Resûl-i Ekrem (sav) Efendimizin, Hz. Fatıma (r.anha) Validemizi Sakındırdığı Sekiz Büyük Günah

Yorum bırakın

zarif bir gül

Resûl-i Ekrem (sav), Fatıma (r.anha) validemize şöyle buyurmuştur:

“Ey kızım Fatıma, dünya malından ne istersen iste; fakat sen salih amel işlemezsen ben ahirette senin sıkıntılarından hiçbir şey gideremem. Yavrum, sekiz günahtan kaçın:

1- Şirk koşmaktan.

2- Büyü yapmaktan.

3- Kâhinlik etmekten.

4- Haksız yere adam öldürmekten.

5- Faiz alıp vermekten.

6- Yetim malı yemekten.

7- Harp meydanından kaçmaktan.

8- Müslüman kadına zina iftirasında bulunmaktan.”

Hadis Kaynak: Zübdetül Buhârî, c.2, s.534-535, Ömer Ziyaeddin Dağıstânî

Kaynak Kitap: Nübüvvet Ve Velâyet Deryâsından Nasihatler – 1

 

Reklamlar

Mağarada Mahsur Kalan Üç Kişinin Hikayesi (Hadis Kaynaklı)

Yorum bırakın

mağara

Bir hadis-i şerifte Peygamber (sav) Efendimiz şöyle buyurdular:

“Sizden önce yaşayanlardan üç kişi yola çıktı. (Akşam olunca) geceleme ihtiyacı onları bir mağaraya sığındırdı ve içine girdiler. Dağdan (kayan) bir taş yuvarlanıp mağaranın ağzını üzerlerine kapadı. Aralarında “Bizi bu kayadan salih amellerimizi şefaatçi kılarak Allah’a yapacağımız dualar kurtarabilir!” dediler. Bunun üzerine birincisi şöylededi:

“Benim yaşlı, ihtiyar iki ebeveynim vardı. Ben onları çok kollar, akşam olunca onlardan önce ne ailemden ne de hayvanlarımdan hiçbirini yedirip içirmezdim. Bir gün ağaç arama işi beni uzaklara attı. Eve döndüğümde ikisi de uyumuştu. Onlar için sütlerini sağdım. Hala uyumakta idiler. Onlardan önce aileme ve hayvanlarıma yiyecek vermeyi uygun bulmadım, onları uyandırmaya da kıyamadım. Geciktiğim için çocuklar ayaklarımın arasında kıvranıyorlardı. Ben ise süt kapları elimde onların uyanmalarını bekliyordum. Ey Allah’ım, bunu senin rızan için yaptığımı biliyorsan, yolumuzu kapayan şu taştan bizi kurtar!”

Taş bir miktar açıldı ama çıkacakları kadar değildi. İkinci şahıs şöyle dedi:

“Ey Allah’ım! Benim bir amcakızım vardı. Onu herkesten çok seviyordum. Ondan faydalanmak istedim ama bana yüz vermedi. Gün geldi kıtlığa uğradı, bana başvurmak zorunda kaldı. Ona, kendisini bana teslim etmesi mukabilinde yüz yirmi dinar verdim, kabul etti. Arzuma nâil olacağım sırada “Allah’ın mührünü gayr-ı meşru olarak bozman sana haramdır!” dedi. Ben de ona temasta bulunmaktan kaçındım ve insanlar arasında en çok sevdiğim kimse olduğu halde onu bıraktım, verdiğim altınları da terk ettim. Ey Allah’ım, eğer bunları senin rıza-yı şerifin için yapmışsam, bizi bu sıkıntıdan kurtar.”

Kaya biraz daha açıldı. Ancak onlar çıkabilecek kadar açılmadı. Üçüncü şahıs dedi ki:

“Ey Allah’ım, ben işçiler çalıştırıyordum. Ücretlerini de derhal veriyordum. Ancak bir tanesi ücretini almadan gitti. Ben de onun parasını onun adına işletip kâr ettirdim. Öyle ki, çok malı oldu. Derken (yıllar sonra) çıkageldi ve “Ey Abdullah! Bana olan borcunu öde!” dedi. Ben de:

“Bütün şu gördüğün sığır, davar, deve ve köleler senindir. Git bunları al götür!” dedim. Adam:

“Ey Abdullah, benimle alay etme!” dedi. Ben tekrar:

“Ben kesinlikle seninle alay etmiyorum. Git hepsini al götür!” diye tekrar ettim. Adam hepsini aldı götürdü. Ey Allah’ım, eğer bunu senin rızan için yaptıysam bize şu halden kurtuluş nasip et!” dedi. Kaya açıldı, çıkıp yollarıına devam ettiler.”

Hadis Kaynak: Müslim, c.3, Zikir 100 (2743); Buhâri, Enbiya 50; Ebû Dâvud, c.3, Büyü 28, h.3387

Kaynak Kitap: Miftâhu’r-Rüşd

Belaya Uğrayanı Görünce Okunacak Dua

Yorum bırakın

gerisi geçer

Dert ve eleme kapılmış kimseyi görünce aşağıdaki dua okunmalıdır. Zira Allahu Teâlâ Hazretleri bunu bir şekilde okuyan kimseyi dünyada yaşadığı müddetçe dert ve elmeden uzak tutar, ona sıhhat ve afiyet ihsan eder.

Elhamdü lillâhillezî âfânî mimmebtelâke bihî, ve feddalenî alâ kesîrin mimmen haleka tafdîlen , ûfiye min zalikel belâi kâinen mâ kâne.

Anlamı: Seni imtihan ettiği şeyde bana afiyet veren ve beni yarattıklarının birçoğundan üstün kılan Allah’a hamd olsun.

Resûlullah (sav) buyurdular ki:

“Kim bir belaya uğrayanı görürse bu duayı okusun. Artık yaşadığı müddetçe her ne bela olursa olsun ona maruz kalmaktan muhafaza edilir. Bu bela ona isabet etmez.”

(Hadis Kaynak: İbn-i Mâce, c.2, Dua 22, h.3892; Tirmizî, Deâvât 38, h.3427, 3428)

Ayet-i kerimede buyurulur ki:

“Bir imtihan olarak size iyilik ve kötülük veririz.” (Enbiyâ Sûresi, ayet 35)

Buradaki bela, imtihandır. Hayra da şerre de yönelik olabilir. Gelen bela, maddi ve bedeni bir imtihan veya manevi ve dînî bir imtihan da olabilir. Maddi imtihanlar sabır ve tevekkül yoluyla manevi kazanç vesilesi yapılabilir. Ancak manevi imtihanların ise kazanca dönüştürülmesi çok daha zordur. Bu çeşit imtihanlardan Rabbimize sığınırız. Ayrıca unutulmamalı ki dua, gelen ve gelecek olan belalara kalkan olur.

Kaynak: Gönül İncileri Dualar

Ezan Okumanın Fazileti Hakkında Hadis-i Şerifler

Yorum bırakın

bayrak ve minare

Peygamber (sav) Efendimiz şöyle buyurdular:

“İnsanlar eğer ezan okumak ile namazın ilk safında yer almada ne (gibi bir hayır ve bereket) olduğunu bilseler, sonra da bunu elde etmek için kura çekmekten başka çare kalmasaydı, mutlaka kuraya baş vururlardı.”

“Kim yedi yıl sevabına inanarak ezan okursa, Allah bunu, onun ateşten kurtulmasına bir senet yapar.”

“Müezzin, sesinin gittiği yer boyunca mağfiret olunur. Yaş ve kuru her şey onun lehinde şehadet eder. Namaza katılan kimseye yirmi beş kat namaz yazılır ve iki namaz arasındaki günahları affedilir.”

“Müezzinler kıyamet günü boyu itibariyle insanların en uzunu olacaklardır.”

Hz. Ömer (ra) Efendimiz, eğer üzerimde halifelik vazifesi olmasaydı devamlı ezan okumak için çalışır ve gayret sarf ederdim, demişlerdir.

“Namaz için ezan okunduğu zaman şeytan oradan sesli sesli yellenerek uzaklaşır, ezanı duyamayacağı yere kadar kaçar. Ezan bitince geri gelir. İkamete başlanınca yine uzaklaşır, ikamet bitince geri dönüp kişi ile kalbinin arasına girer ve şunu hatırla, bunu düşün diye aklında daha önce hiç olmayan şeylerle vesvese verir. Öyle ki, (buna kapılan) kişi kaç rekat kıldığını bilmeyecek hale gelir.”

Yüce Mevlâ kalplerimizi imansız, minarelerimizi ezansız bırakmasın. Amin..

Kaynak: Miftâhu’l-İrşâd

Peygamber (sav) Efendimize Yöneltilen Kıyamet Sorusu

Yorum bırakın

uçuk pembe gül

Peygamber (sav) Efendimiz bir hadis-i şerifte meâlen buyurur ki:

“Nefsim yed-i kudretinde olan Allah’a yemin ederim ki, bir kula kendisinden, ana-babasından, çocuklarından ve bütün insanlardan daha sevgili olmadığım müddetçe o tam iman etmiş olmaz.” 

Bunu duyan Hz. Ömer (ra):

“Ya Resûlallah, ben seni nefsimden de çok seviyorum.” deyince Peygamber (sav) Efendimiz:

“İşte şimdi imanın kemâle erdi.” buyurmuştur. (Câmiu’l-Ehâdis ve’l-Merâsil, h.1197). Başka bir hadis-i şerif ise şöyledir:

“Kişi sevdiği ile beraberdir.” (Tirmizî, zühd 50, h.2388; Buhârî, Edeb 96; Müslim, Birr 165, h.2640; Ebû Dâvud, h.5126). Çünkü “Ey iman edenler, sadıklarla beraber olun.” emr-i ilahisi ile bu mübarek hadis-i şerif birbirini tamamlamaktadır.

Hz. Enes (ra)’in rivayet ettiğine göre bir adam:

“Ya Resûlallah, kıyamet ne zaman kopacaktır?” dedi. Allah Resûlü (sav) hemen namaza kalktı ve namazını bitirince sordu:

“Kıyametin kopmasını sual eden kişi nerede?” Adam:

“Benim, ey Allah’ın resûlü.” Resûl-i Ekrem (sav):

“Kıyamet için ne hazırladın?” Adam:

“Kıyamet için fazla namaz ve oruç hazırlayamadım. Ancak ben Allah’ı ve O’nun Peygamberini çok seviyorum.” Resûlullah (sav):

“Kişi sevdiği ile beraberdir ve sen de sevdiklerinle berabersin.” 

Hz. Enes (ra) (devam ederek) dedi ki:

“Müslümanlıktan sonra Müslümanların bu söze sevindikleri kadar (başka şeye) sevindiklerini görmedim.” (Tirmizî, c.5, Zühd 50, h.2389)

Kaynak: Rabıta Risalesi / Miftâhu’l-Usûl

Allah’ın (cc) Ve İnsanların Sevgisini Kazanmanın Yolu

Yorum bırakın

tüy

Mansur Ebu Mücahid (Rahmetullâhi aleyh) demiştir ki:

Bir adam Peygamber (Sallallâhu aleyhi ve sellem)’e gelerek:

“Bana öyle bir tavsiyede bulun ki, onu yerine getirdiğimde Allah’ın ve insanların sevgisini kazanayım.” dedi.

Peygamber (Sallallâhu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu:

“Dünyaya değer verme ki, Allah seni sevsin. Dünyayı insanlara bırak ki, insanlar da seni sevsin.”

Hadis Kaynak: Hilyetü’l-Evliyâ Sıfâtü’s-Safve, c.6, s.204)

Kaynak Kitap: Nübüvvet Ve Velâyet Deryâsından Nasihatler – 1

Cennetin Her Tarafında Güzel Kokular Dalgalanmaktadır

Yorum bırakın

sarkan çiçek

“Dikkat edin! Cennet için hazırlanan var mı? Orada hiçbir dert ve tehlike yoktur. Kâbe’nin Rabbine yemin ederim ki, o cennet tamamıyla parıldayan bir nurla doludur. Her tarafında güzel kokular dalgalanmaktadır. Orada muazzam köşkler, geniş nehirler, bol ve olgun meyveler, güzel ve dilber zevceler, ebedi, pek çok ve renkli güzel elbiseler vardır. Orası; yüksek, güzel ve selim yurtlarda parlak hayat sürülen bir yerdir. Dediler ki:

“İşte bizler ona hazırlananlarız ya Resûlallah”

Buyurdu ki:

“İnşaallah deyiniz.”

Hadis Kaynak: Râmûzu’l-Ehâdis, 2032

Kaynak Kitap: Nübüvvet Ve Velâyet Deryâsından Nasihatler – 2

Older Entries

%d blogcu bunu beğendi: