İnfak Hakkında Ayet-i Kerimeler

Yorum bırakın

filizlenen paralar

Azizim!

İnfak, Allah’ın hoşnutluğunu elde etmek amacıyla kişinin kendi servetinden harcaması, muhtaçlara aynî ve nakdî yardımda bulunmasıdır. Bu bakımdan infak, farz olan zekatı ve gönüllü olarak yapılan her çeşit hayrı içermektedir. Rabbimiz bu hususta müminlere rahmetini kazandıracak emirler buyurmaktadır:

“Onlar ki gaybe iman edip namazı doğru kılarlar ve kendilerine verdiğimiz rızıktan, Allah yolunda minnet etmeden harcarlar.” (Bakara Sûresi, ayet 2-3)

“Yüzlerinizi bazen doğu, bazen batı tarafına çevirmeniz iyilik değildir. İyilik yapanlar o kimselerdir ki; Allah’a, ahiret gününe, meleklere, kitaba ve bütün peygamberlere iman edip yakınlığı olanlara, öksüzlere, yoksullara, yolda kalmışa, dilenenlere ve esirleri kurtarmaya seve seve mal verirler. Namazı kılarlar, zekatı verirler.” (Bakara Sûresi, ayet 177)

” (Ey Muhammed!) Sana neyi infak edeceklerini soruyorlar. De ki: Hayır olarak verdiğiniz nafaka; ana, baba, yakınlar, öksüzler, yoksullar ve yolda kalmışlar içindir. Hayır olarak daha ne yaparsanız, herhalde Allah onu bilir.” (Bakara Sûresi, ayet 215)

” (Ey Muhammed!) Sana neyi infak edeceklerini soruyorlar. De ki: İhtiyaçtan fazlasını infak edin.” (Bakara Sûresi, ayet 219)

“Ey iman edenler! Kendisinde hiçbir alışverişin, hiçbir dostluğun ve hiçbir şefaatin bulunmadığı bir gün gelmeden önce, size verdiğimiz rızıklardan Allah yolunda harcayın.” (Bakara Sûresi, ayet 254)

“Mallarını Allah yolunda harcayanların durumu, bir danenin durumu gibidir ki, yedi başak bitirmiş ve her başakta yüz tane var. Allah dilediğine kat kat verir. Allah’ın rahmeti geniştir. O her şeyi bilir. Allah yolunda mallarını infak eden, sonra verdiklerinin arkasından başa kakmayı, gönül incitmeyi uygun görmeyen kimselerin Rabb’leri yanında mükafatları vardır. Onlara hiçbir korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir.” (Bakara Sûresi, ayet 261-262)

“Ey iman edenler! İnfakı gerek kazandıklarınızın, gerek sizin için yerden çıkardıklarımızın temizlerinden yapın. Kendinizin göz yummadan alıcısı olamayacağınız fenasını vermeye yeltenmeyin. Biliniz ki Allah, sadakalarınıza muhtaç değildir ve hamde layık olandır.” (Bakara Sûresi, ayet 267)

“Sarf ettiğiniz harcı ve adadığınız adağı şüphesiz Allah bilir. Zulmedenlerin hiç yardımcıları yoktur.” (Bakara Sûresi, ayet 270)

Kaynak: Nübüvvet Ve Velâyet Deryâsından Nasihatler – 1

Reklamlar

Dua Ayetleri

Yorum bırakın

kalp ve Allah cc lafzı

“Rahmân (ve) Rahîm (olan) Allah’ın adıyla. Hamd (övme ve övülme) âlemlerin Rabbi Allah’a mahsustur. O, Rahmân’dır ve Rahîm’dir. Ceza gününün malikidir.

(Rabbimiz!) Ancak sana kulluk ederiz ve yalnız senden medet umarız. Bize doğru yolu göster. Kendilerine lütuf ve ikramda bulunduğun kimselerin yolunu; gazaba uğramışların ve sapmışların yolunu değil! Âmîn.

Rabbimiz, bizden kabul buyur, şüphesiz sen işiten ve bilensin.

Ey bizim Rabbimiz, hem bizim ikimizi yalnız senin için boyun eğen Müslümanlar kıl, hem de soyumuzdan yalnız senin için boyun eğen Müslüman bir ümmet meydana getir ve bize ibadetimizin yollarını göster, tevbemize rahmetle bakıver. Hiç şüphesiz Tevvâb sensin, Rahîm sensin.

Ey Rabbimiz! Bize dünyada bir güzellik ve ahirette de bir güzellik ver ve bizi ateş azabından koru.

Ey Rabbimiz! Üzerlerimize sabır dök, ayaklarımızı sabit tut ve kafirler topluluğuna karşı bize yardım et. 

Ey Rabbimiz, işittik ve itaat ettik; bağışlamanı dileriz, dönüş ancak sanadır. (Allah hiç kimseye gücünün yeteceğinden başka yük yüklemez. Herkesin kazandığı hayır kendisine, yaptığı kötülüğün zararı yine kendisinedir.) Ey Rabbimiz, eğer unuttuk ya da yanıldıysak bizi tutup sorguya çekme! Ey Rabbimiz, bize bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme! Ey Rabbimiz, bize gücümüzün yetmeyeceği yükü de yükleme! Bizi bağışla, bize mağfiret et, bize rahmet et! Sen bizim Mevla’mızsın. Kafir kavimlere karşı bize yardım et.

Ey Rabbimiz! Bize ihsan ettiğin hidayetten sonra kalplerimizi haktan saptırma, bize kendi katından rahmet ihsan eyle! Şüphesiz ki, sen bol ihsan sahibisin.

Ey Rabbimiz! Muhakkak ki, sen, geleceğinde hiç şüphe olmayan bir günde bütün insanları bir araya toplayacaksın. Muhakkak ki Allah, sözünden hiç caymaz.

Ey Rabbimiz! Biz inandık, iman ettik. Artık bizim suçlarımızı bağışla ve bizi ateşin azabından koru!

Ey mülkün sahibi olan Allah’ım! Sen mülkü dilediğine verirsin. Dilediğinden de mülkü çeker alırsın. Dilediğini aziz edersin, dilediğini zelil edersin. Hayr senin elindedir. Şüphesiz sen her şeye hakkıyla gücü yetensin. Geceyi gündüze sokarsın, gündüzü geceye sokarsın. Ölüden diriyi çıkarırsın, diriden ölüyü çıkarırsın. Dilediğine de hesapsız rızık verirsin.

Ey Rabbimiz, senin indirdiğine iman ettik, o peygambere de uyduk. Artık bizi şahitlerle beraber yaz.

Rabbimiz! Bizim günahlarımızı ve işlerimizdeki taşkınlıklarımızı bağışla ve ayaklarımızı (yolunda) diret. Kafirler gürûhuna karşı da bize yardım et!

Rabbimiz! Sen bunu boş yere yaratmadın, Sen yücesin, bizi ateşin azabından koru.

Rabbimiz! Sen kimi cehennem ateşine sokarsan onu rezil etmişsindir. Zalimlerin yardımcıları yoktur.

Rabbimiz! Biz, “Rabbinize iman edin.” diye imana çağıran bir davetçi işittik, hemen iman ettik. Rabbimiz! Günahlarımızı bağışla, kötülüklerimizi ört; bizleri sana ermiş kullarınla beraber yanına al.

Rabbimiz! Bize peygamberlerine vaat ettiğini ver, Kıyamet günü bizi rezil etme. Muhakkak sen verdiğin sözden dönmezsin.

Allah’ım! Rabbimiz, bizim üzerimize gökten bir sofra indir ki, bizim için, bizden önce ve sonra gelenlerimiz için bir bayram ve senden bir mucize olsun. Bizi rızıklandır, sen rızık verenlerin en hayırlısısın.

Ey Rabbimiz! Biz kendimize zulmettik, eğer bizi bağışlamaz ve bize rahmetinle muamele etmezsen muhakkak ziyana uğrayacaklardan oluruz.

Ey Rabbim! Beni ve soyumdan gelecekleri, namazını dosdoğru kılanlardan eyle. Ey Rabbimiz, duamı kabul et.

Ey Rabbimiz! Herkesin hesaba çekileceği günde beni, anne-babamı ve müminleri bağışla!

Rabbimiz! Biz iman ettik; öyleyse bizi bağışla, bize merhamet et. Sen merhametlilerin en iyisisin.

Rabbim, bağışla ve merhamet et! Sen merhametlilerin en iyisisin.

Ey Rabbimiz! Bize gözümüzü aydınlatacak eşler ve zürriyetler bağışla ve bizi takva sahiplerine önder kıl.

Rabbimiz, bizi ve bizden önce inanan kardeşlerimizi bağışla, kalplerimizde inananlara karşı bir kin bırakma! Rabbimiz! Sen çok şevkatli, çok merhametlisin! 

Rabbimiz! Bizi inkar edenler için bir fitne kılma, (onlara mağlup etme) bizi bağışla! Ey Rabbimiz! Yegâne galip ve hikmet sahibi ancak sensin.

Rahmân ve Rahîm (olan) Allah’ın adıyla. De ki: Ben ağaran sabahın Rabbine sığınırım, yarattığı şeylerin şerrinden, karanlığı çöktüğü zaman gecenin şerrinden ve düğümlere üfürüp büyü yapan üfürükçülerin şerrinden ve kıskandığı vakit kıskanç kişinin şerrinden sabahın Rabbine sığınırım!

Rahmân ve Rahîm (olan) Allah’ın adıyla. De ki: Ben insanların Rabbine sığınırım. İnsanların melikine (mutlak sahip ve hâkimine), insanların ilahına, o sinsi vesvesenin şerrinden, o ki insanların göğüslerine (kötü düşünceler) fısıldar. Gerek cinlerden, gerek insanlardan (olan bütün vesvesecilerin şerrinden Allah’a sığınırım.)

Ey kalpleri ve gözleri çeviren Rabbim! Kalplerimizi dinin üzere sabit kıl. (Hiç şüphe yok ki) Allah’tan başka ilah yoktur. O, tektir, ortağı yoktur; mülk ve hamd O’na aittir. Hayatı O verir, ölümü de O verir. Kendisi hayattârdır, ölümsüzdür. Hayırlar O’nun elindedir. O her şeye kâdirdir.”

Kaynak: Miftâhu’s-Sâdıkîn

Cennet Hakkında Hadis Ve Ayetler

Yorum bırakın

bahçede kurulmuş yemek masası

Resûl-i Ekrem (sav) Efendimiz şöyle buyurmuştur:

“Şüphesiz cennetlikler kendilerinden yüksekteki köşklerde oturanları, aralarındaki derece farkı sebebiyle, sizin sabaha karşı doğu veya batı tarafında, gökyüzünün uzak bir noktasında batmak üzere olan parlak ve iri bir yıldızı gördüğünüz gibi göreceklerdir.”

Bunun üzerine Ashâb-ı Kiram: “Ya Resûlallah! O yerler peygamberlere ait ve başkalarının ulaşamayacağı köşkler olmalıdır.” dediler. Resûl-i Ekrem (sav) şöyle buyurdu:

“Evet, öyledir. Canımı kudretiyle elinde tutan Allah’a yemin ederim ki, o yerler Allah’a iman edip peygamberlere bütün benlikleriyle inanan kimselerin de yurtlarıdır.” (Buhâri, Bed’ü’l-halk 8; Müslim, Cennet 121)

“Allah’a iman eden ve peygamberi tasdik eden kimseler o menzile ulaşırlar. Bu müjde Muhammed Aleyhisselâm ümmetinedir. Önceki ümmetler bunun dışındadır.”

Cennet Hakkında Ayet-i Kerimeler:

“Onlara altın tepsiler ve kadehler dolaştırılır. Orada canlarının istediği, gözlerinin hoşlandığı her şey vardır. Ve siz orada ebedi kalacaksınız.” (Zuhruf Sûresi, ayet 71)

“Müttakiler ise hakikaten güvenilir bir makamdadırlar. Bahçelerde ve pınar başlarındadırlar. İnce ipekten ve parlak atlastan giyerek karşılıklı otururlar. İşte böyle. Bunun yanı sıra biz onları iri gözlü hurilerle evlendiririz. Orada güven içinde (canlarının çektiği) her meyveyi isterler. İlk tattıkları ölüm dışında, orada artık ölüm tatmazlar. Ve Allah onları cehennem azabından korumuştur (sürekli hayata kavuşmuşlardır). (Bunlar) Rabb’inden bir lütuf olarak (verilmiştir). İşte büyük kurtuluş budur.” (Duhan Sûresi, ayet 51-57)

“Ama bizim uğrumuzda cihad edenleri elbette kendi yollarımıza eriştireceğiz. Hiç şüphe yok ki, Allah iyi davrananlarla beraberdir.” (Ankebut Sûresi, ayet 69)

“Mümin erkeklerle mümin kadınları, önlerinden ve sağlarından, (amellerinin) nurları aydınlatıp giderken gördüğün günde (onlara): Bugün müjdeniz, altlarından ırmaklar akan ve içlerinde ebedi kalacağınız cennetlerdir, denilir. İşte büyük kurtuluş budur.” (Hadid Sûresi, ayet 12)

Kaynak Kitap: Nübüvvet Ve Velâyet Deryâsından Nasihatler – 1

Cuma Günü Okunması Tavsiye Edilen Bazı Sure Ve Ayetler

Yorum bırakın

en-guzel-ve-anlamli-resimli-cuma-mesajlari-2018-9646

Cuma günü okunması tavsiye edilen sûre ve âyetler muhtelif hadis-i şeriflerde bildirilmiştir. Bunlardan birkaçını zikredelim:

“Kim cuma günü Kehf sûresini okursa onun için iki cuma arasında bir nur parlar.”

Hadis Kaynak: Et-Terğib ve’t-Terhib, c.2, s.177

“Kim cuma günü Kehf sûresini okursa onun için ayağının altındakilerden gökteki bulutlara kadar bir nur parlar. Kıyamet gününde onu aydınlatır ve iki cuma arasında işlemiş olduğu günahları bağışlanır.”

Hadis Kaynak: Et-Terğib ve’t-Terhib, c.2, s.177

“Kim cuma gecesi Duhan sûresini okursa bağışlanır.”

Hadis Kaynak: Et-Terğib ve’t-Terhib, c.2, s.178

“Kim cuma günü Duhan sûresini okursa Allah ona cennette bir köşk yapar.”

Hadis Kaynak: Et-Terğib ve’t-Terhib, c.2, s.178

“Kim cuma gecesi Yâsîn sûresini okursa bağışlanır.”

Hadis Kaynak: Et-Terğib ve’t-Terhib, c.2, s.178

“Kim cuma günü Âl-i İmrân sûresini okursa güneş batıncaya kadar ona Allah rahmet, melekleri de dua eder.”

Hadis Kaynak: Et-Terğib ve’t-Terhib, c.2, s.179

Kaynak Kitap: Miftâhu’s-Sâdıkîn

Zekat Hakkında Ayet-i Kerimeler

Yorum bırakın

zekat

Zekat, lugatte nema (büyüme, artma) manasına gelir. Ayrıca temizlenme, zikr-i cemil manalarında da kullanılmıştır. Dinimizde ise, “üzerinden bir yıl geçmiş nisab miktarı maldan bir miktarını müstahik olan bir kısım müslümanlara Allah rızası için vermektir.”

Zekat hususunda Allahu Teâlâ Kur’an-ı Kerim’inde şöyle buyurur:

“İman edip iyi ameller işleyen, namazı dosdoğru kılıp zekatı veren kimselerin, Rableri katında muhakkak mükafatları ve ecirleri vardır. Onlara hiçbir korku yoktur. Mahzun da olacak değillerdir.”(Bakara sûresi, ayet 277)

“”Artık tevbe ederler, namazı kılarlar, zekatı verirlerse dinde kardeşleriniz olurlar. Biz ayetleri anlayacak bir kavme açıklarız.” (Tevbe sûresi, ayet 11)

“Sizin veliniz ve yardımcınız ancak Allah ve O’nun peygamberidir. Bir de iman edenlerdir ki, onlar Allah’ın emirlerine boyun eğerek namaza devam ederler ve zekatı verirler.” (Mâide sûresi, ayet 55)

“Beni her nerede olsam mübarek (hayır öğreten) kıldı ve hayatta bulunduğum müddet, bana namaz ve zekatı emretti.” (Meryem sûresi, ayet 31)

“Onlar o müminlerdir ki, eğer kendilerini yeryüzünde iktidar mevkiine getirirsek namazı kılarlar, zekatı verirler, iyiliği emrederler ve fenalıktan da alıkoyarlar. Bütün işlerin sonu (kıyamette) Allah’a dönecektir.” (Hacc sûresi, ayet 41)

“O (müminler ki), zekatlarını verirler.” (Mü’minûn sûresi, ayet 4)

“(Peygambere maruzatta bulunmak için) konuşmanızdan önce sadakalar vereceğinizden korktunuz mu? Madem ki (emredildiğiniz şeyi) yapmadınız, Allah da sizin kusurunuzu bağışladı. Artık namazı gereği üzere kılın, zekatı verin, Allah’a ve Peygamberine itaat edin. Allah bütün yaptıklarınızdan haberdardır.” (Mücadele sûresi, ayet 13)

“O müşrikler ki, zekatı vermezler ve onlar ahireti de inkar ederler.” (Fussilet sûresi, ayet 7)

“İnsanların mallarında artış olsun diye verdiğiniz faiz, Allah katında artamaz. Allah’ın rızasını dileyerek verdiğiniz zekat ise, işte bunu yapanlar (dünyada mallarının bereketini, ahirette sevaplarını) kat kat artıranlardır.” (Rûm Sûresi, ayet 39)

“Onlar (güzel iş yapanlar, muhsinler) o kimselerdir ki, namazı gereği üzere kılarlar, zekatı verirler ve onlar ahirette de yakînen (şüphesiz) iman ederler.” (Lokmân sûresi, ayet 4)

“O müminler ki, namazı gereği üzere kılarlar, zekatı verirler, ahireti ancak bunlar hakkıyla tasdik ederler.” (Neml sûresi, ayet 3)

“Erkek ve kadın bütün müminler birbirlerinin yardımcılarıdır. İyiliği emrederler, kötülükten alıkoyarlar, namazı gereği üzere kılarlar, zekatı verirler, Allah’a ve Rasûlüne itaat ederler. İşte bunları, muhakkak surette Allah rahmeti ile bağışlayacaktır. Gerçekten Allah azizdir (her şeye galiptir), hakîmdir (hükmünde hikmet sahibidir.” (Tevbe sûresi, ayet 71)

“Bize, hem bu dünyada bir iyilik, hem de ahirette bir iyilik ver. Gerçekten biz tevbe edip sana döndük. (Allah şöyle) buyurmuştur: Ben azabımı kullarımdan dilediğime isabet ettiririm. Rahmetim dünyada her şeyi kuşatmıştır. Fakat ahirette onu küfürden sakınanlara, zekatı verenlere ve ayetlerimize inananlara has kılmış olacağım.” (A’raf sûresi, ayet 156)

“Fakat içlerinde ilimde derinleşmiş olan müminlerle, senden önce indirilmiş olanlarla beraber sana indirilene de iman ederler. Bunlar namazı erkan ile kılanlar, zekatı verenler, Allah’a ve ahiret gününe inananlardır. İşte bunlara çok büyük bir mükafat vereceğiz.” (Nisâ sûresi, ayet 162)

Zekat Kur’an’ı Kerim’de otuzdan fazla ayette emredilmiştir..

Kaynak: Miftâhu’l-İrşâd

Abdest Hakkında Ayet Ve Hadis

4 Yorum

modern abdesthane

Abdest su ile yapılan bir taharettir ki, bir kısmı yıkanan bir kısmı mesh edilen hususi bir takım azalara taalluk eder. Bu azalar dörttür: Yüzü ve dirsekleriyle birlikte elleri yıkamak, başın dörtte birini meshetmek, topuklarıyla beraber ayakları yıkamaktır.

Bir hadis-i şerifte şöyle buyurulur:

“Allahu Teâlâ, sizden birinizin abdesti olmadığı zaman abdest almadıkça namazını kabul etmez.”

Allahu Teâlâ Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurur:

“Ey iman edenler! Namaza kalkacağınız zaman yüzlerinizi ve dirseklerinize kadar ellerinizi yıkayınız ve başlarınıza mesh ediniz ve ayaklarınızı iki topuğa kadar yıkayınız ve eğer cünüp iseniz gusül ediniz tamamen yıkanınız. Ve eğer hasta iseniz veya sefer halinde iseniz veya sizden biriniz heladan gelmiş ise veya kadınlarınıza dokunmuş iseniz ve su da bulamazsanız o halde temiz bir toprak ile teyemmüm ediniz, ondan yüzlerinize ve ellerinize mesh ediniz. Allahu Teâlâ sizin üzerinize bir sıkıntı vermek istemez. Fakat O sizi tertemiz kılmak ve üzerinize nimetini itmam etmek ister ki, şükür edesiniz!” (Maide Sûresi, ayet 6)

Abdestin bir takım farzları, sünnetleri, mendupları, mekruhları vardır. Yukarıdaki ayet-i kerime’de bildirildiğine göre abdestin (namaz abdestinin) farzları dörttür:

1- Yüzü yıkamak,

2- Dirsekleri ile beraber elleri yıkamak,

3- Başın dörtte birini mesh etmek,

4- Topukları ile beraber ayakları yıkamak.

Kaynak: Miftâhu’l-İrşâd

Bir Ayet, Bir Hadis

Yorum bırakın

inci ve gül

Bir Ayet:

*** “Eğer Allah’ın dinine yardım ederseniz Allah da size yardım eder ve ayaklarınızı sabit kılar.”

Muhammed Suresi, ayet 7

Bir Hadis:

*** “Gayret etmek benim sünnetimdir. Tevekkül ise hâlimdir.”

Kaynak Kitap: Miftâhu’r-Rüşd

Sadakayı Kimlere Vermeliyiz?, Ayet

Yorum bırakın

ibretlik

“Onları yola getirmek senin boynuna borç değildir, ancak Allah dilediğini doğru yola getirir. Yaptığınız her iyilik sırf kendiniz içindir. Siz yalnızca Allah rızasını gözetmenin dışında infak etmezsiniz.. İyilik cinsinden ne infak ederseniz, o size aynen ödenir. Size hiçbir şekilde haksızlık yapılmaz. Sadakalarınızı, kendilerini Allah yoluna adamış olan fakirlere veriniz. Onlar yeryüzünde gezip dolaşmaya güç yetiremezler. Utangaç olduklarından, bilmeyenler onları zengin sanırlar. Oysa sen onları yüzlerinden tanırsın. Yüzsüzlük yapıp kimseden bir şey istemezler. Ne türden bir iyilik yaparsanız, şüphe yok ki, Allah onu bilir. Mallarını gece ve gündüz, gizlice ve açıkça infak edenler yok mu; işte onların Rabb’leri katında ecir ve mükafatları vardır. Onlara herhangi bir korku yoktur, onlar hiçbir zaman mahzun da olmazlar.”

Bakara Suresi, ayet 272-274

Kaynak Kitap: Nübüvvet Ve Velâyet Deryâsından Nasihatler – 1

***“İnfak Nedir Nasıl Yapılmalıdır?” adlı yazıyı okumak için burayı tıklayabilirsiniz.

%d blogcu bunu beğendi: