Muhyiddin Arabi (ks) Hazretlerinin Keramet Hakkında Söyledikleri

Yorum bırakın

damladan gerdanlık

Şeyh-i Ekber Muhyiddin Arabî (ks) diyor ki:

“Kerametin en üstünü, taat ve ibadete devamda muvaffak olmak, günahlardan ve şeriat ölçülerine karşı muhalefetten korunmaktır. Dinin ölçü ve inceliklerini muhafaza etmekle beraber, her türlü ahlaki düşüklük ve kötülükten kaçınarak üstün ahlakı kuşanmak; vaktinde eda edilmesi gerekenleri vaktinde eda etmek, ibadet ve taate koşmak; halk hakkındaki kötü düşünceleri içinden çıkarıp atmak, kalbi bütün yerilmiş sıfatlardan boşaltıp temizlemek, kendi nefsinde kul haklarına riayet etmek, kalbinde ilahi lütufları kollamak, her an edep ve huzur ölçülerine uymak ve incelikleri gözetmek de manevi kerametlerdendir.”

Bu tür keramette payı olan, ancak mukarreb melekler ile ehlullahtır.

Kaynak: Miftâhu’r-Rüşd

Sırrını Gizleyen Meramına Nâil Olur

Yorum bırakın

kalp şeklinde uçan kuşlar

Hz. Ömer (ra) efendimiz buyururlar ki:

“Kim sırrını gizlerse meramına nâil olur.”

Evliyâullah efendilerimiz halkı irşad ederken keramet göstermekle memur değildirler. Tasviye-yi kulûb (kalplerin saf hale getirilmesi) ile müminlere hizmet ederler. Onlar, izhar-ı keramete (kerameti açığa vurmaya) izinli olmadıkları gibi zuhuruna da talip olmazlar. Meğer ki, lütf-u ilahi hususi olarak sâdır ola. Evliyâullah, bu lütfa Nebiyyü’r-Rahmet efendimizin delâleti ile nâil olduklarından, keramet südûru dahi Resûl-i Ekrem’in mucizât-ı nebevîlerindendir.

Abdurrahman Sülemi (ks), velinin alametlerini dört kısma ayırmıştır:

1- Kendisiyle Rabbi arasında olan sırlarını muhafaza etmesi, kalbine gelen musibetleri kimseye şikayet etmemesi.

2– Kerameti koruması, riya ve sum’aya (gizli riyakarlığa) alet etmemesi.

3- Allah’ın yarattıklarınn eziyetlerine, meşakkatlerine katlanması ve kendisinin de onlara yük olmaması.

4- Allah’ın kullarını huylarına ve meşreplerine göre idare etmesidir. Çünkü veli, mahlukatı Allah’ın kudret ve ceberûtunda görür. Allah’tan onlara verilmiş olan ne ise ona göre geçinir.

Kaynak: Miftâhu’t-Turuk

İslam Büyüklerinin Kerametlerinden Örnekler

Yorum bırakın

kün fe yekün

Sahabeden, tabiûndan ve bunları takip eden nesilden kerametler zuhur etmiştir. Bu konuda tabâkat ve menâkıp kitapları yazılmıştır. Bu menkıbelerden birkaçına kısaca işaret edeceğiz:

Hz. Hâlid b. Velid (ra)’in içtiği zehirden zarar görmemesi, Hz. Ömer (ra)’in gönderdiği bir mektup üzerine, o sırada suları azalan Nil nehirinin taşması gibi Ashab-ı kiramın hayatında sayılmayacak pek çok keramet vardır.

Medine’de cuma hutbesi esnasında Hz. Ömer (ra)’in Nihavend’deki orduyu görmesi ve uyarması keramettir. Hz. Ömer (ra)’in ordu komutanına “Ya Sâriye, el-cebel!” (Ey Sâriye, dağa sığın!) diye seslendiği, böylece orada bulunan ve arkadan çevirme harekâtına girişen düşmanın harp oyununa karşı komutanına taktik verdiği haber edilir. Mesafenin uzunluğuna rağmen Hz. Ömer (ra)’in orduyu görüp sesini komutana işittirmesi keramettir.

Rivayet olunur ki, Ebû’d-Derda (ra)  ile Selman-ı Farisî (ra)’nin önlerinde bulunan bir sahan tesbih etmiş, “Subhânallah” demiş, onlar da bu sesi işitmişlerdi. 

Abdullah b. Ömer (ra), bir sefer esnasında yolları aslan tarafından kesildiği için bekleyen bir cemaate rastladı. Gitti aslanı oradan kovdu ve yollarını açtı. Sonra:

“İnsanoğluna korktuğu şey musallat kılınır. İnsan Allah’tan başka hiçbir şeyden korkmasa, ona hiçbir şey musallat kılınmaz.” dedi.

Kaynak: Miftâhu’r-Rüşd

Mucize, Keramet, İstidrac Nedir?

Yorum bırakın

kar ve gül

Allahu Teâlâ buyuruyor ki:

“Ve O (Allah) salih kullarını görüp gözetir, (onların işlerini üzerine alır.) (A’raf sûresi, ayet 196)

Velilerin kerametleri haktır. Bunlar Kur’an ve hadislerle de sabittir.

Velinin kerameti, Allah (cc)’ın ihsanıyla zuhur eden harikulade hadiselerdir. Harikulade haller peygamberlere nispetle mucize, evliyaullaha nispetle keramettir.

İman ve iyi amelle ilgisi bulunmayan kişilerde de harikulade haller görülebilir ki, bunlara istidrac denir.

Veliden zuhur eden keramet, tâbi olunan peygamberin mucizesidir. Keramet, ya kainat içindeki maddi oluşlara veyahut Rabbânî ilim ve marifetullâha taalluk eder ki, bu daha yüksektir. Birinci kısım keramet ise istidracla karışabilir. Bunun için de kerametin doğruluk ölçüsü, her doğrunun terazisi olan “şeriat” tır.

Mucizeler peygamberlerin davalarında sadık olduklarını gösteren delillerdir. Peygamberliğin delili olan bir şey ise peygamberlerden başkasında bulunmaz. Nebi, nübüvvetini kabul ettirmekle mükelleftir. Ancak velilin veliliğini kabul ettirmek gibi bir yükümlülüğü yoktur.

Mucize ile keramet arasındaki fark şudur: Peygamberler mucizeyi açıklamakla memurdurlar; mucizelerin açıklanması onların üzerine vaciptir. Kerameti saklı tutmak da velilerin üzerine vaciptir.

Veli keramet iddiasında bulunamaz, kendisinden zuhur eden haberin keramet olduğunu söyleyemez.

Bütün harikulade haller ya iradeyle zuhur eder ya da irade dışı meydana gelir. İradesi dışında meydana gelenlerden keramet sahibi öylesine ürperir mahcup olur ki, bir kadının halk arasında hayızlı çamaşırının apaçık gösterilmesinden utandığı gibi utanır, nefsini gizlemeye çalışır.

İhtiyari olarak meydana gelen keramet ise; dinin, nefsin ve vatanın korunmasına yönelik olduğu için izharı caizdir. İlim ve marifetlere dair olanlar dine faydalı olduğu için, bir Kur’an mucizesi olması kabilinden, sahibi izharına memurdur.

Kaynak: Miftâhu’r-Rüşd

Hz. Allah’ın (cc) Evliyasına Verdiği Kırk Keramet

Yorum bırakın

pembe ve mavi kapı

Evlâd!

Hz. Allah (cc) evliyasına kırk tane keramet ihsan etmiştir. Bunlardan yirmi tanesi dünyada, yirmi tanesi de ahirettedir.

Dünyada Olan Kerametler

1- Hz. Allah’ın, evliyasını övmesi, medh-ü senâ etmesi,

2- Evliyasının umurunu yani işlerini tedbiri ve erzakının temini ile nusrat (yardım) ihsan eylemesi,

3- Evliyasına daima arkadaş gibi olması,

4- Evliyasına insanlara himmet etme izni verip diğer halktan üstün kılması,

5- Evliyasının kalbini her şey hususunda zengin eylemesi,

6- Evliyasına dünya lezzetlerinin güzelinden ihsan buyurması,

7- Evliyasının kalplerine hikmet ve hidayet nurunu inzâl etmesi,

8- Onlara halk arasında vekar ve muhabbet vermesi,

9- İnşirâh-ı sadr ihsan etmesi.

10- Daima sevimli kılması,

11- Evliyasına verdiği eşyaya bereket vermesi,

12- Anâsır-ı erbaa’yı kendilerine musahhar kılması,

13- Arz üzerinde istediği kadar yaşamayı temlik (mülk olarak ihsan) etmesi,

14- Muhtaç fakirlere şefi olmaları,

15- Yeri geldiği zaman dualarının kabul olması,

16- Kendilerine ta’zim edilmesi,

17- Kendilerine karşı hususi muhabbet beslenmesi,

18- Onları halk arasında aziz kılması,

19- Manevi varlıkta zengin eylemesi,

20- Nefisleri terbiye ederek kendine mahbûb kılınması.

Ahirette Olan Kerametler

1- Yüce Allah’ın, evliya kulunun sekerâtü’l-mevtini âsan eylemesi,

2- İman ve marifette sabit kılması,

3- Ruh-ı reyhan göndermesi ve cennet kokularından dünyada iken koku ihsan etmesi,

4- Kabirlerini tevsi yani geniş eylemesi, ziynetlendirmesi,

5- Kabir afetlerinden muhafaza kılması,

6- Üns ve huzur ile muamele eylemesi,

7- Verilen ikramın ebedi olması,

8- Hulle, tac, elbise ikram edilmesi,

9- Yüzlerinin daima ak ve münevver olması,

10- Kendilerine kifayet edecek kitap verilmesi,

11- Günahkarlara şefaatçı kılınmaları,

12- Kendilerine daima emn-ü eman ihsan edilmesi,

13- Evliyanın nuru ile cehennem ateşinin sönmesi,

14- Sıratı yıldırım gibi geçmeleri,

15- Havz-ı kevserden kana kana içmeleri ve içirmeleri,

16- Ebedi olarak cemalullah ile müşerref olmaları,

17- Cemâli bâ-kemâli niteliksiz görmeleri,

18- Hesap, ikap, azap ve cefaya uğramadan cennete gitmeleri,

19- Mizan ve adalet görmeden Rızâ-ı Bâri’ye ermeleri,

20- “Mak’ad-ı sıdkın” ayet-i kerimesiyle müşerref kılınarak kuvvet ve kudret sahibi olan Hz. Mevlâ’ya vâsıl olmaları.

Rasûlullah (sav) Efendimiz buyuruyor ki:

“Evliyanın gönlü Hak Teâlâ’nın nazargâhıdır. Her kim o gönülde bulunursa Rahmet-i İlâhi’ye vâsıl olur.”

Kaynak: Miftâhu’l-İrşâd 

Rabıta, Velayet Makamı, Tecelli Ve Keramet Hakkında Bilgiler

Yorum bırakın

gül yolu

Rabıta sabit bir vasıftır. Peygamberlere bir ilham olarak gelen ilahi güç onda sabitleşir. Fakat velayet makamında böyle bir sabitlik yoktur. Yanıp sönen bir ışık gibidir. Gelir gider, bir kararda durmaz. O tecelli geldiğinde bir insan onu yakalayabilse, hangi yönde bir talepte bulunsa o isteği yerine gelir; ama o hal bir an meselesidir. O anı yakalayabilen kişi velilik isterse velayeti, dünyalık isterse dünyalığı kazanır. Bu, kişiye mahsus bir haldir. Bununla ilgili öyle haller vardır ki, halk bunları anlamakta zorluk çeker. Çünkü ispatı yoktur. Mesela keramet fevkalade bir hal olarak bunlardan biridir ve manevi bir ilimdir; ama muhteviyatı bilinemediğinden, kizbi ile sıdkı, yani gerçek olup olmadığı anlaşılıp izhar edilemediğinden ilimden sayılmamıştır. Ancak keramet keyfi de değildir. Dini, nefsi ve memleketi muhafaza gibi hususlarda Cenâb-ı Hakk’ın izin verdiği, verilen izin nispetinde zuhur edeceği, bunun dışına çıkılamayacağı da unutulmamalıdır.

Kaynak: Rabıta Risalesi / Miftâhu’l-Usûl

Müridlerin Feyzlerinin Kesilmesine En Büyük Sebep Nedir?

Yorum bırakın

umut

Şeyh Muhammed Mübarek (r.a) demiştir ki:

“Ârifibillâh olanlar şöyle nasihat ederler:

Müritlerin feyzlerinin kesilmesine en büyük sebep kendilerinde zuhur eden kerametlerdir. Oysa en büyük keramet, her türlü tahrif ve tebdilden (bozma ve değiştirmeden) uzak, tertemiz şeriatın hududuna riayet etmek ve sünneti seniyyeye ittiba etmektir (tâbi olmaktır.) Size düşen bu tehlikeli engellerden sakınmaktır. Allah’ın müminlere fazlı boldur.

Kaynak: Nübüvvet Ve Velâyet Deryâsından Nasihatler – 1

Older Entries

%d blogcu bunu beğendi: