Bütün Kainat Hareket Ve Hayat İçindedir

Yorum bırakın

üflenen çiçek

“Yedi kat gök, yer ve bunların içinde bulunanlar Allah’ı tesbih ederler. Her şey O’nu hamd ile tesbih eder. Ancak, siz onların tesbihlerini anlamazsınız. O, halîm’dir (hemen cezalandırmaz, mühlet verir), çok bağışlayandır.” (İsrâ Sûresi, ayet 44)

Ayet-i kerimedeki bu ifade, kainatta bütün zerrelerin bir kalp gibi attığını göstermektedir. Allah’ı noksan sıfatlardan tenzih eden ifadelerle coşkun bir ruh halinde O’na doğru harekete geçmektedir. Bir de bakmışsın ki, bütün bir kainat, hareket ve hayat içindedir. Yine bir de bakmışsın ki, varlığın tamamı tek ses olarak O’nun adını yüceltmekte, sonra bu tazim yüce ve bir olan yaratıcıya doğru bir saygı içinde yükselmektedir. 

Kalp, bu olayı müşahede edince onun eşsiz bir kainat tablosu olduğunu görecektir. Bütün taşlar ve çakıllar; bütün çiçekler ve meyveler, bitkiler ve ağaçlar, böcekler ve sürüngenler, insanlar ve hayvanlar; suda yüzen, havada uçan, hâsılı yerin ve göğün bütün sakinleri…

Evet, bütün bu varlıklar, Allah’ı noksan sıfatlardan tenzih etmekte ve yüceliği için de O’na yönelmektedirler.

Kaynak: Rabıta Risalesi, Miftâhu’l-Usûl

Müminin Kalbi Melekut Hazinelerinden Bir Hazinedir

Yorum bırakın

çiçekten kalp

Allahu Teâlâ, hakikati kişinin kalbine koymuştur. Sonra da o hakikati nefsani sıfatlarla örtmüştür. Eğer bir kimse nefsani sıfatlarını kalbinden ayırıp atar ve kalbine teveccüh ederse kendi hakikatini bilir. Kendi hakikatini bildikten sonra Allah’ını da bilir. Eğer bir kişi kalbine teveccüh hususunda ısrar etse kendi hakikatini keşfeder. Hakikatini keşfettiği zaman ise Allah Teâlâ’nın esrarı o kişiye tecelli eder. Bilinmelidir ki, müminin kalbi melekût hazinelerinden bir hazinedir. Allah o hazineye lefâifi, vahdet envârını ve rubûbiyet esrârını koymuş ve sonra da onlara havâtır, nefis, vesvese ve şeytanı musallat etmiştir. Eğer bir kimse kalbini bu musallat olan şeylerden kurtarır ve tertemiz edip basiret gözü ile kalbinin hakikatine nazar ederse, gönül hazinelerinden olan letâif, envâr ve esrâr o kişiye elbette aşikâr olur. Ardından tecellileriyle Allah o kulunu mükerrem ve muhterem kılar.

Kaynak: Nübüvvet Ve Velâyet Deryâsından Nasihatler – 1

Kulun Kendini Tamamen Allah’a Ait Hissetmesi

Yorum bırakın

kuytudaki mavi çiçek

Kul, kendini tamamen Allah’a ait hissedince Rab Teâlâ o kuluna ilk olarak kendinden başka hiç kimseye muhtaç olmamak hissini ihsan eder. O artık sadece Allah’a yalvarır. Kendini sadece Allah’a muhtaç görür. Allah korkusu ve sevgisi bir kulun gönlüne yerleşince de onun dili sadece hikmet dolu, anlamlı ve güzel şeyleri söylemeye başlar.

“Allah, gözlerin hain bakışını, kalplerin gizlediğini bilir.” (Mümin sûresi, ayet 19)

Ya Rabbi, benim lisanımı yalandan, kalbimi nifaktan, gözümü hıyanetten pâk ve temiz eyle. Zira nehyettiğin şeye nazar eden gözleri, kalplerde gizlenen şeyleri sen bilirsin. Amin.

Kaynak: Nübüvvet Ve Velâyet Deryâsından Nasihatler – 1

Kalp, Hak Teâlâ’nın Nazargâhıdır

Yorum bırakın

incitmeyen kalp

Resûlullah (s.a.v) efendimiz buyuruyor ki:

“Kim istiğfar etmeye devam ederse, Allah, o kimse için her kederinden bir kurtuluş ve her sıkıntısından bir çıkış yolu ihsan eder ve onu ummadığı yerden helal ve güzel bir rızık ile rızıklandırır.” (İbni Mâce, Edeb, c.2, s.1255, h.3819)

“Allah, bir kul hakkında hayır murat ederse, onun cezasını bu dünyada acele olarak verir. Allah, bir kul hakkında da şer murat ederse, onun günahının cezasını Kıyamet günü gelinceye kadar geciktirir.” (Tirmizi, c.4, Zühd 57, h.2396; Kenzü’l-Ummal, c.11, h.30299)

Yüce Mevlâ’nın rızasını arzulayan kardeşim! Eğer sen, akl-ı selim sahibi isen sana gereken, zahirini şeriat nuru ile tenvir ettikten sonra, kalp hastalıklarını tedavi etmektir. Çünkü kalp, Hak Teâlâ’nın nazargâhıdır. Zahiri işleri tanzim etmek, kalbin hilafına daha kolaydır. Aynı zamanda, zahiri amelin ecri de, günahı da kalbin hilafına azdır. Zira bir kişi, lisanı ile iman edip de kalbi ile tasdik etmediği zaman mümin olmaz.

Zahiri esaslara muhalefet edenlerin çoğu ise, kötülüklerini iyiliklere tebdil etmek suretiyle bağışlanırlar. Kim, azaları ile bir kötülük işlerse, ancak misli ile cezalandırılır. Kalbiyle bir kötülük işleyenin, o kötülükten Allah’a tevbe etmediği müddetçe, dergah-ı ilahiden kovulmasından korkulur.

Büyüklenen, dergâh-ı ilâhiden kovulan ve lanetlenen iblisin haline bak da ibret al.

Kaynak: Miftâhu’r-Rüşd, syf. 182-183 

Kalbin Hakk’ın Yakınlığına Misafir Olması

Yorum bırakın

Kalp dünya sevgisinden sıyrıldığı ve Hakk’ın yakınlığına misafir olduğu zaman insanlara iltica etmekten, insanlara dayanıp güvenmekten ve kendini onlara masum göstermekten kaçınır. Hem de ta Arş-ı A’lâ’dan yerin dibine kadar olan mahalde Allah’tan başka bir şeye dayanıp güvenilmesini asla hoş görmez. Öyle ki, esasen onun nazarında sanki mahluklar yaratılmamıştır. Sanki Allah hiç bir şeyi yaratmamıştır. Sanki bu kalbin sahibinden başka bir mahluk daha mevcut değildir. Sanki bir Allah vardır bir de kendisi. Bir tek seven, bir tek sevilen. Bir tek tâlip, bir tek matlûb. Bir tek zikreden, bir tek de zikrolunan. Başkasını asla görmez.

Kaynak: Fethu’r-Rabbânî, syf. 483-484 / Abdülkadir Geylani (k.s)

Kalp İyi Olunca Bütün Duygular Güzelleşir

Yorum bırakın

güllü kalp

Azizim!

Kalplerinizi ıslâh etmeye çalışın. Çünkü onun salâh bulması, bütün varlığın salâha ermesi sayılır. Bu mevzuda, Peygamber (Sallallâhu aleyhi ve sellem) efendimizin şu hadis-i şerifini anlatmak yerinde olur:

“Ayık olun, insanda bir et parçası vardır. O iyi olunca bütün duygular güzelleşir. O fesada uğrarsa bütün duygular iyiliğini kaybeder. İşte o et parçası “kalp”tir.”

Kalbin salâhı; takva, tevekkül ve bütün işlerde ihlâs sahibi olmakla mümkündür. Fesadı ise; bunların yokluğu ile olur.

Kalp, şu bünye kafesinde bir kuş gibidir. Ve bir şişe içinde saklı inciye benzer; hazinede gizli muteber bir meta gibidir. Bakılacak şey, kafes değil, içindeki kuştur.İçindeki inciye bakılmalıdır, şişeye değil. Hazinedeki muteber nesne dururken duvarına, kerpicine bakmak neye yarar.

Allah’ım, duygularımızı itaatinde kullan. Kalplerimizi marifet nurunla doldur. Hayatımız boyunca yolunda kalmak için bizlere başarı ihsan eyle! Bizleri geçmişteki iyilere kat. Onlara verdiğini bize de nasip et. Onlara zatını vermiştin; bize de ver!

Âmin!

Kaynak: Nübüvvet Ve Velâyet Deryâsından Nasihatler – 2

Allah Bir Şahısta İki Kalp Birden Yaratmadı, Ahzâb Sûresi Ayet 4

Yorum bırakın

Yalan söyleme. Senin iki kalbin yok. Sadece bir tek kalbin var. O da bir şeyle doldu mu işi tamamdır. Onun haricinde bir başka şey almaz. Aziz ve Celil olan Allah şöyle buyurur:

kavanoz

“Allah bir şahısta iki kalp birden yaratmadı.” (Ahzâb Sûresi, ayet 4)

Bir kalbin hem Allah’ı hem de fanileri sevmesi imkansızdır. Bir kalbin hem dünyayı hem de ahireti taşıması imkansızdır. Kişinin kalben Allah’a yönelip bağlanması, zahiren de insanlara yönelip onlarla birlik olması caizdir. Fakat bu, sırf Allah rızası için insanların işlerini görüp ihtiyaçlarını gidermek ve onlara Allah’tan bir rahmet olmak maksadıyla yapılırsa. Bunun dışındaki maksatlarla yapıldığı takdirde ise caiz değildir. Allah’ı bilmeyen birisi mürailik (riyakarlık) yapabilir, ikiyüzlülük yapabilir. Fakat Allah’ı bilen birisi bunu yapamaz.

Ahmak Allah’a isyan eder. Akl-ı selim sahibi ise itaat eder. Dünyalık toplamaya hırslı olan mürailik eder, münafıklık ikiyüzlülük eder. Uzun emeller peşinde koşmayan ve dünyalık toplamaya haris olmayan ise ne mürailik eder, ne de ikiyüzlülük..

Kaynak: Fethu’r-Rabbânî / Abdülkadir Geylani (k.s)

Older Entries

%d blogcu bunu beğendi: