Ayetleri Ve Alâmetleri Düşünmek (Tefekkür Etmek) Nasıl Olur?

Yorum bırakın

çiçekteki iki kelebek

Ayetleri ve alâmetleri düşünmek şöyle olur:

Kişi, Allah’ın kudretini düşünmeli. Bunları, yerin ve semaların yaratılışında, güneşin doğuşunda ve batışında, gecenin ve gündüzün değişmesinde, bilhassa kendi nefsinde görmelidir. Cenâb-ı Hak buyuruyor ki:

“Kesin olarak inananlar için yeryüzünde nice ibretler vardır. Kendi nefislerinde de öyle, göremiyor musunuz?” (Zâriyat sûresi, ayet 20-21)

Yeryüzünün dağlarında, denizlerinde, ağaçlarında, bitkilerinde, madenlerinde ve canlılarında Cenâb-ı Hakk’ın kudret, irade ve birliğine delâlet eden alâmetler açıkça sergilenmektedir. Bir kimse âyetler ve alâmetler üzerine tefekküre dalarsa şüpheden arınmış bilgisi artar, marifeti ziyadeleşir. Allahu Teâlâ buyuruyor ki:

“Allah’ın nimetini saymakla bitiremezsiniz.” (İbrahim sûresi, ayet 34)

İnsan görünen ve görünmeyen bütün nimetler üzerine düşünerek muhabbetini artırmış olur. Bu hususta Ömer b. Abdülaziz (ra) der ki:

“Allah’ın nimetleri hususunda düşünmek, ibadetin en faziletlilerindendir.”

Kaynak: Miftâhu’r-Rüşd

Reklamlar

Allah’a Kavuşmak İsteyen Kişi

Yorum bırakın

Beyaz Kuran

Allah’a kavuşmak isteyen kişi öncelikli olarak Allah’ı sevmelidir. Bu sevginin olabilmesi için kendi canına ve cismine karşı muhabbeti silmeli, mâsiva muhabbetini terk etmeli; Allah’ı istemek ve Allah’a yakın olmaya çalışmakta da sadakat ve sebat göstermelidir. Kalbinde dünyaya ait ne var ise oradan çıkarmalıdır. Bir mürşide teslim olmalı, meclisine devam ederek hizmetinde bulunmalıdır.

Eğer mürşid gerekli şart ve edepleri taşımıyorsa, sâliki selamet ile Hakk’a yaklaştıramaz, belki daha fazla uzaklaşmasına sebep olur. Allah muhafaza etsin. 

Kaynak: Nübüvvet Ve Velâyet Deryâsından Nasihatler – 1

Peygamber (sav) Efendimiz Allah’ın (cc) Zatı Hakkında Düşünmeyi Yasaklamıştır

Yorum bırakın

kafa dinlemece

Resûlullah (sav) tefekküre dalan bir topluluğa rastladı ve şöyle buyurdu: “Allah’ın yarattıkları hakkında düşünün, Allah (cc) hakkında düşünmeyin; çünkü siz O’nun büyüklüğünü hakkıyla takdir edemezsiniz.” (Câmiu’l-Ehâdis ve’l-Merasil, h.25793)

Allah (cc) hakkında düşünmek insanı tasavvur ve yanlış hayallere götürür. Allahu Teâlâ ise bunlardan ve akla gelebilecek her şeyden münezzehtir. Tefekkür edene bu düşünce hâkim olunca, gönlünü Allahu Teâlâ’nın naibi ve halifesine doğru çevirir, böylece şirkten emin olur. Bu, rabıtanın faydaları cümlesindendir.

Cenâb-ı Peygamber (sav), eserden müessire delile dayanak amacıyla ümmetine yaratıklar hakkında düşünmeyi emretmiş, O’nu tefekkürle idrak edemeyeceğimiz için Allah’ın zatı hakkında düşünmeyi yasaklamıştır. Zira O’nu idrakten aciz kalmak idrakin kendisidir. Zât’ın sırrını araştırmak şirk koşmaktır. Allahu Teâlâ’nın nimetleri, gökleri ve yeri yaratması hakkında düşünmek delillerle caiz ve teşvik edilen bir durum olduğuna göre yarattıklarının en değerlisi, nimetlerinin en şereflisi, bizi kendisiyle doğru yola ileten habibi Muhammed Aleyhisselâm’ın nübüvvet sırlarına ermek nasıl caiz olur?

Efendimiz (sav) yine buyurdu ki:

“Şeytan sizden birine gelir. Semaları kim yarattı, diye sorar. O kimse:

“Allah!” deyince yine sorar:

“Yeri kim yarattı?”

“Allah!” der. Bu sefer sorar:

“Allah’ı kim yarattı?”

İçinizden biri böyle bir şeyi duyarsa şöyle desin:

“Allah’a ve Resûlüne iman ettim.” (Müslim, c.1, İman 213 (134) )

Kaynak: Rabıta Risalesi / Miftâhu’l-Usûl

Sana Yöneldim, İlahi

Yorum bırakın

HAKİKİ İMAN

Cümle âlem bir araya gelseler, Rabbini inkar et deseler, kalbine asla şüphe gelmeyenin imanıdır ki, bu iman hepsinden daha güzel ve makbuldür.

Kaynak: Miftâhu’l-İrşâd

Allah’ın (cc) Rahmeti

Yorum bırakın

aslan ailesi

Selmân-ı Fârisî (ra)’den rivayet edilmiştir; dedi ki: Resûlullah (sav) şöyle buyurdu:

“Şüphesiz ki Allah, göklerle yeri yarattığı gün yüz rahmet yaratmıştır. Her rahmet göklerle yer arasını dolduracak kadardır. Ondan yeryüzüne bir rahmet indirmiştir. İşte anne yavrusuna bununla şevkat eder. Vahşi hayvanlarla, kuşlar birbirlerine bununla acırlar. Kıyamet günü geldiği vakit, Allah, rahmetine bunu da ilave ederek (rahmetini tekrar yüze) tamamlayacaktır.” (Müslim, c.3, s.2109, Tevbe 21 (2753)

Allah’ın rahmeti elbette sayıyla beyan edildiği gibi değildir. Fakat bize tavsiye mahiyetinde olan rahmet, yüz gibi gösterilmekte ise de Allah’ın rahmeti ne biter, ne de tükenir. Kullarına yönelik olanın az, Allahu Teâlâ’nın nezdinde olanın çok olduğunu vurgulamak için böyle söylenmiştir.

Hz. Ömer (ra) anlatıyor:

“Resûlullah (sav)’e bir grup esir getirilmişti. İçlerinde bir kadın vardı, göğüsleri sütle dolu idi. Bu kadın (sağa sola) koşuyor, esirler arasında bir çocuk bulduğu zaman onu yakalayıp kucaklıyor, göğsüne bastırıyor ve emziriyordu. (Dikkatleri çeken bu manzara karşısında) Resûlullah (sav) efendimiz buyurdu ki:

“Bu kadının, çocuğunu ateşe atacağına kanaatiniz olur mu?”

Bizler: “Hayır!” diye cevap verince: “(Bilin ki), Allah’ın kullarına olan rahmeti, bu kadının çocuğuna olan şevkatinden daha fazladır.” buyurdu. (Müslim, c.3, Tevbe 22 (2754); Buhâri, Edeb 18)

Hadis-i şerif müminin her halinde yalnız Allah’a teveccüh ve tevekkül etmesi gerektiğini işaret etmektedir.

Kaynak: Mift’ahu’t-Tevhid ve’t-Takvâ 

Kulun Kendini Tamamen Allah’a Ait Hissetmesi

Yorum bırakın

kuytudaki mavi çiçek

Kul, kendini tamamen Allah’a ait hissedince Rab Teâlâ o kuluna ilk olarak kendinden başka hiç kimseye muhtaç olmamak hissini ihsan eder. O artık sadece Allah’a yalvarır. Kendini sadece Allah’a muhtaç görür. Allah korkusu ve sevgisi bir kulun gönlüne yerleşince de onun dili sadece hikmet dolu, anlamlı ve güzel şeyleri söylemeye başlar.

“Allah, gözlerin hain bakışını, kalplerin gizlediğini bilir.” (Mümin sûresi, ayet 19)

Ya Rabbi, benim lisanımı yalandan, kalbimi nifaktan, gözümü hıyanetten pâk ve temiz eyle. Zira nehyettiğin şeye nazar eden gözleri, kalplerde gizlenen şeyleri sen bilirsin. Amin.

Kaynak: Nübüvvet Ve Velâyet Deryâsından Nasihatler – 1

En Büyük Sermaye Allah’ın Razı Olduğu İşler İle Meşgul Olmaktır

Yorum bırakın

müslümanca

Dâvudu’d-Tâi (Rahmetullahi aleyh) bir gün kabristanın yanından geçerken şöyle bir ses işitti: “Ben zekat vermedim mi, namaz kılmadım mı, oruç tutmadım mı, falan falan hayır işleri yapmadım mı?”

Şöyle cevap verildi:

“Evet, bunları yaptın; fakat yalnız kaldığın zaman Allahu Teâlâ’ya karşı geldin. Allahu Teâlâ’nın seni gördüğünü düşünüp ondan korkmadın. Kim ki Allahu Teâlâ’nın azabından korkarsa arzu ettiği rahmete hemen ulaşır. Ey kardeşim, en büyük sermaye Allah’ın razı olduğu işler ile meşgul olmaktır. Çünkü dünyada ne kadar kalacaksan o kadar gayret göster. Ahiret için orada ne kadar kalacaksan o kadar çalış. Öyle çalış ki, Allah’ın yasak ettiği yerlerde seni yaratan görmesin.”

Yine Dâvudu’d-Tâî (Rahmetullâhi aleyh) bir gün başka bir kabristanın yanından geçerken şöyle bir ses işitti: “Ben zekat vermedim mi, oruç tutmadım mı, falan falan hayır işleri yapmadım mı?”

Şöyle cevap verildi:

“Evet, bunları yaptın; ancak abdestsiz namaz kıldın.”

Kaynak: Nübüvvet Ve Velâyet Deryâsından Nasihatler – 1

Older Entries Newer Entries

%d blogcu bunu beğendi: