bil ki seni sevmiştir. 

Rızık ve geçim endişesini kalbinden çıkar. Zira sen gönül huzuru içinde çalıştığın müddetçe zorluksuz ve sıkıntısız olarak senin rızkın Allah’tan gelecektir. 

Kalbindeki, düşünceleri, tasaları, endişeleri at. Tek bir tasan olsun, o da Allah’a layık bir kul olup olamama endişesi olsun. İşte bu mertebeye ulaştığın an, bütün diğer tasalarına Allah kâfidir. Onları O karşılar ve senden yok eder. Senin tasan, senin ulvî gayen, senin için en mühim olandır.

Eğer bütün tasan dünya ve dünyalık ise, bütün himmet ve gayretini dünyaya hasrediyorsan, sen dünya ile berabersin. Dünya ile haşır neşir olursun.

Eğer bütün tasan ahiret ise, bütün himmet ve gayretini ahiretini kazanmaya hasredersen, sen ahiretle berabersin.

Eğer bütün tasan insanlar ise, bütün himmet ve gayretini onlara harcıyorsan, sen onlarla berabersin..

Eğer bütün tasan Allah ise, bütün himmet ve gayretini O’na lâyık bir kul olmaya hasrediyorsan, sen dünya ve ahiret O’nunla berabersin.

Kaynak: Fethu’r-Rabbânî / Abdülkadir Geylani (ks)

Tefekkür Kalbin Yapacağı İşlerdendir

Yorum bırakın

ilginç bitki

Kendini Allah’ın takdiratına teslim et. Sonra da O’nunla birlikte ol. Nasıl ki bir binanın önce bir temele sonra da duvarlara ihtiyacı varsa, aynen bunun gibi herbir işin de önce bir temele, sonra da bir yapıya ihtiyacı vardır. Senin yolunun temeli Allah’ın takdiratına teslim olmak, yapısı da O’nunla birlikte bulunmaktır. Sen bu esasa yapış ve bir ömür boyu gece gündüz buna devam et.

Kendi hakkında, kendi üzerinde düşün, tefekkür et. Tefekkür kalbin yapacağı işlerdendir. Eğer kendin için bir iyilik görürsen, bir iyiliğe nâil olursan şanı yüce olan Allah’a şükret. Tersine, eğer bir kötülük görürsen ondan ötürü de tevbe et. İşte bu tefekkür sayesinde dinin ihya olur, dirilir, şeytanın da ölür. İşte bu tefekkür sayesinde din ihya olduğu ve şeytan da öldüğü için şöyle denmiştir:

“Bir saatlik tefekkür, bir gecelik ibadetten daha hayırlıdır.”

Ey Ümmet-i Muhammed!

Aziz ve Celîl olan Allah’a şükrediniz. Zira O, sizden önceki ümmetlere nispetle sizin az bir amelinize razı oldu. Sizden önce gelip geçmiş ümmetler, sizin mükellef tutulmuş olduğunuz amellerden çok daha fazlasıyla mükellef tutulmuşlardı. Siz, dünyaya geliş itibarıyla ümmetlerin en sonuncususunuz. Buna rağmen kıyamet günü de haşredilen ümmetlerin ilki olacaksınız. Sizden hangi kimse ki günahkar olmaz ve Allah’ın huzuruna kalb-i selim ile varırsa, diğer ümmetlerden hiçbir fert onun dengi olamaz. 

Siz âmirlersiniz. Diğer ümmetlerin fertleri ise tebâ durumundadır..

Kaynak: Fethu’r-Rabbânî / Abdülkadir Geylani (ks)

Esasen Halvette Kalp Ve İç Alemi Mühimdir

Yorum bırakın

dağ evi

Allah dostları işittikleri ile amel ederler. Sırf Allah rızası için işledikleri ameller onları Aziz ve Celîl olan Allah’a yaklaştırır. Onlar vasıtasız olarak, sırf kalp kulakları ile Allah’ın öğütlerini dinlerler. Bu, halktan uzak bulundukları, uykuda oldukları ve Allah’ın huzurunda ve uyanık oldukları zamanlardadır.

Kalbin manevi, ahlaki sıhhate kavuştuğu zaman halka karşı daima gâib ve uykuda olur, Hakk’a karşı ise daima uyanık ve huzurda bulunursun. Bu safhaya gelmiş bir kişinin görünürde insanlar arasında bulunduğu halde halvet halini yaşıyor olması mümkündür. Esasen halvette kalp ve iç alemi mühimdir, bundan dolayı bir mümin zahiren insanlarla haşır neşir olup dururken de halvet halini devam ettirebilir. Nitekim eğer senin kalbin manevi, ahlaki sıhhate kavuşmuşsa, halkın arasında bulunduğun anlarda bile vâridat-ı ilâhiye mazhar olabilirsin. Özüne Allah’ın hikmetleri gelebilir.

Öz-sır, marifet nurlarını kalbe boşaltır. Kalp, nefs-i mutmainne’ye boşaltır. Nefs-i mutmainne dile boşaltır. Dil de halka yani insanlara boşaltır. O’nun için kişi insanlara bu vasıflarda hitap edebilecek bir mertebeye gelmişse ne âlâ. Aksi halde kendini bu vazifeye ehil görmemeli ve konuşmamalıdır.

Kaynak: Fethu’r-Rabbânî / Abdülkadir Geylani (ks)

Tevbe Sıhhatli Olduğu Takdirde İman Da Sıhhatli Olur

Yorum bırakın

fil ve barış

Tevbe sıhhatli olduğu takdirde iman da sıhhatli olur ve ziyadeleşir. Ehl-i sünnet nazarında, iman ziyadeleşir de, noksanlaşır da. taat ve ibadetlerle ziyadeleşir, günah ve masiyetlerle de noksanlaşır. Fakat bu, avam hakkında böyledir. Havasa yani Allah dostlarına ve tasavvuf ehline gelince, onların imanı kalplerinden fanilerin çıkmasıyla ziyadeleşir, oraya fanilerin girmesiyle de noksanlaşır. Onun için tasavvuf ehli ve Allah dostları kalplerine Allah’tan başka şeylerin sevgisini asla sokmazlar. Onların imanı kendilerinin Allah ile sükunet bulmalarıyla artar, O’nun gayrı şeylerle sükunet bulmaları halinde ise eksilir, noksanlaşır. Onlar ancak Rablerine tevekkül ederler, ancak O’nunla emin olurlar, O’nunla kuvvet bulurlar, ancak O’na dayanırlar,O’na güvenirler, ancak ve sadece O’ndan korkarlar. Yine ancak O’na döndürüleceklerdir. Yalnız O’nu tevhid ederler, yalnız ve sadece O’na güvenirler. O’na bir başkasını asla ortak koşmazlar. Bu hususta denemeye tâbi tutulurlar. Onların tevhidi kalplerindedir. İnsanları idare edişleri de zahirleri itibariyledir. Kendilerine karşı herhangi bir cahillik yapıldığı zaman, onlar buna mukabil cahillik etmezler, cahilce davranmazlar. İzzet ve Celâl sahibi Allah, onlar hakkında şöyle buyurur:

“Kendilerine cahiller cahilce davrandıkları zaman onlar, “Allah selamet versin!” deyip geçerler, cahillerle cahillik etmezler.” (Furkan Sûresi, ayet 63)

Kaynak: Fethu’r-Rabbânî / Abdülkadir Geylani (ks)

Dil İle Şükür

Yorum bırakın

mektup

Dil ile şükür; bütün nimetlerin Allah’ın olduğunu itiraf etmektir. Nefse, güç ve kuvvetine, halka bir pay çıkarman şükrü bozar. Birçok vasıta ile sana iyilik yapılabilir. Bunları da Allah tarafından yaratılmış birer sebep bilmen gerek. Çünkü dış görünüşte her ne kadar bazı sebepler ve deliller varsa da, bunların ötesindeki ilahi kudreti sezmen gerek.

Her şeyi yapan Allah’tır; yaratan, veren, getiren O’dur. O, şükredilmeye herkesten daha layıktır. Neden sebeplere bağlanmak doğru görülsün? Asıl sebebi de yaratan Allah olduğuna göre, şükre hak kazanacak olan da Allah (cc) olmalı değil midir?

Sana bir hediye gelse, o hediyeyi getirene mi bakman lazım? Ona mı nimet sahibi diye itibar göstermen gerek? Hayır, asıl o hediyeyi sana gönderene şükür ve saygılarını takdim etmen gerekir. Nimeti getireni görüp de onun esas sahibini unutuyorsan şu ayetin bildirdiği zümreye dahil olursun:

“Onlar dünya hayatının dışını bilirler, bunun ötesinden gafildirler.”

Akıllı kimse işin sonunu bilendir. Sebeplere bağlanan kısa akıllıdır. Dışa bağlanıp işin iç alemini unutmak bir cahillik sayılır.

Kaynak: Fütûhû’l-Gayb / Abdülkadir Geylani (ks)

Allah’ın (cc) Nimetlerini Kabul Ve İtiraf

Yorum bırakın

çok şükür

Ey oğul!

Allah’ın nimetlerini kabul ve itiraf etmedikçe senin için kurtuluş yoktur. Nimetlerin itirafı seni Allah’ın tevhidine garkeder. Daha sonra seni O’nun tevhidinde yokluk mertebesine ulaştırır. Artık Allah’tan gayrısını görmez olursun.

Allah’tan şikayetçi olan, O’nunla tartışan ve didişip duran kişi O’nu nasıl sevmiş olabilir ki? Bu haller bulundukça Allah sevgisi bulunmaz. Allah aşkı ve şevki bulunmaz. Allah’a yakınlık hasıl olmaz.

Allah sevgisi hakikaten hasıl olduğu zaman, kader rüzgarları esince elem, keder duyulmaz. Muhabbet iyice yerleşince kadere itiraz ve onu töhmet altına sokma hevesleri ortadan kalkar. 

Attığın her adım kabre doğrudur. Kabre doğru sefer etmekte, kabre doğru yol almaktasın.

Kaynak: Fethu’r-Rabbânî / Abdülkadir Geylani (ks)

Abdülkadir Geylani (ks) Hazretlerinden Öğütler

Yorum bırakın

çuvalla gül

Allah’ın (cc) ve Peygamberin (sav) emirlerine uyun, şahsi arzularınıza uyarak ve hissiyatınıza mağlup olarak bidat yoluna sapmayın. İtaat edin, türlü ve bozuk yollara ayrılmayın. Allah’ı tevhid edin, O’na hiçbir zaman şirk koşmayın. Hakk’ı tenzih edin, itham etmeyin. Doğruluk karşısında şüpheye düşmeyin, tasdik edin. Hep birden kardeş olun, aranıza düşmanlık sokmayın. Doğruluktan nefret etmeyin, daima hak yolu ve yolcularını usanmadan arayın. Sonuna kadar çalışın, bekleyin, ümitsizliğe düşmeyin. Daima doğru yolda toplanın, birbirinizi sevin ki aranıza sevimsizlik girmesin. Yaptığınız kötülükleri bırakın, tevbe edin, bir defa yaptığınız hatayı ikinci defa yapmayın. İçinizi, dışınızı temiz tutun. Uğursuz, çıkmaz, karanlık bataklıklara düşmeyin. Rabbinizin taatiyle ruhunuzu bezeyin. O’nun kapısından ayrılmayın. O’ndan yüz çevirmeyin. Tevbenizi bozmayın. Gece gündüz Allah’a yalvarmaktan bıkmayın. Çünkü rahmet kapıları ancak bu yolda açılır. Hakiki saadeti bu yolda bulmanız mümkündür. Şu bataklık aleminde, ulvi ruhani aleme bu yoldan gitmeniz kâbildir. Hakk’a vuslat bu yoldadır. Rahat, huzur ve selamet evine buradan girilir. Öyle bir selamet evi ki; her çeşit binek orada, gözün görmediği her türlü hoşluk oradadır. Bu nimetlerden bıkmaz, usanmaz, bol bol yer içersiniz. O yerde sizin arkadaşlarınız peygamberler, sıddıklar, şehitler ve salihler olur. 

Allah (cc) cümlemize nasip etsin. (Amin)

Kaynak: Fütûhu’l-Gayb / Abdülkadir Geylani (ks)

Hu Geylani Geylani (ks)

Older Entries

%d blogcu bunu beğendi: