Altın, Gümüş, Nakit Para Ve Ticaret Mallarının Zekatı

Yorum bırakın

Zümer suresi

Altın, Gümüş Ve Nakit Paranın Zekatı:

Temel ihtiyaçlarından başka 96 gram altını, 640 gram gümüşü veya bu miktarın karşılığı nakit parası olan kimse şer’an zengin sayılır. Zekat vermekle mükellef olur. Zekat olarak da bu miktarın kırkta birini verir. Altın, gümüş, nakit para ve diğer bütün malların zekat verilecek miktara ulaşmasına nisab denir. Yalnız altın ve gümüşün zekatı değeri üzerinden değil, tartısı üzerinden verilir.

Ticaret Mallarının Zekatı:

Bütün ticaret mallarına zekat düşer. Ancak bazı şartlar vardır. Şöyle ki:

a) Ticaret malı altın ve gümüş nisabına varmalı, altın ve gümüş ile değeri ölçülmelidir. Ayrıca ticaret malı bulunduğu şehrin rayicine göre takdir edilir.

b) Ticaret malının üzerinden bir yıl geçmelidir. Yalnız yılın başında ve sonunda nisab mevcutsa yıl içinde düşse bile zekat lazım gelir.

c) Ticareti yapılan mal ticarete uygun olmalıdır. Mesela ticaret niyeti ile satın aldığı bir hayvanı henüz bir yıl dolmadan niyetinden vazgeçip kendi ihtiyacı için beslemeye başlarsa, o takdirde ticaret mallarının üzerinden bir yıl geçmesi meselesi geçersiz olur. Beslemeye başladığı andan itibaren bir yıl geçtikten sonra normal zekatını verir.

Kağıt para, tahvil, bono ve benzeri menkul değerler de altın ve gümüş gibi işlem görür, yani nisaba ulaşmışsa zekatı verilir.

Kaynak: Miftâhu’l-İrşâd

Kötü Niyetlinin Kötülüğü Kendine Döner, Hikaye

Yorum bırakın

hikmetullah

İki hırsız bir torba altın ele geçirir ve altını aldıklarını kimse öğrenmesin diye korkularından dağa çıkarırlar. Bir gün, iki gün derken yiyecekleri biter. Altını yiyecek değiller ya, aralarında kura çekerler ve birisinin kasabaya inip yemek almasına, diğerinin de altınları beklemesine karar verirler.

Kasabaya yemeklik almaya inen yiyecekleri alır. Gelirken; dönüp biraz zehir alayım şu yemeğin içine koyayım, bu yemeği yiyen arkadaşım zehirlenip ölsün de bir torba altın bana kalsın diye düşünür. Sonrasında da altınları bir yere gömüp ihtiyacı oldukça bozdurup bozdurup yemeye karar verir.

Altınların başında kalan ise: “Şu taşın arkasına oturup arkadaşım geldiğinde bir kurşunla onu öldürüreyim, böylece bütün altınlar bana kalsın” diye plan yapar. Arkadaşı geldiğinde tabancasını çeker, arkadaşını vurur. Karnı aç olduğu için arkadaşının getirdiği yemeği iştahla yer ve kendisi de ölür.

Bir torba altın ise dağdaki hayvanlara kalır..

Velhasıl; başkası düşsün diye, kötülük niyetiyle kuyu kazanlar kazdıkları kuyuya kendileri düşerler..

alıntı

Dinimizde Altın Ve Gümüşün Yasak Olduğu Yer, Hadis

Yorum bırakın

gümüş

Abdullah b. Ukeym (r.a)’dan rivayet edilmiştir; dedi ki:

“Huzeyfe ile beraber Medâin’de bulunuyorduk. Huzeyfe su istedi de ona köy muhtarı gümüşten bir kap içinde içecek getirdi. Huzeyfe onu atıverdi ve şunu söyledi:

Size haber veriyorum ki, ben bu adama daha önce bana bu kaptan su vermemesini söylemiştim. Çünkü Rasûlullah (s.a.v): 

“Altın ve gümüş kaptan su içmeyin! Atlas ve ipeği de giymeyin! Çünkü bunlar dünyada onların (inanmayanların); ahirette, kıyamet gününde ise sizindir.” buyurdu.”

Hadis Kaynak: Müslim, c.2,Libas 4, h.4(2067)

Ümmü Seleme’den rivayet edilmiştir; dedi ki: Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu:

“Hani şu gümüş kaptan bir şey içen kişi (yok mu), işte o kişi muhakkak karnına cehennem ateşi akıtır.”

Hadis Kaynak: Müslim,c.2,Libas 1,h.1 (2065)

Kaynak: Miftâhu’t-Tevhid ve’t-Takvâ

%d blogcu bunu beğendi: