Toplanan Bir Cemaatin Allah’ı (cc) Zikretmediğinde Duyacağı Pişmanlık

Yorum bırakın

lila çiçekler

Ebu Hüreyre (ra)’den rivayet edilmiştir; dedi ki: Resûlullah (sav) şöyle buyurdu:

“Herhangi bir cemaat bir mecliste toplanır da orada Allah’ı zikretmezlerse, onlar, himar lâşesi (eşek leşi) etrafında toplanmış olurlar ve o meclis, Kıyamet günü onlar için büyük bir pişmanlık olur.” (Ebu Davud, c.5, Edeb, h.4855; Müsned, c.2, s.432-446-453-481-484)

Abdullah b. Amr (ra)’dan rivayet edilmiştir; dedi ki: Resûlullah (sav) şöyle buyurdu:

“Herhangi bir cemaat bir mecliste toplanır da orada Allah’ı zikretmezlerse, kıyamet günü o hallerinden muhakkak pişmanlık duyacaklardır.” (Müsned, c.2, s.224, 527; Tirmizi, c.5, Dua, h.3380; Ebu Davud, c.5, Edeb, h.4855)

Kaynak: Miftâhu’t-Tevhid ve’t-Takvâ

Kıyametle İlgili Hadiste Belirtilen “Allah Allah” Diyenler Kimlerdir?

Yorum bırakın

tahta fon önündeki pembe laleler

Hz. Ali (kv)’nin talebi üzerine Allah’ın Resûlü (sav), zikrullahın faziletinden uzun uzun söz ettikten sonra “Allahu Teâlâ’nın ismini yeryüzünde okuyan mümin olduğu müddetçe kıyamet kopmaz.” buyurmuştur. (Müslim, c.1, İman (234 (148); Tirmizi, c.4, Fiten, h.2207; Müsned, c.3, s.201)

Allah Allah diyen kimseler evliyaullahtır.

Beyan olunan latif kelamlardan anlaşıldığı üzere yerler, gökler, dağlar ve sahraların bi-karar olup durması, feleklerin devredip daima dönmesi, yağmurların yağması, ağaç ve meyvelerin bitip büyümesi, bil-cümle nebatatın yatıp kalkması, ayın, güneşin ve yıldızların doğup alemi münevver ve rûşen kılması, alemde türlü türlü nimetlerin bulunması, din ve dünyanın mamur olması, amel-i salih işlenmesi, Kur’an-ı Azîm’in zahir batın bereketinden ademoğullarının safa-yı nizam-ı alemle pür-safa olmaları, müminlerin Hak Teâlâ’nın ism-i şerifini zikretmelerinin bereketi, şerefi ve izzetiyle olur. Zira Hz. Allah; yeryüzünde namaz kılan, oruç tutan, Kur’an okuyan bulundukça kıyamet kopmaz demiyor, ancak “Allah Allah” diye kendi ismini yâd edenler oldukça kıyamet kopmaz buyuruyor.

Namaz, oruç, hac, zekat ve sair ibadetler elbette olacaktır. Zaten onlarsız diğer ibadetlerin geçerliliği yoktur. Farz ibadetlere ilaveten her zamanda ve mekanda yapılacak çokça nafile ibadet kulu Hakk’a ulaştırır.

Kaynak: Miftâhu’r-Rüşd

İman Edenlerin Allah’a Olan Sevgileri Çok Fazladır

Yorum bırakın

güllerden demet

Yüce Allah (cc) şöyle buyuruyor:

“İman edenlerin Allah’a olan sevgileri çok fazladır.” (Bakara Sûresi, ayet 165)

“Ey iman edenler! Sizden kim dininden dönerse, bilsin ki Allah yakında öyle bir toplum getirir ki, Allah onları sever, onlar da Allah’ı severler; müminlere karşı yumuşak, kafirlere karşı da onurlu ve şiddetlidirler; Allah yolunda mücahede eder, hiçbir kınayanın kınamasından da korkmazlar. Bu, Allah’ın bir lütfudur, onu dilediğine verir. Allah, geniş ihsan sahibidir, her şeyi çok iyi bilendir.” (Mâide Sûresi, ayet 54)

Kaynak: Miftâhu’r-Rüşd

Görülmeleri Allah’ı Hatırlatan Evliya Kullar

Yorum bırakın

Kabenin örtüsü

Ali b. Ebû Talip (ra)’ten rivayet edilmiştir; dedi ki: Resûlullah (sav) şöyle buyurdu:

“Batın ilmi, Aziz ve Celîl olan Allah’ın sırlarından bir sır, hikmetlerinden bir hikmettir. Onu (batın ilmini), kullarından dilediklerinin kalbine koyar.”

(Kenzü’l-Ummâl, c.10, s.262, h.29390; Feyzü’l-Kadîr, c.3, s.42)

Esma binti Yezid (r.anhâ) ‘den rivayet edilmiştir; dedi ki: Resûlullah (sav) şöyle buyurdu:

“Dikkat, size hayırlılarınızı haber vereyim mi?’ Sahabiler dediler:

‘Evet, (onu bize haber ver) ey Allah’ın Resûlü!’ Resûlullah (sav):

‘Sizin hayırlılarınız, görüldükleri zaman Aziz ve Celîl olan Allahu Teâlâ’yı hatırlatan kimselerdir.”

(İbni Mâce, c.2, s.1379, h.4119)

Hayırlınız o kimselerdir ki, gördüğünüz zaman Aziz ve Celîl olan Allah (cc)’ı hatırlarsınız, günahlarınıza pişmanlık duyarsınız, elinizde olmadan o kadri yüce kişiyi seversiniz.

Bu hadis-i şerif, bazı müminlerinin görülmesinin Allah’ın hatırlanmasına vesile olduğunu bildirir. Çünkü onlar, Allah’ı çok hatırlarlar, Allah’tan çok korkarlar ve takva sahibidirler; yanlarına varıldığı zaman Allah hatırlanır.

Bunun en güzel misali, sözleri ve halleriyle daima vaaz ve nasihat ederek doğru yolu gösteren, Allah’ı çokça zikir ve tesbih eden, bulundukları meclislerde zikrullaha devam ettiren Allah’ın has kulları mürşid-i kamillerdir.

Böyle mübarek zatlarla oturup kalkan, onların sohbetlerinden istifade eden ve tavsiyeleri doğrultusunda Allah’a karşı kulluk vazifelerini ifa etmeye çalışan müminler, bu hadisin sırrını o kadri yüce zatlarda rahatça görürler. Yani onları gördükleri zaman, mümtaz meziyetleri dolayısıyla Allah’ı anarlar.

Hadis, görülmeleri Allah’ın hatırlanmasına vesile olan evliyanın, Allah (cc) katında en değerli müminlerden olduğuna delalet eder.

İbni Abbas (ra)’tan rivayet edilmiştir; dedi ki: Nebi (sav) şöyle buyurdu:

“Beraber oturduğunuz kimselerin en hayırlısı; görülmesi size Allah’ı hatırlatan, konuşması ilminizi artıran, ameli de size ahireti hatırlatan kimsedir.”

(Feyzü’l-Kadir, s.92, h.4, Kahire baskı; İmam Suyûti, Camiu’s-Sağir, c.1, h.626)

Kaynak: Miftâhu’t-Tevhid ve’t-Takvâ

Allah’ın Kuran’ı Gökyüzündeki Güneş Gibi Yeryüzünü Aydınlatır

Yorum bırakın

Kuran ve pembe gül

Bilinmelidir ki, Hazreti Allah (cc) her varlığın üstündedir. Her ne ki Allah (cc)’tan yukarı çıkmaya çalışırsa, kısa zamanda yıkılmaya mahkum olur. O’nun kelamı Kur’an’dır, güneş gibidir. Onu okuyup anlayanların gözlerine bir nur indirildiğini görürsün.

Allah’ın Kur’ân’ı gökyüzündeki güneş gibidir. Nuru ile yeryüzünü doğusundan batısına kadar aydınlattığını görürsün. Peygamberler de böyledir. Zira Hz. Âişe (r.anha) validemiz, Hz. Peygamber (sav) Efendimiz için “O’nun ahlakı Kur’an idi.” diye buyurmuşlardır. Onların varisleri olan mürşid-i kamiller de böyledirler ve bu hale vesiledirler. Allah’ın veli kulları ne güzel mürebbi, ne güzel yardımcıdırlar. Onlarla beraber bulunduğunuz zaman sakın itaatten geri kalmayın. İtikat eksikliğine uğramayın. Ayrıca nefsinize karşı sabırlı olun. Hakikaten Allahu Zül-Celâl Hazretleri sabreden kullarını son derece sever. Nitekim Hz. Allah (cc):

“Ey iman edenler, sabır ve salat ile yardım isteyin. Şüphe yok ki, Allah sabredenlerle beraberdir.” (Bakara Sûresi, ayet 153) buyurmaktadır.

Kaynak: Miftâhu’l-İrşâd

Allah’a İman

Yorum bırakın

kün fe yekün

Allah’ın varlığına, birliğine, şeriki ve naziri olmadığına inanmaktır. Zaman ve mekandan münezzeh, kemal sıfatlarıyla muttasıf, noksan sıfatlardan beri olduğunu kabul etmektir.

Allah’tan başka ibadete layık hiçbir ilah yoktur. Hz. Muhammed (sav), O’nun peygamberidir. Allahu Teâlâ tektir. Eşi ortağı yoktur. Büyüklük ve azamet sahibi olmak O’na mahsustur.

İnsanlar yok idi. Sonradan yaratıldı. İnsanların ve bütün mahlukatın bir yaratanı vardır. Bütün mahlukatı ise Allah (cc) yaratmıştır. Her şeyi yaratan Allah birdir. Ortağı benzeri yoktur. Bir ikincisi yoktur. Doğmamış, doğrulmamıştır. O hep var idi. Varlığının başlangıcı yoktur. Varlığının sonu da olmayacaktır. Varlığı kendindendir. Hiçbir sebebe ihtiyacı yoktur. Her şeyin O’na ihtiyacı vardır. Her şeyi var eden, her varı her an varlıkta durduran O’dur. O, madde ve cisim değildir. Bir yerde değildir. Hiçbir maddede bulunmaz. Şekli yoktur. Ölçülmez. Nasıldır? diye sorulmaz. O denince, akla hayale gelen her şey O değildir. O hiçbir şeye benzemez, hiçbir şey de O’na benzemez. Akla, hayale, vehme gelen her şeyi O yaratmaktadır. Yukarıda, aşağıda, yanda değildir. Mekanı yoktur. Her varlık Arş’ın altındadır. Arş ise O’nun kudreti, kuvveti altındadır. O, Arş’ın üstündedir. Fakat bu; Arş O’nu taşıyor demek değildir. Arş da O’nun kudreti, lütfu ile vardır. O, ezelde nasıl idiyse, ebedde de öyledir.

Kaynak: Miftâhu’l-İrşâd

Günahları Mahveden Ve Dereceleri Yükselten Ameller

Yorum bırakın

yeşil kubbe eski hali

Resûlullah (sav) Efendimiz buyuruyor ki:

“Sizden biriniz benim getirdiğim ahkama tabi olmadıkça gerçek mümin olamazsınız.”

Hz. Ali (kv) Efendimiz de “Yaradılışının mesut olmasını arzu edersen Resûlullah’ın yoluna tabi ol.” der.

“Zahmetine rağmen abdesti güzel almak, mescitlere doğru adımı çok atmak ve namazdan sonra diğer namazı beklemek günahlarınızı mahveder ve derecelerinizi yükseltir.” (Müslim, c.1, Taharet 41 (251); Muvatta, c.1, Sefer 55; Tirmizi, c.1, Taharet 39, h.52; Müsned, c.2, s.438)

İşte bu bağlılıktır; Allah’ı, Resûlünü ve onların dosdoğru yolunu sevmektir ve onda da sarsılmaz bir imanla devam etmektir.

Kaynak: Miftâhu’r-Rüşd

Allah (cc) Kuluna Şah Damarından Daha Yakındır

Yorum bırakın

Necm Suresi

Cenâb-ı Hak, Kurân-ı Kerim’de buyuruyor ki:

“Sen, O mutlak galip ve engin merhamet sahibine güvenip dayan. O ki, (gece namaza) kalktığın zaman seni görüyor. Secde edenler arasında dolaşmanı da (görüyor). (Şuarâ Sûresi, 217-218-219)

“Şüphesiz Allah her şeyi işitici ve görücüdür.” (Nisâ Sûresi, 58)

“Her nerede bulunursanız bulununuz, O sizinledir.” (Hadid Sûresi, 4)

“Muhakkak ki, yerde ve gökte olan hiçbir şey Allah (cc)’a gizli değildir.” (Âl-i İmrân Sûresi, 5)

“Doğrusu Allah hep gözetlemektedir.” (Fecr Sûresi, 14)

” (Allah) gözlerin hıyanetini ve kalplerin gizlediği şeyleri bilir.” (Mü’min Sûresi, 19)

“Biz ona şah damarından daha yakınız.” (Kaf, 16). Bu ayet-i kerimede Cenâb-ı Allah (cc) insana ne kadar yakın olduğunu beyan ediyor. Bu yakınlık “şah damarı” tabiriyle ifade buyrulmuştur. Bu manadaki hadis-i kudsî şöyledir:

“Yerlere ve göklere sığmam; fakat mümin kulumun kalbine sığarım.” (Keşfü’l-Hafa, c.2, h.1885)

Hadis-i şerifteki mana mecazi bir ifadedir. Hz. Allah (cc)’ı ne yerler, ne de gökler ihata edebilir. Mümin Allah’ı devamlı zikretmekle O’nu kalbinde taşımaktadır. Buna göre şah damarımızdan bize yakın olan Allah (cc)’a biz de fiillerimizle yakın olmaya çalışmalıyız. Bu yakınlığın yolu, murakabeden geçer. O halde her nefis, yarın için ne hazırladığını kontrol etmek mecburiyetindedir. Her amelden haberdar olan Hz. Allah (cc) kıyamet gününde onların karşılığını hakkıyla verecektir. Çünkü:

“Allah (cc) her şeyi hakkıyla gözetendir.” (Ahzab Sûresi, 52)

“Ey iman edenler, Allah (cc)’tan korkun ve herkes yarın için ne hazırlamış olduğuna baksın. Allah (cc)’tan korkun; çünkü Allah (cc) her ne yaparsanız haberdardır.” (Haşr Sûresi, 18)

Muhasebe makamını tamamlamadan murakabe mertebesine ulaşma imkanı yok gibidir. Kul, geçmişte işlediğinden ötürü nefsini hesaba çeker, derhal durumunu düzeltir, kararlı olarak hak yolda yürür. Kendisi ile Allah (cc) arasındaki halleri itibarıyla kalbini dikkatle ve güzelce denetler ve her nefes alıp verişte Allah’ın rızasını düşünürse, bütün hallerinde Allahu Teâlâ’yı murakabe etmiş olur.

Netice olarak kul Allah’ın kendisi üzerinde murakıp olduğunu, kalbinde bulunduğunu, hallerini bildiğini, fiillerini gördüğünü ve dediklerini işittiğini bilir. Bunların hepsinden gafil olan daha başlangıçta Allah’a yakınlık makamındaki hakikatlerden ve dolayısıyla vuslat imkanından uzak kalır. Bir kimse kalbine gelen havatır hususunda Allah ile murakabe halinde bulunursa, Hak Teâlâ onun uzuvlarını hatadan ve günah işlemekten korur.

Peygamber (sav) efendimiz buyurur ki:

“Allahu Teâlâ’nın azametini, cennetini ve cehennemini bir saat tefekkür etmek, bir geceyi ibadetle geçirmekten daha hayırlıdır. İnsanların hayırlısı Allah’ı (O’nun kudretini ve eserlerini) tefekkür eden, şerlisi de tefekkür etmeyendir.” (Kenzu’l-Ummâl, h.5712)

Yine buyuruyor ki:

“Kalplerinizi murakabeye alıştırın. Çokça tefekkür edin ve ibret alın.” (Câmiu’s-Sağir, h.5639)

“Dünyada misafir gibi olun. Mescidleri ev edinin. Kabirlerden ibret alın. Kalplerinizi inceliğe ve yumuşaklığa alıştırın. Çokça tefekkür edin ve ağlayın. Nefsin kötü arzuları sizi ayrılığa düşürmesin. İçinde oturamayacağınız binalar yapıyorsunuz. Yiyemeyeceğiniz şeyler topluyorsunuz. Ulaşamayacağınız emeller besliyorsunuz. (Neticede her şeyi bırakıp gidiyorsunuz.) (Câmiu’s-Sağir, h.6433)

Kaynak: Rabıta Risalesi / Miftâhu’l-Usûl

Allah’a Dönen Kimsenin Alameti Üçtür

Yorum bırakın

dalındaki üç gül

Allah’a dönen kimsenin alameti üçtür:

1- Kalbini tefekküre vermek.

2- Dilini Allah’ın zikrine alıştırmak.

3- Bedenine Allah yolunda hizmet ettirmek.

Kendini aldatan kişinin alameti de üçtür:

1- Şöhrete kapılmak.

2- Tevbeyi ertelemek.

3- Hiçbir amel işlemeden ahiretin iyiliğini ummak.

Şeytan üç kişiyle alay eder:

1- Allah’ın zikrini dünya sevgisi için anlatan.

2- Allah’ın rızasını nefsine darılmadan söyleyen.

3- Tahsil etmeden ihlaslı olduğunu iddia eden.

Allah’ın koruması altında olan üç kişi de şunlardır:

1- Allah’ın mescitlerinden bir mescide doğru giden.

2- Allah yolunda harbe çıkan.

3- Hacca giden.

Fahr-i Kâinat (Sallallâhu aleyhi ve sellem) efendimiz, Allahu Teâlâ’nın şöyle buyurduğunu haber vermiştir:

“Ben Kıyamet günü şu üç (grup) insanın düşmanıyım:

1- Benim adıma and içtikten sonra sözünden cayanın.

2- Hür bir insanı köle diye satıp parasını yiyenin.

3- Ücretle bir işçi tutup işini gördüren ve işçinin ücretini vermeyenin.” (Buhari, Büyü 106, icare 10; İbn-i Mâce, Ruhûn 4)

Kaynak: Nübüvvet Ve Velâyet Deryâsından Nasihatler – 1

Allah (cc) Diyeceksin Fakat Bu Esnada Kalbinde O’ndan Gayrı Hiçbir Şey Bulunmayacak

Yorum bırakın

Allah cc

Salihlerden biri Şam’da bir camide oturmaktaydı. Aynı zamanda şiddetle aç idi. İçinden kendi kendine şöyle dedi:

“Keşke İsm-i Azam’ı bilmiş olsaydım.”

Tam bu esnada camiye iki kişi girdi. Bu iki kişi beraberce onun yakınında bir yere oturdular. Birisi diğerine dedi ki:

İsm-i Azam’ı bilmek ister misin?

Diğeri cevap verdi:

Evet.

O da dedi ki:

Öyleyse “Allah” de.

Daha önceden camide oturmakta olan salih kişi bu konuşulanları duymaktaydı. Kendisi hadisenin bundan sonraki safhasını şöyle anlatır:

“Bu cevap üzerine ben de içimden kendi kendime ‘Ben bunu her zaman söylüyorum.’ dedim.  Fakat sanki ben bu sözü içimden değil de açıkça onun yüzüne söylemişim gibi yanındakine şöyle dedi:

Hayır, böyle değil. Biz senin gelişigüzel Allah demeni kastetmiyoruz. Allah diyeceksin fakat bu esnada kalbinde O’ndan gayrı hiçbir şey bulunmayacak.

Sanki bana söylermişçesine bu sözleri söyledikten sonra yine beraberce çıkıp gittiler.”

Kaynak: Fethu’r-Rabbânî / Abdülkadir Geylani (ks)

Older Entries

%d blogcu bunu beğendi: