Derviş Kelimesinin Mana Ve Rumuzları

Yorum bırakın

zarif-lale

Derviş kelimesi beş harftir. Bunların mana ve rumuzları şöyledir:

Derviş’in;

“D” harfi: Dert ehlinin cisminin zarif, ince ve Allah korkusundan çehresi sarı olmaya işarettir.

“R” harfi: Riyakar olmadığına delalettir.

“V” harfi: Akraba ve dostlara veda edip, Hak sözünden başkasına itimat etmemeye delalettir.

“Y” harfi: Herkesi yaman bilmektir.

“Ş” harfi: Hak aşkı ile daima neşeli olmak demektir.

Dervişlik dedikleri, hırka ile taç değil.

Gönlün derviş eyleyen, hırkaya muhtaç değil.

*** *** *** *** *** *** *** *** *** *** *** *** ***

Girsin şeyhin yoluna, yalın ayak baş açık.

Er var dirlik dirilmiş, yalın ayak aç değil

*** *** *** *** *** *** *** *** *** *** *** *** ***

Hırkanın ne suçu var, sen ol yola girmezsen.

Var git yolunda yürü, er yolu kalmaç değil.

*** *** *** *** *** *** *** *** *** *** *** *** ***

Derviş Yunus bilene, marifetlerin söyler.

Yoldakiyle yoldadır, gayriye yoldaş değil.

Kaynak: Miftâhu’l-İrşâd

Reklamlar

Kadiriyem / Mehmet Uçar

Yorum bırakın

Bayram günü gelir sancak açılır,

Sadık olan derviş bir bir seçilir..

Bu Dervişlik Yoluna / Mustafa Dökmen

Yorum bırakın

Allah’ım, sana tevekkül, sana itaat, seni zikir, senin emirlerine muvafakat ve seni tevhid ile kalplerimizi ihya et!

Amin..

Abdülkadir Geylani (k.s) / Fethu’r-Rabbânî, syf.240

Cem Olmuş Dervişleri Pirim Abdülkadir’in (k.s)

Yorum bırakın

 

Dervişliğin Üç Alâmeti

Yorum bırakın

güllü elma

Sehl bin Abdullah (Rahmetullâhi aleyh) demiştir ki:

“Dervişliğin alâmeti Allah’ın sevdiği kul olmaktır. Dervişliğin alâmeti üç şeydedir:

1- Sırrı saklamak

2- Dervişliğin gereğini yapmak

3- Dervişliğe gelen güzel halleri saklamak.”

Kaynak: Nübüvvet Ve Velâyet Deryâsından Nasihatler – 1

Eve Dervişler Geldi / Ender Doğan Ve Koro

Yorum bırakın

Elhamdülillah Alâ Külli Hal – Her Halimiz İçin Allah’a Hamdolsun

Milki Bekadan Gelmişem / Mustafa Demirci & Murat Necipoğlu

Yorum bırakın

 

Derviş Olan Kişiler/Yunus Emre

2 Yorum

Derviş Kaşıkları

Yorum bırakın

sufi yemeği
Bir gün sormuşlar ermişlerden birine:
“Sevginin sadece sözünü edenlerle, onu yaşayanlar arasında ne fark vardır?”
Bakın göstereyim demiş, ermiş. Önce sevgiyi dilden gönüle indirememiş olanları çağırarak onlara bir sofra hazırlamış.

Hepsi oturmuşlar yerlerine. Derken tabaklar içinde sıcak çorbalar gelmiş ve arkasındanda derviş kaşıkları denilen bir metre boyunda kaşıklar.
“Ermiş bu kaşıkların ucundan tutup öyle yiyeceksiniz” diye bir de şart koymuş.
Peki demişler ve içmeye teşebbüs etmişler. Fakat o da ne? Kaşıklar uzun geldiğinden bir türlü döküp saçmadan götüremiyorlar ağızlarına.

En sonunda bakmışlar beceremiyorlar, öylece aç kalkmışlar sofradan.
Bunun üzerine şimdi demiş ermiş, sevgiyi gerçekten bilenleri çağıralım yemeğe.

Yüzleri aydınlık, gözleri sevgi ile gülümseyen ışıklı insanlar gelmiş oturmuş sofraya bu defa. “Buyurun” deyince, her biri uzun boylu kaşığını çorbaya daldırıp, sonra karşısındaki kardeşine uzatarak içirmiş. Böylece her biri diğerini doyurmuş ve şükrederek kalkmışlar sofradan işte demiş ermiş, ‘kim ki gerçek sofrasında yalnız kendini görür ve doymayı düşünürse, o aç kalacaktır. Ve kim kardeşini düşünür de doyurursa o da kardeşi tarafından doyurulacaktır şüphesiz ve şunu da unutmayın, gerçek pazarında alan değil, veren kazançtadır daima.

%d blogcu bunu beğendi: