Abdestin Faziletleri

Yorum bırakın

beyaz nilüferler

Abdestin maddi manevi, dünyevi uhrevi birçok faydaları ve faziletleri vardır. Peygamber (sav) Efendimiz bu faziletleri bizlere şöyle bildirmişlerdir:

“Bir müslüman veya bir mümin abdest alır yüzünü yıkarsa, gözleriyle bakarak kazandığı günahların hepsi su ile veya suyun son damlasıyla yüzünden dökülür gider. Ellerini yıkarsa, elleriyle tutarak kazandığı günahlar abdest suyu ile yahut suyun son damlasıyla çıkar. Ayaklarını yıkadığında ayaklarıyla kazanmış olduğu her günah, abdest suyu ile veya suyun son damlasıyla çıkar ki, o adam (Hukukullah’a müteallik küçük) günahlardan paklanmış olur.”

“Mümin, abdest suyunun ulaştığı yere kadar zinetlenir.”

“Rasûlullah (sav) Efendimiz bir gün Medine kabristanına gelip:

– “Ey mümin kavimler yurdu, size selam olsun. İnşâallah biz de size katılacağız. Kardeşlerimi görmeyi isterdim.” buyurdu. Ashab:

– “Ya Rasûlallah, biz senin kardeşlerin değil miyiz?” dediler. Peygamber (sav) Efendimiz:

-“Sizler benin ashabımsınız. Kardeşlerimiz ise henüz gelmemiş olanlardır.” buyurdu. Ashab:

-“Ya Rasûlallah, henüz gelmemiş olan ümmetinizi nasıl tanıyacaksınız?” diye sordular.  Rasûlullah (sav) Efendimiz:

-“Bir kimsenin tamamıyla aynı renkleri olan atları arasında alnı ve üç ayağı ak olan bir atı bulunursa onu tanımaz mı?” diye cevap verdi. Ashab:

-“Evet” dediler.

-“Öyle ise kardeşlerimiz yüzleri, el ve ayakları abdest nuru ile parlak olarak geleceklerdir. Ben de bunlardan önce gidip havuz başında onları bekleyeceğim.” buyurdu.

“Sizden herhangi biriniz tam manasıyla abdest alır da, “Eşhedü en lâ ilâhe illallâhu vahdehû lâ şerîke leh, ve enne Muhammeden abdühû ve rasûlüh” derse, o kimse için cennetin sekiz kapısı da açılır, artık istediği kapıdan girer.”

“Size bir şey tavsiye edeyim mi ki, onunla Allah günahlarınızı mahveder ve dereceleriniz yükseltir?” Ashab:

-“Evet ya Rasûlallah, buyurunuz.” dediler. Peygamber (sav) Efendimiz:

“Zorluk zamanlarında güzelce abdest almak, uzak yerlerden camiye gelmek, bir namazdan sonra ikinci namazı beklemek, işte bu ribattır, işte bu ribattır, işte bu ribattır.”

Ribat, lügat olarak nefsi hapsetmek manasına gelir. Ancak, kendisini cihada vermek suretiyle Allah yoluna hapsedenler için bu tabir kullanılır. Böyle kimselere murabıt denir. Abdestini tam alıp namazlarını mescitte kılan ve birini kılınca diğer namazın gelmesini bekleyen kimse de kendini ruhen, kalben Allah yoluna bağlamış gibidir. Bir nevi murabıttır.

Kaynak: Miftahu’l-İrşâd

Reklamlar

Ezan Okumanın Fazileti Hakkında Hadis-i Şerifler

Yorum bırakın

bayrak ve minare

Peygamber (sav) Efendimiz şöyle buyurdular:

“İnsanlar eğer ezan okumak ile namazın ilk safında yer almada ne (gibi bir hayır ve bereket) olduğunu bilseler, sonra da bunu elde etmek için kura çekmekten başka çare kalmasaydı, mutlaka kuraya baş vururlardı.”

“Kim yedi yıl sevabına inanarak ezan okursa, Allah bunu, onun ateşten kurtulmasına bir senet yapar.”

“Müezzin, sesinin gittiği yer boyunca mağfiret olunur. Yaş ve kuru her şey onun lehinde şehadet eder. Namaza katılan kimseye yirmi beş kat namaz yazılır ve iki namaz arasındaki günahları affedilir.”

“Müezzinler kıyamet günü boyu itibariyle insanların en uzunu olacaklardır.”

Hz. Ömer (ra) Efendimiz, eğer üzerimde halifelik vazifesi olmasaydı devamlı ezan okumak için çalışır ve gayret sarf ederdim, demişlerdir.

“Namaz için ezan okunduğu zaman şeytan oradan sesli sesli yellenerek uzaklaşır, ezanı duyamayacağı yere kadar kaçar. Ezan bitince geri gelir. İkamete başlanınca yine uzaklaşır, ikamet bitince geri dönüp kişi ile kalbinin arasına girer ve şunu hatırla, bunu düşün diye aklında daha önce hiç olmayan şeylerle vesvese verir. Öyle ki, (buna kapılan) kişi kaç rekat kıldığını bilmeyecek hale gelir.”

Yüce Mevlâ kalplerimizi imansız, minarelerimizi ezansız bırakmasın. Amin..

Kaynak: Miftâhu’l-İrşâd

Cemaatle Namazın Fazileti Ve İmametin Şartları

Yorum bırakın

hayat kısa

Yüce dinimiz İslam cemaate çok ehemmiyet vermiş ve müslümanların cemaat ve birlik olmalarını teşvik etmiştir. Ümmetin birliğe ulaşmasında en büyük vasıta namazdır. Günde beş vakit camide birleşen, cemaatleşen müminler Rasûllerinin başkanlığında kaynaşacaklardır. Rasûlullah (sav) Efendimiz birçok hadis-i şeriflerinde namazların cemaatle kılınmasını emretmiştir.

Bir hadis-i şeriflerinde mealen: “Üç kişinin bulunduğu bir köy veya kırda namaz cemaatle kılınmazsa şeytan onlara mutlaka galebe çalmıştır. Cemaate iyi tutun. Zira kurt, sürüden ayrılanı kapar.” buyurmuşlardır.

Diğer hadislerinde ise:

“Kişinin cemaatle kıldığı namazın sevabı, evinde ve çarşıda kıldığı namazdan yirmi beş kat fazladır. Şöyle ki, abdestini güzelce alır, sonra mescide gider, evinden çıkarken mescid gayesiyle çıkmıştır. Bu sırada attığı her adım sebebiyle bir derece yükseltilir, bir günahı affedilir. Namazı kıldı mı, namazgahında olduğu müddetçe melekler ona rahmet okumaya devam ederler ve şöyle derler:

“Ey Rabbimiz, buna rahmet et, merhamet buyur.”

“Sizden herbiriniz namazı beklediği müddetçe namaz kılıyor gibidir.” (Müslim, c.1, s.459, bab:49, h.(649) 272)

“Kim yatsıyı bir cemaat içinde kılarsa, sanki gecenin yarısını ihya etmiş gibi olur. Kim de sabah namazını cemaatle kılarsa sanki gecenin tamamını namazla geçirmiş gibi olur.” (Müslim, c.1, s.454, bab:46, h.(656) 260)

“Münafıklara en ağır gelen namaz yatsı namazıyla sabah namazıdır. Eğer bu iki namazdaki hayrın ne olduğunu bilselerdi, emekleyerek de olsa onları kılmaya gelirlerdi. (Nefsim kudret elinde olan Zat’a yemin olsun) ezan okutup namaza başlamayı, sonra halkın namazını kıldırması için yerime birisini bırakmayı, sonra da beraberlerinde odun desteleri olan bir grup erkekle namaza gelmeyenlere gitmeyi ve evlerini üzerlerine yıkmayı düşündüm.” (Müslim, c.1, s.451, bab:42, h. (651) 252)

Demek ki beş vakit namazı yalnız olarak kılabildiğimiz gibi cemaatle de kılabiliyoruz. Hatta cemaatle kılmak sünnet-i müekkededir. Bu da vacip demektir. Yukarıdaki hadislere ve bu konudaki diğer hadislere göre farz diyen alimler de vardır. Bunun için iki veya daha fazla kişinin biraraya gelince namazlarını cemaatle kılmaları gerekir. Şu halde cemaatle namaz kılmak için birinin imam olması lazımdır. 

İMAMETİN ŞARTLARI

1- Müslüman olmak

2- Akıl-baliğ olmak

3-Erkek olmak (kadının kadına imameti meal kerâhe caizdir.)

4- Namaz sahih olacak kadar Kur’an-ı Kerim ezberlemiş olmak

5- Özürlerden sâlim olmak.

Kaynak: Miftâhu’l-İrşâd

Fazilet Yarışına Davet

Yorum bırakın

yeşil yapraklı gül

Hz. Muhammed (sav), güzel ahlakı tamamlamak için gönderilmiş bir Peygamberdir. Kur’an-ı Kerim O’nun en yüksek ahlak üzere olduğunu haber verir.

Müsteşriklerden William Muir, Hz. Muhammed’in Hayatı adlı eserinde şöyle der:

“Hz. Muhammed hakkındaki bütün dediklerimiz bir nokta üzerinde toplanır. O da: O’nun seciyesinin yüksekliği, ahlakının temizliğidir. Bunlar öyle faziletlerdir ki, o zamanın Mekkelileri arasında pek nadirdi.”

Gerçekten Kureyş o çağda birçok günahlara dalmıştı. Ahlaksızlık bataklıklarında yuvarlanıp gidiyordu. İçki, kumar, zina, riba (faiz), kan davaları almış yürümüştü. İçtimai hastalıklar Araplar’ın bünyesini kemiriyordu. Kutsal saydıkları Kabe’nin etrafında Harem’de bile zevk ve sefa alemi yapıyorlar, içki ve kumar alemleri tertip ediyorlardı. Kureyş’in ileri gelenleri yüz kızartıcı davranışlardan sakınmıyorlardı. Haşimiler’in başlarından sayılan Ebu Leheb, Kabe’de eskiden beri muhafaza olunan altından yapma bir geyik heykelini çalmış ve satıp yemişti. Hz. Peygamber (sav) bunlara karşı fazilet mücadelesi bayrağını açtı. İslamiyet bu gibi kötülüklerin hepsinin karşısına dikiliyordu. O’nun için Kureyşliler, başlangıçtan İslamiyet’e karşı çıktılar. Kur’an-ı Kerim ayetleri nazil olarak onların bu davranışlarını kötüledi, onları şiddetle kınadı. Onlar da düşmanlıklarını artırdılar.

Kaynak: Siyer-i Nebi

Peygamber (s.a.v) Efendimiz’den Haccın Fazileti

Yorum bırakın

Bakara suresi

İbn-i Abbas (r.a) şöyle anlattı:

“Resûlullah (s.a.v) efendimizle beraberdik. Yemen tarafından bir kafile geldi. Resûlullah (s.a.v) efendimize şöyle dediler:

“Ya Rasûlallah, analar babalar sana feda, bize haccın faziletlerinden anlat.”

Rasûlullah (s.a.v) efendimiz: “Olur..” buyurduktan sonra şöyle devam etti:

“Bir kimse hac için veya umre için yola çıktığı zaman, ayağını kaldırıp indirdikçe günahları dökülür. Tıpkı ağacın yaprakları döküldüğü gibi..

Medine’ye gelip de bana selamla musafaha ettiği zaman melekler de ona selamla musafaha eder.

Zülhuleyfe’ye gelip de yıkandığı zaman Allahu Teâlâ onu günahlarından temizler.

Orada yeni bir elbise giydiği zaman Allahu Teâlâ onun iyiliklerini yeniler.

Oraya gelip de:

“Lebbeyk Allahümme Lebbeyk “

dediği zaman Allahu Teâlâ ona cevap verir:

“Lebbeyk ve sadeyk. Sesini duyuyorum, seni görüyorum..”

Mekke-i Mükerreme’ye girip de Safa ile Merve arasında sa’y vazifesini yaptığı zaman, Allahu Teâlâ ona hayırları ulaştırır.

Arafat’a gidip vakfeye durduğu ve orada dilek sesleri çıkmaya başladığı zaman, Allahu Teâlâ yedi kat semanın meleklerine karşı onlarla övünür ve şöyle buyurur:

“Ey meleklerim, semanın sakinleri..Kullarımı görmüyor musunuz? Nice uzak yerlerden, saçları başları dağınık, toz toprak içinde bana geldiler. 

Bu uğurda mal harcadılar, bedenleri yoruldu.

İzzetim, celâlim hakkına onların kötülüklerini iyileri hürmetine bağışlayacağım. Onları günahlarından çıkaracağım, tıpkı anadan doğdukları gündeki gibi olacaklar.”

Taş attıkları, başlarını traş ettikleri, Kâbe’nin ziyaretini bitirdikleri zaman, Arş’ın içinden şöyle bir ses gelir:

“Bağışlanmış olarak dönünüz, yeniden iyi ameller işlemeye bakınız.”

Kaynak: Günyet’üt-Tâlibin / Abdülkadir Geylani (k.s)

En Faziletli Amel Nedir?

Yorum bırakın

beyaz vazo içindeki pembe güller

En faziletli amel, kulun “Artık ben arındım.” şeklindeki düşünceden kurtulmasıdır.

Sehl b. Abdullah Tusterî (r.a)

Kaynak: Nasihatler – 1

YÂSÎN Sûresinin Fazileti

2 Yorum

Yapma Çiçek
Rasulullah (s.a.v) Efendimiz’in Yâsîn Sûresi ile ilgili bazı hadis-i şerifleri şunlardır:

*Her şeyin bir kalbi vardır. Kur’an’ın kalbi de Yâsin’dir.

*Her kim Yâsin sûresini okursa, Allah onun bu okumasına, Kur’an’ı on kere okumuş gibi sevap yazar.

*Yâsin, Kur’an’ın kalbidir.

*Ölülerinize Yâsin sûresini okuyunuz. Allah rızasını ve ahiret yurdunu umarak onu okuyan kimse muhakkak yarlığanır.

*Kim Allah’ın rızasını umarak geceleyin okursa, o gecede günahları bağışlanıp yarlığanır. Kim de gündüzün başlangıcında okursa, ihtiyaçları giderilir. Sabaha çıkınca okursa, akşama kadar o gün kendisine kolaylık verilir. Gecenin başında okursa, sabaha kadar o gece kendisine kolaylık ihsan olunur.

*Ey Ali! Yâsin oku! Çünkü Yâsin’de on bereket vardır:

1-Onu, aç bir kişi okursa doyar.

2-Susuz kişi okursa suya kanar.

3-Çıplak kişi okursa giydirilir.

4-Bekar kişi okursa evlenir.

5-Korkan kişi okursa emniyet ve selamete erer.

6-Mahbus (hapsolmuş) kişi okursa hapisten çıkar.

7-Yolcu okursa, yolculuktan memnun olur.

8-Yitik sahibi okursa yitiğini bulur.

9-Hasta okursa hastalığından kurtulur.

10-Ölünün yanında okunursa günahı hafifletilir.

 Kaynak:Gönül incileri

%d blogcu bunu beğendi: