Sevgisiz Ve Gönülsüz İrşad Olmaz

Yorum bırakın

Hz. Peygamber Aleyhissalâtü vesselâm: 

fincandaki çiçek

“Kolaylaştırın, zorlaştırmayın; müjdeleyin, nefret ettirmeyin.” buyuruyor. (Müslim, c.2, Cihad 6-7 (1732-1733); Buhârî, ilim 12, Edeb 80)

Bu hadis-i şerifin başka bir rivayetinde “müjdeleyin” ifadesi yerinde “ısındırın” denilmiştir. Dinimiz İslam’ın bilgiden çok sevgiyle alakalı olduğu unutulmamalıdır. Sevgisiz ve gönülsüz irşad olmaz. Sevgisi, ızdırabı, çilesi ve fedakarlığı olmayan, Kur’ân ve İslam ahlakından mahrum olur.

Resûl-i Ekrem (sav):

“Cibril (Aleyhisselâm) bana kolaylaştırıcı olmamı emretti.” buyurmuştur. 

Bu emir, her Müslümanın şiarı olmalıdır.

Kaynak: Nübüvvet Ve Velâyet Deryâsından Nasihatler -1

Reklamlar

Din Nasihattir Hadis-i Şerifinin İzahı

Yorum bırakın

güllü kitaplar

Evlad!

Hak Celle Ve Âlâ Hazretleri kullarına kendi rızasını kazandırmak için Kur’ân’ı Mübinî ile beyan ederek buyurur ki:

“İnsanları Rabbinin yoluna hikmetle, güzel öğütle davet et. Onlarla en güzel şeylerle mücadele et. Ağır söz ve şiddet olmaksızın yumuşaklıkla ve yolların en güzeliyle söyle ki, Hakk’a boyun eğsinler.” (Nahl Sûresi, ayet 125)

“Din Nasihattir.” (Müslim, c.1, s.74, h.55)

Allah’a, Kitabına, Rasûlüne, müslümanların imamlarına ve bil-umum müslümanlara nasihattir. Hadis-i şerifin manası şudur ki; dinin direği ve kıvamı nasihatten ibarettir. Nitekim “Hac Arafat’tır” denildiği gibi, ahaliye nasihat etmek, din ve dünyalarına faydalı olan şeyleri kendilerine göstermek, onlara öğretmek, kusurlarını görmezlikten gelmek, onlara eza etmemek, yardımlarına koşmak, zararlarını gidermek, iyiliği emretmek ve kötülüğü nehy etmek, büyüklerine hürmet küçüklerine şevkatte bulunmak, aldatmamak, hased etmemek, kendisi için dilediğini onlar için de dilemektir. Kötü gördüğünü onlar için de kötü görmek, onların mallarını, canlarını müdafa etmek, kendilerini bu sayılan şeylerle ahlaklanmaya teşvik etmek ve taatlarını yerine getirmek için neşelerini artırmak, öğütten geri kalmamaktır.

Kaynak: Miftâhu’l-İrşâd

Topluma Gelen Umumi Belanın Sebebi

Yorum bırakın

Hz. Yunus (as)'ın duası

Kays b. Ebî Hâzım anlatıyor:

“Hz. Ebu Bekir (ra) Cenâb-ı Hakk’a hamd ve senâdan sonra dedi ki:

“Ey insanlar! Sizler şu ayeti okuyor fakat yanlış anlıyorsunuz:

“Ey iman edenler, siz kendinize bakın. Doğru yolda iseniz sapıtan kimse size zarar veremez.” (Mâide Sûresi, ayet 105)

Biz Hz. Peygamber (sav)’in: “İnsanlar zalimi görüp elinden tutmazlarsa, Allah’ın hepsine ulaşacak umumi bir bela göndermesi yakındır!” dediğini işittik. Keza ben, Resûlullah (sav)’in: 

“İçlerinde kötülükler işlenen bir topluluk, bu kötülükleri bertaraf edecek güçte olduğu halde seyirci kalır, müdahale etmezse, Allah’ın hepsini saran umumi bir bela göndermesi yakındır.” dediğini işittim.”

Hadis Kaynak: Ebû Dâvud, c.4, Melâhim 17, h.4338; Tirmizî, c.5, Tefsir, Mâide, h.3057; İbni Mâce, Fiten 20, h.4005

Kaynak Kitap: Miftâhu’t-Tevhid ve’t-Takvâ 

Kuran Allah’ın Sağlam İpidir

Yorum bırakın

hu cc

Hâris el-A’ver (ra)’den rivayet edilmiştir; dedi ki:

“Mescide uğradım ve cemaati zikri terk edip (bir takım) malâyanî konulara dalmış, konuşuyor buldum. Sonra Hz. Ali (ra)’ye çıkıp durumdan (kendisini) haberdar ettim.

Bana: “Doğru mu söylüyorsun, öyle mi yapıyorlar?” dedi. 

Ben: “Evet!” dedim. (Bunun üzerine) Hz. Ali (kv) şöyle dedi: “Ben Resûlullah (sav)’in şöyle söylediğini işittim:

“Dikkat ediniz! Bir (büyük) fitne çıkacak!”

Ben hemen sordum: “Bundan kurtuluş yolu nedir, Ey Allah’ın Resûlü?” Buyurdular ki:

“Allah’ın kitabına uymaktır. Onda sizden önceki (milletlerin ahvaliyle ilgili) haber, sizden sonra (Kıyamete kadar) gelecek fitneler ve Kıyamet ahvali ile ilgili haberler mevcuttur. Ayrıca sizin aranızda (iman-küfür, taat-isyan-, haram-helal vs nevinden) cereyan edecek durumların da hükmü var. O, hakkı batıldan ayıran ölçüdür. Onda her şey ciddidir, gayesiz bir kelam yoktur. Kim akılsızlık edip ona inanmaz ve onunla amel etmezse, Allah onu helak eder. Kim onun dışında hidayet ararsa Allah onu saptırır. O, Allah’ın sağlam ipidir. O, çok hikmetli olan zikirdir. O, dosdoğru yoldur. O öyle bir kitaptır ki, arzuların hakikatten saptıramadığı (kalpler ile fikirler eğrilmez). Kendisini (kıraat eden) dilleri iltibastan (karışıklık ve belirsizlikten) korur. Alimler ona doyamazlar. Onun çokça tekrarı usanç vermez, tadını eksiltmez. İnsanı hayretlere düşüren mümtaz yönleri son bulmaz, tükenmez. O öyle bir kitaptır ki, cinler onu dinledikleri zaman şöyle demekten kendilerini alamadılar: “Biz, hiç duyulmadık bir tilavet dinledik. Bu, doğruya götürmektedir, biz onun (Allah kelamı olduğuna) inandık (Cin Sûresi, ayet 1)”. Kim ondan haber getirirse doğru söyler. Kim onunla amel ederse ecir ve sevaba mazhar olur. Kim onunla hüküm verirse adaletle hükmeder. Kim ona çağrılırsa, doğru yola çağrılmış olur. Ey A’ver, bu güzel kelimeleri öğren.”

Hadis Kaynak: Tirmizî, c.5, Fedailu’l-Kur’ân 14, h.2906; Darimî, c.2, Fedailu’l-Kur’ân 1, h.3334

Kaynak Kitap: Miftâhu’t-Tevhid Ve’t-Takvâ

Cemaatle Namazın Fazileti Ve İmametin Şartları

Yorum bırakın

hayat kısa

Yüce dinimiz İslam cemaate çok ehemmiyet vermiş ve müslümanların cemaat ve birlik olmalarını teşvik etmiştir. Ümmetin birliğe ulaşmasında en büyük vasıta namazdır. Günde beş vakit camide birleşen, cemaatleşen müminler Rasûllerinin başkanlığında kaynaşacaklardır. Rasûlullah (sav) Efendimiz birçok hadis-i şeriflerinde namazların cemaatle kılınmasını emretmiştir.

Bir hadis-i şeriflerinde mealen: “Üç kişinin bulunduğu bir köy veya kırda namaz cemaatle kılınmazsa şeytan onlara mutlaka galebe çalmıştır. Cemaate iyi tutun. Zira kurt, sürüden ayrılanı kapar.” buyurmuşlardır.

Diğer hadislerinde ise:

“Kişinin cemaatle kıldığı namazın sevabı, evinde ve çarşıda kıldığı namazdan yirmi beş kat fazladır. Şöyle ki, abdestini güzelce alır, sonra mescide gider, evinden çıkarken mescid gayesiyle çıkmıştır. Bu sırada attığı her adım sebebiyle bir derece yükseltilir, bir günahı affedilir. Namazı kıldı mı, namazgahında olduğu müddetçe melekler ona rahmet okumaya devam ederler ve şöyle derler:

“Ey Rabbimiz, buna rahmet et, merhamet buyur.”

“Sizden herbiriniz namazı beklediği müddetçe namaz kılıyor gibidir.” (Müslim, c.1, s.459, bab:49, h.(649) 272)

“Kim yatsıyı bir cemaat içinde kılarsa, sanki gecenin yarısını ihya etmiş gibi olur. Kim de sabah namazını cemaatle kılarsa sanki gecenin tamamını namazla geçirmiş gibi olur.” (Müslim, c.1, s.454, bab:46, h.(656) 260)

“Münafıklara en ağır gelen namaz yatsı namazıyla sabah namazıdır. Eğer bu iki namazdaki hayrın ne olduğunu bilselerdi, emekleyerek de olsa onları kılmaya gelirlerdi. (Nefsim kudret elinde olan Zat’a yemin olsun) ezan okutup namaza başlamayı, sonra halkın namazını kıldırması için yerime birisini bırakmayı, sonra da beraberlerinde odun desteleri olan bir grup erkekle namaza gelmeyenlere gitmeyi ve evlerini üzerlerine yıkmayı düşündüm.” (Müslim, c.1, s.451, bab:42, h. (651) 252)

Demek ki beş vakit namazı yalnız olarak kılabildiğimiz gibi cemaatle de kılabiliyoruz. Hatta cemaatle kılmak sünnet-i müekkededir. Bu da vacip demektir. Yukarıdaki hadislere ve bu konudaki diğer hadislere göre farz diyen alimler de vardır. Bunun için iki veya daha fazla kişinin biraraya gelince namazlarını cemaatle kılmaları gerekir. Şu halde cemaatle namaz kılmak için birinin imam olması lazımdır. 

İMAMETİN ŞARTLARI

1- Müslüman olmak

2- Akıl-baliğ olmak

3-Erkek olmak (kadının kadına imameti meal kerâhe caizdir.)

4- Namaz sahih olacak kadar Kur’an-ı Kerim ezberlemiş olmak

5- Özürlerden sâlim olmak.

Kaynak: Miftâhu’l-İrşâd

Fakrım Övünç Kaynağımdır Hadis-i Şerifinin Sırrı

Yorum bırakın

sabr

Fakirliğin asıl makamı, senin gibi birine bile ihtiyacını sayıp dökmemendir. Zenginliğin manası ise, senin gibilere karşı gönlünde bir ilahi vakarın olmasıdır.

Fakirliğini, Resûl-i Ekrem efendimizin “Fakrım övünç kaynağımdır” hadisinin sırrına erdir. Gerçek fakirlik; varlığa gönül bağlamamak, varlıkta ve darlıkta Hak ile olmaktır. İnsani hallerden ve vasıflardan çıkan, kendini hiçbir şeye malik görmeyen, sahip olduğu şeyleri de Hakk’ın rızasına ve muhabbetine terk eden gerçek fakr haline ulaşmıştır. Bu fakr hali ilimle başlar, yumuşak tabiatla büyür. İlim onu korur. Yumuşaklık ise sevdirir.

Kaynak: Miftâhu’r-Rüşd

Allah’ın (c.c) Ahlakıyla Ahlaklanmak Ne Demektir?

Yorum bırakın

yerdeki kırmızı lale

Ammâr b. Yâsir (r.a)’den rivayet edilmiştir; dedi ki: Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu:

“Güzel ahlak, Allah’ın en büyük ahlakıdır.”

(Hadis Kaynak: Terğib, c.3, Fî Huluku’l Hasen, s.406, h.17)

Hadis-i şerifte geçen Allah’ın ahlakından maksat, Esmâü’l-hüsnâ, başka bir ifadeyle Allah’ın isimleri ve sıfatlarıdır.

Hz. Peygamber (s.a.v) “Allah’ın ahlakıyla ahlaklanın.” buyurur. Mesela Allah’ın sıfatlarından biri, “Ğafûr”dur; günahları bağışlayıcı demektir. Bu sıfatla sıfatlanan bir kimse kusurları bağışlayıcı olur. Diğer bir sıfatı “Halîm”dir. Bu sıfatı kendisine huy edinen kimse sert olmaz; yumuşak başlı ve alçakgönüllü olur. İşte, bu isimlerin ve sıfatların tecellisine mazhar olan kişi Allah’ın ahlakıyla ahlaklanmış olur. Onun bütün hal ve işleri hikmetli, isabetli ve Allah’ın rızasına uygun olur. Böylece kişi evliyalık mertebesine ulaşır.

Kaynak: Miftâhu’t-Tevhid ve’t-Takvâ

Older Entries Newer Entries

%d blogcu bunu beğendi: