Hz. Peygamber (sav) Efendimizin, Hz. Ali (kv) Efendimize Bazı Tavsiyeleri

Yorum bırakın

ravza ve minare

Hz. Peygamber (Sallallâhu aleyhi ve sellem) buyurdu ki:

Ey Ali! Bilgisizlikten daha şiddetli fakirlik, akıldan daha cömert mal, kendini beğenmekten daha tehlikeli yalnızlık, istişareden daha güçlü dayanışma yoktur. Yakîn gibi iman, kendini haramdan korumak gibi verâ, güzel ahlak gibi iyilik, tefekkür gibi ibadet yoktur.

Ey Ali! Bir kişi seni yüzüne karşı överse şöyle de:

“Allah’ım! Beni söylediklerinden daha hayırlı birisi yap, bilmedikleri işlerimi bağışla, hakkımda söyledikleri hususta beni yargılama.” Böyle yaparsan onların sözlerinden emin olursun.

Ey Ali! Tek başına yolculuğa çıkma, çünkü şeytan yalnızla beraberdir, iki kişiden nispeten daha uzaktır.

Ey Ali! Bir kişi tek başına yolculuğa çıktığında sapıtır, iki kişi de sapıtır, halbuki üç kişi bir cemaattir.

Ey Ali! Yolculuğa çıktığında vadilerde konaklama. Vadiler yılanların ve yırtıcı hayvanların mekanlarıdır. Ey Ali! Üç kişi bir hayvanın üzerine binmesin. Öyle bir durumda en öndeki lanetlenmiştir.

Ey Ali! Bir çocuğun olduğunda sağ kulağına ezan oku ve sol kulağına kamet getir. Böyle yaparsan şeytan çocuğa zarar veremez.

Ey Ali! Mümin kırk seneyi yaşadığında, Allah onu üç beladan emin kılar: Delirme, cüzzam ve abraş hastalığı. Altmışa geldiğinde, artık o kul ahirete yüz dönmüştür. Altmıştan sonra Allah ona sevdiği işlerde kendisine yönelmeyi nasip eder. Yetmişe geldiğinde, gök ehli ile yeryüzündeki salihler onu severler. Seksene geldiğinde, iyilikleri yazılır, günahları silinir. Doksana geldiğinde, geçmiş ve gelecek günahları bağışlanır. Yüz yaşına geldiğinde, onun adı gökte “Allah’ın yerdeki esiri” diye yazılır. Ey Ali! Tavsiyemi dinle, sen Hak üzeresin, Hak da seninle beraberdir.

Kaynak: Nübüvvet Ve Velâyet Deryâsından Nasihatler – 2

Reklamlar

Laf Taşıyıcılar Cennete Giremez

Yorum bırakın

kalem ve çiçek

Peygamberimiz (Sallallâhu aleyhi ve sellem) buyurur ki:

“Ey Ali! Yalan söylemekten uzak dur, yalan yüzü karartır. İnsan yalan söyler, söyler, en sonunda Allah katında yalancı diye yazılır ve isimlendirilir; insan doğru söyler, söyler, en sonunda Allah katında dürüst ve doğru sözlü diye isimlendirilir. Hiç kuşkusuz yalan imandan uzaktır.

Ey Ali! Kimsenin gıybetini yapma, gıybet oruçlunun orucunu bozar. İnsanların dedikodusunu yapan kişi kıyamette onların etini yer.

Ey Ali! Laf taşıyıcı olmaktan sakın. Laf taşıyıcılar cennete giremez.

Ey Ali! Allah adına yalan veya doğru yemin etme. Yeminlerinizi Allah’ın karşısına koymayınız. Allah, yalan yere kendi üzerine yemin edene merhamet etmez, onu temize çıkarmaz.

Ey Ali! Dilini tut, dilini hayra alıştır. Kıyamet günü kul en çok dilinden dolayı azap görür.

Ey Ali! Israrcı olmaktan sakın, ısrarcılık pişmanlık getirir.

Ey Ali! Hırslı olmaktan sakın, hırs babam (Hz. Adem’i) cennetten çıkarmıştır.

Ey Ali! Hasetten sakın, haset ateşin odunu yemesi gibi iyilikleri yer.

Ey Ali! İnsanları güldürmek üzere yalan söyleyene yazıklar olsun, yazıklar olsun, yazıklar olsun!

Ey Ali! Dört şey bedbahtlık özelliğidir: Göz katılığı, kalp katılığı, uzun emel ve dünya sevgisi.

Ey Ali! Dört özellikten seni sakındırırım: Kuvvetli haset, hırs, yalan ve öfke.

Ey Ali! İnsanların en kötüsünün kim olduğunu sana bildireyim mi? O, tek başına yolculuk yapan, misafirine cimrilik eden ve kölesini döven kişidir. Bütün bunlardan daha kötüsünü bildireyim mi? Bütün bunlardan daha kötüsü kendisinden hayır beklenmeyen ve kötülüğünden emin olunmayan kişidir.”

Kaynak: Nübüvvet Ve Velâyet Deryâsından Nasihatler – 2

Peygamber (sav) Efendimizin Hz. Ali (kv)’ye Öğrettiği Beş Esma

Yorum bırakın

Ravzanın üstündeki bulutlar

Hz. Ali (Kerremallâhu veche) demiştir ki:

“Allah Resûlü bir gün dedi ki: ‘Ya Ali, Cebrâil bana beş kelime bildirdi. Onları sana öğretmemi ister misin? Şayet istemiyorsan, emredeyim sana beş keçi versinler. Onları mı seversin, beş esmayı mı?’

Hz. Ali efendimiz, ben beş esmayı severim, dedi.

Resûlullah (Sallallâhu aleyhi ve sellem) yine keçileri övdü. Hz. Ali Efendimiz yine, ben beş esmayı isterim, dedi. O zaman Peygamberimiz şu esmaları söyledi:

Ya rezzâka’l-mahlûkîn (Ey mahlukatı rızıklandıran)

Ya erhame’l-mesâkîn (Ey çaresizlere merhamet eden)

Ya mucîbe’l-muddarrîn (Ey yalvaranlara icabet eden)

Ya veliyye’l-mü’minîn (Ey müminlerin dostu)

İrhamnî yâ erhame’r-râhimîn (Ey merhametlilerin en merhametlisi bana yardım et.)”

Kaynak: Nübüvvet Ve Velâyet Deryâsından Nasihatler – 1

Hafızayı Güçlendiren Dua Ve Namaz

Yorum bırakın

ravza ve kuşlar

İbni Abbas (ra) dedi ki:

“Biz Resûlullah (sav)’in huzurunda iken ansızın Ali b. Ebi Talip (kv) geldi ve ‘Anam babam senin yoluna feda olsun, dedi. Bu Kuran benim göğsümden sıyrılıp gidiyor ve kendimi ona güç yetirecek derecede bulamıyorum.’ Bunun üzerine Resûlullah (sav) ona:

‘Ya Ebe’l-Hasan! Sana bir takım kelimeler öğreteyim mi ki, Allah bu kelimelerle seni faydalandırsın, öğrettiğin kişileri de onlarla faydalandırsın ve öğrendiğin şeyi de göğsünde yerleştirsin?’

Hz. Ali, ‘Evet ya Resûlullah, öğret bana!’ dedi. Resûl-i Ekrem (sav) şöyle buyurdu:

‘Cuma gecesi olduğu vakit, eğer gecenin geriye kalan üçte birinde kalkmaya gücün yeterse kalk. Bu, meleklerin hazır bulundukları bir saattir ve bu saatte dua makbuldür. Nitekim kardeşim Yakup oğullarına “İleride sizin için Rabbime istiğfar edeceğim (Yusuf Suresi, ayet 98)” demişti ki, cuma gecesi gelince demek istiyor. Eğer gücün yetmezse gecenin yarısında kalk. Şayet (buna da) gücün yetmezse gecenin evvelinde kalkıp dört rekat namaz kıl. Birinci rekatta Fatiha ile beraber Yasin sûresini, ikinci rekatta Fatiha ile beraber Duhan sûresini, üçüncü rekatta Fatiha ile beraber Secde sûresini ve dördüncü rekatta Fatiha ile beraber uzun Tebareke sûresini okursun. Teşehhüdü (Ettehiyyatü) bitirdiğin vakit Allah’a hamd eyle, en güzel şekilde Allah’a senada bulun, bana da salât (dua) et ve (salâtını) güzel yap. Sonra bütün peygamberlere salât et, erkek ve kadın bütün müminler ve seni iman ile geçen kardeşlerin için istiğfar et ve bütün bunların sonunda şöyle de:

‘Allah’ım! Beni yaşattığın müddetçe günahları ebediyyen bırakmakla beni kayır. Beni ilgilendirmeyen şeylere özenmekten esirge. Seni benden hoşnut eden şeylere eğilmeyi bana ihsan et. Allah’ım, ey gökleri ve yeri yoktan var eden, ey celâl, ikram ve erişilmez izzet sahibi! Ya Allah, ya Rahman! Celâlin ve nur-ı vech’in hakkı için senden kalbimi, kitabını bana öğrettiğin şekilde hıfz etmeye ilzâm etmeni dilerim. Seni benden hoşnut edecek şekilde onu okumayı bana nasip et. Allah’ım, ey gökleri ve yeri yoktan var eden, ey celâl, ikram ve erişilmez izzet sahibi! Ya Allah, ya Rahman! Celâlin ve nûr-ı vech’in hakkı için senden gözümü kitabınla aydınlatmanı, dilimi onunla söyletmeni, kalbimden onunla üzüntüyü gidermeni, gönlümü onunla açmanı ve bedenimi onunla yıkamanı dilerim. Nitekim hak uğrunda bana senden başkası yardım edemez ve hakkı yalnız sen verirsin. Kudret ve kuvvet ancak yüce ve ulu Allah iledir.’

‘Ya Ebe’l-Hasan! Bunu üç veya beş veya yedi cuma gecesi yapacak ve Allah’ın izniyle kabul göreceksin. Beni hak ile gönderen Zat’a yemin ederim ki, bu dua müminden hiçbir zaman şaşmamıştır.’

Sonra İbni Abbas (ra) şöyle devam etti:

‘Vallahi, Ali, beş veya yedi cuma bekledikten sonra o meclisin bir benzerinde Resûlullah (sav)’e geldi ve dedi ki:

‘Ya Resûlallah, eskiden ancak dört ayet ve o miktarda alabilmekte idim. Onları kendime okurken de sıyrılırlardı. Bugün ise kırk ayet ve o miktarda öğreniyorum ve bunları kendime okurken sanki Allah’ın kitabı gözlerimin önündedir. Nitekim bir hadisi işitirdim ve onu tekrarlayacağım zaman sıyrılırdı. Bugün ise hadisler dinliyorum ve onları anlattığım zaman da bir harf düşürmüyorum.’ Bunun üzerine Resûlullah (sav) ona şöyle buyurdu:

‘Kabe’nin Rabbi hakkı için, müminsin ya Ebe’l-Hasan!” (Tirmizi, c.5, De’avat 114, h.3570)

Bu hadis-i şerifte anlatılan namazı kılmayı arzu edenler, şayet zikredilen sûre-i celileleri bilmiyorlarsa bunların yerine “İzâ zülzilet, Tekâsür, Kâfirun ve İhlas” surelerini okuyabilirler. Allahu Teâlâ, gizlide olanları bilir, amelleri niyetlere göre mükafatlandırır. Bu dört sureyi okumak, hadiste buyrulan surelerin yerini tamamıyla korur.

Kaynak: Miftâhu’r-Rüşd

İlim Öğreten Cennete Girmeye Vesiledir

Yorum bırakın

güllü kitaplık

İmam Kuşeyri (ra) der ki:

“Hz. Musa (as), Hz. Hızır’la arkadaş olmayı arzu edince edebin şartına riayet etti ve onun için evvela arkadaş olmak için izin istedi. Sonra Hz. Hızır (as), hiçbir hususta kendisine karşı gelmemesini ve herhangi bir hükümde itiraz etmemesini Hz. Musa’ya şart koştu. Hz. Musa (as), Hızır (as)’a muhalefet edince, birincisinde ve ikincisinde Hızır (as) onu müsamaha ile karşıladı; fakat üçüncüsünde ondan ayrılmak istedi ve:

“İşte bu benimle senin ayrılacağımız noktadır. (Kehf Sûresi, ayet 78)” dedi.”

Ata üçtür; biri doğuran, biri evlendiren, biri de ilim talim eyleyendir. Bu üç atadan en hayırlısı ilim öğretendir; zira evvelki vücuda gelmeye sebeptir. İkincisi dünya evine girmeye sebeptir. Üçüncüsü ise cennete girmeye vesiledir. Bunun için ilim öğreten atanın hakkı diğerlerinden daha fazladır.

Hz. Ali (kv) efendimiz şöyle buyurur:

“Bana bir harf öğretenin kölesi olurum. Dilerse satar, dilerse azad eder.”

Kaynak: Miftâhu’r-Rüşd

Bir Şehre Girerken Ve Bir Yere Yerleşince Okunacak Dua

Yorum bırakın

ferah ev

Peygamber (sav) Efendimiz buyurdular ki:

“Ey Ali!

Bir şehre girmek istediğnde veya bir köye girmek istediğinde orayı görünce şöyle de:

“Allah’ım, bu şehrin hayrını ve bu şehir hakkında takdir ettiğin iyilikleri diliyorum. Bu şehrin kötülüğünden ve orada takdir ettiğin kötülüklerden sana sığınırım. Allah’ım! Bu şehrin hayrıyla beni rızıklandır, kötülüklerinden koru. Beni o şehir halkına sevdir, o şehir halkının salihlerini de bize sevdir.”

Ey Ali!

Bir yere yerleştiğinde şöyle de:

“Allah’ım! Bizi mübarek bir menzile yerleştir. Sen yerleştirenlerin en hayırlısısın.”

Böyle dua edersen oranın hayırlı rızkını yersin, kötülüğü ise senden uzaklaşır.

Kaynak: Nübüvvet Ve Velâyet Deryâsından Nasihatler -2

Kuran Allah’ın Sağlam İpidir

Yorum bırakın

hu cc

Hâris el-A’ver (ra)’den rivayet edilmiştir; dedi ki:

“Mescide uğradım ve cemaati zikri terk edip (bir takım) malâyanî konulara dalmış, konuşuyor buldum. Sonra Hz. Ali (ra)’ye çıkıp durumdan (kendisini) haberdar ettim.

Bana: “Doğru mu söylüyorsun, öyle mi yapıyorlar?” dedi. 

Ben: “Evet!” dedim. (Bunun üzerine) Hz. Ali (kv) şöyle dedi: “Ben Resûlullah (sav)’in şöyle söylediğini işittim:

“Dikkat ediniz! Bir (büyük) fitne çıkacak!”

Ben hemen sordum: “Bundan kurtuluş yolu nedir, Ey Allah’ın Resûlü?” Buyurdular ki:

“Allah’ın kitabına uymaktır. Onda sizden önceki (milletlerin ahvaliyle ilgili) haber, sizden sonra (Kıyamete kadar) gelecek fitneler ve Kıyamet ahvali ile ilgili haberler mevcuttur. Ayrıca sizin aranızda (iman-küfür, taat-isyan-, haram-helal vs nevinden) cereyan edecek durumların da hükmü var. O, hakkı batıldan ayıran ölçüdür. Onda her şey ciddidir, gayesiz bir kelam yoktur. Kim akılsızlık edip ona inanmaz ve onunla amel etmezse, Allah onu helak eder. Kim onun dışında hidayet ararsa Allah onu saptırır. O, Allah’ın sağlam ipidir. O, çok hikmetli olan zikirdir. O, dosdoğru yoldur. O öyle bir kitaptır ki, arzuların hakikatten saptıramadığı (kalpler ile fikirler eğrilmez). Kendisini (kıraat eden) dilleri iltibastan (karışıklık ve belirsizlikten) korur. Alimler ona doyamazlar. Onun çokça tekrarı usanç vermez, tadını eksiltmez. İnsanı hayretlere düşüren mümtaz yönleri son bulmaz, tükenmez. O öyle bir kitaptır ki, cinler onu dinledikleri zaman şöyle demekten kendilerini alamadılar: “Biz, hiç duyulmadık bir tilavet dinledik. Bu, doğruya götürmektedir, biz onun (Allah kelamı olduğuna) inandık (Cin Sûresi, ayet 1)”. Kim ondan haber getirirse doğru söyler. Kim onunla amel ederse ecir ve sevaba mazhar olur. Kim onunla hüküm verirse adaletle hükmeder. Kim ona çağrılırsa, doğru yola çağrılmış olur. Ey A’ver, bu güzel kelimeleri öğren.”

Hadis Kaynak: Tirmizî, c.5, Fedailu’l-Kur’ân 14, h.2906; Darimî, c.2, Fedailu’l-Kur’ân 1, h.3334

Kaynak Kitap: Miftâhu’t-Tevhid Ve’t-Takvâ

%d blogcu bunu beğendi: