Zekat Malı Ve Mal Sahibini Tertemiz Yapar

2 Yorum

asılı çiçek

Enes b. Malik (ra), Rasûlullah (sav) Efendimize:

“Ya Rasûlallah, büyük servet sahibiyim. Akrabalarım, akarım ve halkın istifade edeceği gelir kaynaklarım var. Ne şekilde hareket edeceğimi bana öğret.” dedi. Rasûlullah (sav) Efendimiz de:

“Malının zekatını ver, çünkü zekat malını ve seni tertemiz yapar. Akrabalarına harca. Muhtaçların, komşu ve fakirin hakkını gözet. Kim şu beş şeyi inanarak yaparsa cennete girer:

1- Beş vakit namazı dosdoğru kılmak,

2- Ramazan ayında orucunu güzelce tutmak,

3- Gidip gelecek kadar parası olunca Kâbe’yi ziyaret etmek,

4- İçinden gelerek seve seve zekatını vermek,

5- Şehadet kelimesini dilinden her nefes düşürmemek.”

Cenâb-ı Hak fezâiline nâil eyleye. Amin..

Kaynak: Miftâhu’l-İrşâd

Reklamlar

Zikir Meclisindeki Melekler

Yorum bırakın

nur yağmuru

Abdullah b. Ömer (ra):

“Ya Resûlallah! Zikir meclislerinin ganimeti nedir?” diye sordu. Efendimiz (sav) de cevaben buyurdu ki:

“Zikir meclislerinin ganimeti cennettir, cennet.”

Hadis Kaynak: Müsned, Ahmed b. Hanbel, c.2, s.177; et-Terğib ve’t-Terhib, c.2, s.405

Resûlullah (sav) buyuruyor ki:

“Ey insanlar! Şüphesiz Allah’ın meleklerinden gezip dolaşanlar vardır. (Bunlar) yeryüzündeki zikir meclislerine iner ve orada dururlar. Siz de bu cennet bahçelerine girip faydalanınız.” 

“Ya Resûlallah, cennet bahçeleri nerededir?” dediler.

(Allah Resûlü) buyurdu ki:

“Zikir meclisleridir. Sabah ve akşam zikrullah içinde olunuz. Nefsinize ve birbirinize Allah’ı hatırlatınız. Bir kimse Allah katındaki değer ve derecesini bilmek isterse, Allahu Teâlâ’nın kendi yanındaki değer ve derecesinin nasıl olduğuna baksın. Şüphesiz ki, Allah kuluna, kulunun Allah’a değer verdiği kadar değer verir.”

Hadis Kaynak: Et-Terğib ve’t-Terhib, c.2, s.405, Taberanî, Bezzâr, Hakim, Beyhaki’den..

Kaynak Kitap: Miftâhu’r-Rüşd

Cennete Gidecek Olanlar

2 Yorum

iki pembe lale

Enes b. Mâlik (ra)’dan:

“Rasûlullah (sav)’a bir şey hakkında sual sormaktan nehy olunmuştuk. Bundan dolayı çöl ahalisinden akıllı bir kimsenin gelmesi ve bizler dinlerken Peygamber (sav)’e sual sorması hoşumuza giderdi. Çöl ahalisinden bir kimse geldi ve şöyle dedi:

Ya Muhammed, elçin bize geldi ve bize söyledi ki, sen Allah’ın seni rasûl yaptığını söylüyormuşsun, (doğru mu?). Rasûlullah (sav):

Doğru söylemiştir, buyurdu. Yine adam:

Semâyı yaratan kimdir? diye sordu. Peygamber (sav):

Allah’tır, buyurdu. O zat:

Yeri yaratan kimdir? dedi. Peygamber (sav):

Allah’tır, cevabını verdi. O zat:

Bu dağları diken ve onların aralarındaki mevcut şeyleri yaratan kimdir? dedi. Rasûlullah (sav) yine:

Allah’tır, buyurdu. Bu sefer de o zat:

Semâyı yaratan, arzı halk eyleyen ve şu dağları yükseltip diken Allah’a yeminle soruyorum. Seni Allah mı peygamber yaptı? dedi. Peygamber (sav):

Evet, buyurdu. O zat:

Ve elçin gündüzümüzde ve gecemizde üzerimize beş vakit namazın farz olduğunu söyledi? Peygamber (sav):

Doğru söylemiştir, buyurdu. O zat:

Seni peygamber yapana and veriyorum. Bunları sana Allah mı emretti? dedi. Rasûlullah (sav):

Evet, buyurdu. O zat:

Elçin mallarımızda üzerimize bir zekat farz olduğunu söyledi,dedi. Peygamber (sav) Efendimiz:

Doğru söylemiştir, buyurdu. O zat:

Seni rasûl gönderene yemin ediyorum, bunu sana Allah mı emretti? dedi. Peygamber (sav):

Evet, buyurdu. O zat yine:

Senin elçin, yoluna gücü yetene Beyti hac etmenin üzerimize farz olduğunu söyledi? dedi. Peygamber (sav):

Doğru söylemiştir, buyurdu. Adam:

Seni hak ile gönderene yemin ediyorum ki, bu farzlar üzerine hiçbir ziyade yapmayacağım ve onlardan da hiçbir  şey eksik işlemeyeceğim, diyerek dönüp gitti. Bunun üzerine Peygamber (sav):

Yemin olsun, eğer doğru söylediyse muhakkak cennete girer, buyurdu.”(Müslim, c.1, s.41, bab3, h.no (12) 10)

Böylece namazın beş vakit, ramazan orucunun bir ay, zekatın yılda bir defa, haccın ömürde bir defa olduğu; diğer taraftan beş vakit namazın vakitleri, cemaatle kılmanın makbuliyeti, ilk imamın Cebrâil (as), ilk cemaatin de Peygamber (sav) Efendimiz olduğu beyan edildi. Allah’tan başka ilah olmadığına, Hz. Muhammed (sav)’in peygamberliğine inanan ve yukarıda geçen emirleri tasdike çalışanların cümlesi cennete gider.

Cenâb-ı Zül-Celâl Hazretleri cümlemize bu şerefi nasip eyleye. Amin..

Kaynak: Miftâhu’l-İrşâd

Cennet Müjdesi

Yorum bırakın

güzel laleler

Hz. Ömer (Radıyallâhu anh) şöyle anlatmıştır:

“Ben Resûlullah (sav) Efendimizin, benden sonra ahvalin (ahval: haller) değişeceğinden korkmasam dört sınıf insanı cennetle müjdelerim, dediğini duydum:

1- Mihrini kocasına bağışlayıp kocasını razı eden kadın,

2- Kalabalık aile efradını helalinden yedirmek isteyen kişi,

3- Sütün memeye dönmesi mümkün olmadığı gibi, bir daha günaha dönmeyen kişi,

4- Ana babasına itaat ederek onları memnun eden kişi.

Kaynak: Nübüvvet Ve Velâyet Deryâsından Nasihatler – 1

Cennetin Her Tarafında Güzel Kokular Dalgalanmaktadır

Yorum bırakın

sarkan çiçek

“Dikkat edin! Cennet için hazırlanan var mı? Orada hiçbir dert ve tehlike yoktur. Kâbe’nin Rabbine yemin ederim ki, o cennet tamamıyla parıldayan bir nurla doludur. Her tarafında güzel kokular dalgalanmaktadır. Orada muazzam köşkler, geniş nehirler, bol ve olgun meyveler, güzel ve dilber zevceler, ebedi, pek çok ve renkli güzel elbiseler vardır. Orası; yüksek, güzel ve selim yurtlarda parlak hayat sürülen bir yerdir. Dediler ki:

“İşte bizler ona hazırlananlarız ya Resûlallah”

Buyurdu ki:

“İnşaallah deyiniz.”

Hadis Kaynak: Râmûzu’l-Ehâdis, 2032

Kaynak Kitap: Nübüvvet Ve Velâyet Deryâsından Nasihatler – 2

İstiğfarda Bulunmak Kulluk Ve Şükran Vazifesidir

Yorum bırakın

Kabe

Cenâb-ı Hak buyuruyor ki:

“Allah’tan mağfiret iste. Şüphe yok ki, Allahu Teâlâ Gafur ve Rahimdir.” (Nisâ Sûresi, ayet 106)

Rabbimiz Teâlâ, habibine hitap ederek kendisinden mağfiret istemesini, ümmet hakkında ilahi lütufları ve affı talep etmesini, günahlarından dolayı da istiğfarda bulunmasını emretmektedir. Çünkü istiğfarda bulunmak bir kulluk ve şükran vazifesidir. Ümmet için de bir irşad vesilesidir. Şüphe yok ki, Allahu Teâlâ, mağfiret talep eden kullarının hatalarını, isyanlarını affeder, günahlarını örter. Allahu Zülcelâl, kullarına karşı merhametlidir. Rahmeti geniş, mağfireti çoktur. Artık öyle bir Rabbi Azimüşşân’ın ulûhiyetine iltica ederek kendisinden af ve mağfiret talep etmek icap etmez mi?

Kul, halisane isteğini Allah (cc) indinde daha hayırlı ve mükafatça daha büyük olarak bulur. Tevbe ve istiğfarının sevaplarına kat kat nail olur.

Ya Kerîm, ya Rahîm olan Allah’ımız! Bizi af ve keremine mazhar buyur. (Amin)

Resûl-i Ekrem (sav) Efendimiz buyurur ki:

“Günahına tevbe eden, hiç günahı olmayan kimse gibidir.” (İbn-i Mâce, c2, h.4250). Ancak günahların pişmanlığına devam etmek gerekir.

Cenâb-ı Hak buyuruyor ki:

“Ey müminler! Allah’a nasûh bir tevbede bulunun. Umulur ki, Rabbiniz günahlarınızı örter ve sizi altlarından ırmaklar akan cennetlere koyar. O gün ki, Allah (cc), Peygamberi ve onunla beraber iman etmiş olanları rüsva etmez. Nurları, önleri ve sağ tarafları arasında koşar. Derler ki: “Ey Rabbimiz! Bize nurumuzu tamamla. Bizim için mağfiret buyur. Şüphe yok ki, sen her şey üzerine hakkıyla gücü yetensin.” (Tahrim Sûresi, ayet 8).

Tevbe-i nasûh, pek halisane yapılan tevbedir ki, işlenilmiş olan günahtan ve kusurdan dolayı pişman olunmuş, bir daha ona dönülmemiş tevbedir.

“Seher vakitlerinde de onlar istiğfarda bulunurlar.” (Zâriyat Sûresi, ayet 18).

Gecenin son altıda birinde de yani sabaha yakın saatlerde muttaki kimseler az uyur ve çokça teheccüd namazı kılmakla beraber istiğfarda da bulunurlar. Kendilerinin kusurdan uzak olmayacaklarını nazara alarak Cenâb-ı Hakk’ın af ve mağfiretini niyaza devam ederler. Hakiki muttaki kimseler ihtiyatlı yaşarlar.

Resûl-i Ekrem (sav) Efendimiz buyurur ki:

“Bir kimse her namazdan sonra yetmiş kere istiğfar ederse, işlediği günahları affolunur. Ve hurilerden eşlerini (cennette kendilerine hizmet edecek hurileri) ve köşklerini görmeden dünyadan gitmezler. (Kenzu’l-Ummâl, h.2104; Râmuzu’l-Ehâdis, s.402)

Kaynak: Miftâhu’t-Turuk 

Allah’tan (cc) Haya Eden Kula Sırat Köprüsü Üzerinde İken Bir Mektup Verilir

Yorum bırakın

zarf

Ahmed bin Havârî (Rahmetullâhi aleyh) demiştir ki:

“Kul, Allahu Teâlâ’dan haya ettikçe, Cenâb-ı Hak, yer halkının tümüne onun ayıplarını unutturur. Kıyamette onun aleyhine şehadet edecek kimse bulunmaz. Kul Sırat köprüsü üzerinde iken eline bir mektup verilir. Kul açıp okuduğu zaman: “Kulum, sen yaptığın ve yapmak istediğini yaptın, fakat ben bu konuda aleyhinde bir açıklama yapmaktan haya ettim. Haydi, cennete git, affıma mazhar ol.” müjdesiyle karşılaşır.”

Kaynak: Nübüvvet Ve Velâyet Deryâsından Nasihatler – 1

Older Entries

%d blogcu bunu beğendi: