Peygamber (sav) Efendimize Yöneltilen Kıyamet Sorusu

Yorum bırakın

uçuk pembe gül

Peygamber (sav) Efendimiz bir hadis-i şerifte meâlen buyurur ki:

“Nefsim yed-i kudretinde olan Allah’a yemin ederim ki, bir kula kendisinden, ana-babasından, çocuklarından ve bütün insanlardan daha sevgili olmadığım müddetçe o tam iman etmiş olmaz.” 

Bunu duyan Hz. Ömer (ra):

“Ya Resûlallah, ben seni nefsimden de çok seviyorum.” deyince Peygamber (sav) Efendimiz:

“İşte şimdi imanın kemâle erdi.” buyurmuştur. (Câmiu’l-Ehâdis ve’l-Merâsil, h.1197). Başka bir hadis-i şerif ise şöyledir:

“Kişi sevdiği ile beraberdir.” (Tirmizî, zühd 50, h.2388; Buhârî, Edeb 96; Müslim, Birr 165, h.2640; Ebû Dâvud, h.5126). Çünkü “Ey iman edenler, sadıklarla beraber olun.” emr-i ilahisi ile bu mübarek hadis-i şerif birbirini tamamlamaktadır.

Hz. Enes (ra)’in rivayet ettiğine göre bir adam:

“Ya Resûlallah, kıyamet ne zaman kopacaktır?” dedi. Allah Resûlü (sav) hemen namaza kalktı ve namazını bitirince sordu:

“Kıyametin kopmasını sual eden kişi nerede?” Adam:

“Benim, ey Allah’ın resûlü.” Resûl-i Ekrem (sav):

“Kıyamet için ne hazırladın?” Adam:

“Kıyamet için fazla namaz ve oruç hazırlayamadım. Ancak ben Allah’ı ve O’nun Peygamberini çok seviyorum.” Resûlullah (sav):

“Kişi sevdiği ile beraberdir ve sen de sevdiklerinle berabersin.” 

Hz. Enes (ra) (devam ederek) dedi ki:

“Müslümanlıktan sonra Müslümanların bu söze sevindikleri kadar (başka şeye) sevindiklerini görmedim.” (Tirmizî, c.5, Zühd 50, h.2389)

Kaynak: Rabıta Risalesi / Miftâhu’l-Usûl

Kıyamet Günü İlk Çağrılacak Üç Kişi Kimdir?

Yorum bırakın

buğulu çiçek

Şüfeyyü’l-Esmâî’nin Ebû Hüreyre (r.a)’den naklettiğine göre Resûlullah (s.a.v) buyurdular ki:

“Kıyamet günü ilk çağrılacaklar; Kur’an’ı ezberleyen, Allah yolunda öldürülen ve bir de çok malı olan kişidir. Allahu Teâlâ Hazretleri Kur’an okuyana: “Ben, Resûlüme  inzal buyurduğum şeyi sana öğretmedim mi?” diye soracak. 

Adam: “Evet ya Rabbi!” diyecek.

“Bildiklerinle ne amelde bulundun?” diye Rab Teâlâ tekrar soracak.

Adam: “Ben onu gündüz ve gece boyunca okudum.” diyecek.

Allahu Teâlâ: “Yalan söylüyorsun!” diyecek.

Melekler de ona: “Yalan söylüyorsun!” diye çıkışacaklar.

Allahu Teâlâ Hazretleri ona: “Bilakis sen, “Falanca Kur’an okuyor!” desinler diye okudun ve bu da böyle söylendi.” der.

Sonra mal sahibi getirilir.

Allahu Teâlâ Hazretleri: “Ben sana bolca mal vermedim mi? Hatta o kadar bol verdim ki, kimseye muhtaç olmadın?” der.

Zengin adam: “Evet, ya Rabbi!” der.

Rab Teâlâ: “Sana verdiğimle ne amelde bulundun?” diye sorar.

Adam: “Sıla-yı rahimde bulunur ve tasadduk ederdim.” der.

Allahu Teâlâ Hazretleri: “Bilakis sen, “Falanca cömerttir!” desinler diye bunu yaptın ve bu da denildi.” der.

Sonra Allah yolunda öldürülen getirilir:

Allahu Teâlâ Hazretleri: “Niçin öldürüldün?” diye sorar. 

Adam: “Cihad edilmesini emrettin, ben de cihad edip şehid oldum.” diyecek.

Allahu Teâlâ: “Yalan söylüyorsun!” der.

Melekler de “Yalan söylüyorsun!” diye çıkışırlar.

Allahu Teâlâ Hazretleri ona tekrar: “Bilakis sen, “Falanca cesurdur!” desinler diye düşündün ve bu da söylendi.” buyurur.

Sonra (Resûl-i Ekrem Ebû Hüreyre’nin dizine vurup): “Ya Ebâ Hüreyre! Bu üç kimse Kıyamet günü cehennemin aleyhlerinde kabaracağı Allah’ın ilk üç mahlûkudur!” dedi.”

Şüfey der ki: “Ben Ebû Hüreyre’den aldığım bu hadisi, Hz. Muâviye’ye haber verdim.

Bunun üzerine: “Böylelerine bu muamele yapılırsa, insanların geri kalanlarına neler yapılır?” dedi ve Hz. Muâviye şiddetli bir ağlayışla ağlamaya başladı; öyle ki helak olacağını zannettim. Derken bir müddet sonra kendine geldi, yüzündeki (gözyaşlarını) sildi ve (şu ayetleri) okudu:

“Allah ve O’nun Resûlü doğru söylediler:

“Dünya hayatını ve onun ziynetini isteyenlere, orada işlediklerinin karşılığını tastamam veririz. Onlar orada bir eksikliğe de uğratılmazlar. İşte ahirette onlara ateşten başka bir şey yoktur. İşledikleri şeyler orada boşa gitmiştir. Zaten yapmakta oldukları da batıldır.”(Hud Sûresi, ayet 15-16)

Hadis Kaynak: Müslim, İmaret, h.152 (1905); Tirmizî, Zühd 48, h.2383; Nesâi, c.6, Cihad 22

Kaynak Kitap: Miftâhu’t-Tevhid ve’t-Takvâ

Kaç Çeşit Kıyamet Vardır?

Yorum bırakın

buluta tırmanış

Üç türlü kıyamet vardır:

1- Küçük kıyamet

2- Orta kıyamet

3- Büyük kıyamet

Küçük kıyamet; Azrail aleyhisselam kişinin canını almaya gelince başlar. Allah korusun bu sırada insanın yüzünün şekli bile değişebilir. Mesela köpek, domuz, maymun v.b  suretine girebilir. Allah (c.c) her birimizi böyle akıbetlerden korusun.

Orta kıyamet; kişi kabre konulunca başlar. Daha önceleri de anlattığımız gibi, kabirde sorgu meleklerinin soruları vardır. Kişi bunlara ya cevap verebilir veya veremez. Eğer cevap veremezse orada da azap vardır. Buna “Kabir Azabı” denir. Allah (c.c), her birimizi kabir azabından korusun.

Büyük kıyamet; bütün canlıların ölüp tekrar dirileceği kıyamettir. Bu, umumi bir kıyamettir. Bu hususlarda Peygamberimiz (s.a.v)’den rivayet edilen bir hadis şöyledir: 

“Kim ölürse onun kıyameti kopmuş demektir.”

Her insan ölürken ne hal üzere ise, büyük kıyamette o hal üzere haşrolunur. Şu halde bir insan eğer ölürken güzel amel ve hareketlerde bulunuyor idiyse ve ahlakını da güzelleştirmiş bir durumdaysa, mahşer günü bu hale uygun bir şekilde haşredilir. Yok; eğer ölürken yani ölümüne yakın, kötü amel ve hareketlerde bulunuyor idiyse ve tevbe de etmediyse bu sefer de mahşerde, ölürken içinde bulunduğu bu hale uygun bir şekilde haşredilir. Demek ki, ölümüne yakın dünyada içinde bulunduğu hal ve yaşayış mühimdir.

Bütün bu hususlara işaret eden bir hadislerinde Peygamber Efendimiz (s.a.v şöyle buyururlar:

“Hayatınızı hangi hal üzere geçirirseniz, o hal üzere ölürsünüz. Hangi hal üzere öldüyseniz o hal üzere de diriltilirsiniz.”

Kaynak: Müzekki’n-Nüfûs / Eşrefoğlu Rûmi (k.s)

Kıyamet Gününde Arş’ın Gölgesinde Kimler Gölgelenecek?

2 Yorum

vazoda beyaz,sarı,pembe dört gül

Ebû Hüreyre (r.a)’den rivayet edilmiştir; dedi ki: Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu:

“Yedi sınıf insan vardır ki, Allah onları kendi (Arş’ının) gölgesinden başka hiçbir gölge bulunmayan Kıyamet gününde (Arş’ının) gölgesinde gölgelendirecektir:

1- Adil hükümdar

2- Allah’a ibadet etmeyi seven genç

3- Tekrar dönünceye kadar kalbi mescide bağlı olan kimse

4- Allah için birbirlerini seven, Allah için bir araya gelen, Allah için ayrılan iki kişi

5- Güzel ve makam sahibi bir kadın tarafından (fenalığa) davet edildiği halde “Ben Allah’tan korkarım.” deyip davetine icabet etmeyen kimse

6- Sağ elinin verdiğini sol elinin duymasından korkacak kadar gizlice sadaka veren kimse

7- Tenha yerlerde gözlerinden yaş dökerek Allah’ı zikreden kişi.

(Müsned, Buhari, Müslim, Tirmizi, Nesâî)

Bu şerefe ermek için şu halleri sağlam temellere bağlamak gerekir:

***Allah’tan başkasına kulluk etmeyin, O’na hiçbir şeyi ortak koşmayın.

***Anaya, babaya iyi davranın.

***Akrabaya, yoksula ve yolcuya hakkını verin.

***Savurganlık ya da cimrilik yapmayın.

***Fakirlik korkusu ile çocuklarınızı öldürmeyin.

***Zinaya yaklaşmayın.

***Allah’ın haram kıldığı canı haksız yere öldürmeyin.

***Yetim malını yemeyin.

***Verdiğiniz sözü yerine getirin.

***Ölçü ve tartıya dikkat edin, hile yapmayın.

***Hakkında bilginiz olmadığı hususların ardına düşmeyin.

***Yeryüzünde gururlu gururlu dolaşmayın.

***Kibirlenmeyin ve daima mütevazi olun.

Kaynak: Miftâhu’t-Tevhid ve’t-Takvâ

Kıyamet Günü Bütün İnsanlar Cehennemin Üzerinden Geçeceklerdir

4 Yorum

düşman askerine su veren genç çocuk

Ey Oğul!

Allah’ı kullara şikayet etmeye kalkışma. Kullara şikayetçi olma. Bilakis, Allah’a şikayetçi ol. Allah her şeye kadirdir. O’ndan başkası ise gerçekte hiç bir şeye muktedir değildir.

İç sıkıntılarını, maruz kalınan musibetleri, menevi detleri ve verilen sadakalarla yapılan iyilikleri gizli tutmak iyilik hazinelerindendir. Sadakayı sağ elinle ver, sol elinin bundan haberdar olmaması için gayret et. Dünya denizinden sakın. Onda çok kişiler boğulmuş, ancak pek azı kurtulabilmiştir. O, derin bir denizdir. Herşeyi garkeder, kendinde boğar. Ancak İzzet ve Celal sahibi Allah, kullarından dilediğini onun tasallutundan kurtarır. Tıpkı kıyamet günü müminleri cehennemden kurtaracağı gibi. Zira kıyamet günü bütün insanlar cehennemin üzerinden geçeceklerdir. Allah da kullarından dilediğini ona düşmekten kurtaracaktır. Nitekim İzzet ve Celal sahibi Allah şöyle buyurur:

“Sizden hiç biriniz müstesna olmamak üzere mutlaka oraya (cehenneme) uğrayacaktır. Bu, Rabbinin kati olarak üzerine aldığı bir karardır.” (Meryem Suresi, ayet 71)

Aziz ve Celil olan Allah cehenneme hitaben buyurur ki:

“Ey ateş, serin ve selamet ol!” (Enbiya Suresi, ayet 69)

Ta ki, bana iman eden, amellerini sırf benim için ve ihlasla yapan, benim yolumda hayırlı işlere rağbet eden ve benim rızamın dışındaki her fiil ve hareketten uzak duran kullarım sağ-salim geçebilsin..

Şanı yüce olan Allah, mümin kullarının sağ-salim geçebilmesi için kıyamet günü cehenneme bu sözleri söyler. Tıpkı İbrahim aleyhisselamı yakmak için Nemrud’un alevlendirdiği ateşe söylediği gibi..

Kaynak: Fethu’r-Rabbânî / Abdülkadir Geylani (k.s)

Kim Öldüyse Kıyameti Kopmuş Demektir / Abdülkadir Geylani (k.s)

Yorum bırakın

daldaki kuşlar

Ey Oğul!

Senin hayatının akışını, Allah için nefs muhasebesi yapanların ve Allah’tan korkanların hayatının akışına zıt olarak görüyorum. Mesela şer ve fesad ehline yanaşıyor, onlarla hemhal oluyor, onlarla düşüp kalkıyorsun. Buna mukabil, Allah dostlarından ayrılıyor, uzak duruyorsun. Kalbini Allah düşüncesinden, Allah sevgisinden ve Allah korkusundan tamamen boşaltmış, buna mukabil, dünya ve dünyalık sevgisiyle doldurmuşsun. Bilmezmisin ki, Allah korkusu kalpte bir muhafız, bir aydınlatıcıdır. O, hak ile batıl arasını ayırır. Haklı ile haksızı ortaya koyar. 

Eğer halen içinde bulunduğun hal üzere gidişe devam edersen, dünya ve ahiret selamete veda edersin. Eğer ölümü hatırlarsan dünya ile ve dünyalıkla mest olman azalır. Dünyalık sahibi olmakla daha az sevinir hale gelirsin. Buna mukabil, zühd ve takva yönün artar. Esasen sonu ölüm olan bir kişi, herhangi bir dünyalığa kavuşmakla nasıl sevinebilir?

Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyururlar:

“Her koşanın varacağı bir hedef, bir son nokta vardır. Her hayat sahibinin varacağı son nokta da ölümdür.”

Tasaların, neşelerin, zenginliklerin, fakirliklerin, sertliklerin, yumuşaklıkların, hastalıkların, acıların..hepsinin de sonu ölümdür. Kim öldüyse kıyameti kopmuş, onun hakkında uzaklar yakın olmuş demektir. Senin içinde bulunduğun her şey, bir hevesten ibarettir. Kalbin, özün ve batınınla, içinde bulunduğun bütün o heveslerden sıyrıl.

Bütün hal, hareket ve davranışlarının bir taat, bir ibadet olmasına çalış. Eğer böyle yaparsan, her şeyinle İzzet ve Celal sahibi Rabbine ait olursun. 

Kaynak: Fethu’r-Rabbânî / Abdülkadir Geylani (k.s)

%d blogcu bunu beğendi: