Namazda Tadil-i Erkan Vaciptir Ve Yedi Yerdedir

Yorum bırakın

ayasofya cami gece

Namazda tadil-i erkan vaciptir; dolayısıyla buna çokça dikkat etmek gerekir.

Tadil-i erkan; namazın kıyam, rükû, sücud gibi her rüknünü bir sükunet ile yerine getirmektir. Bu rükünleri yaparken her uzuv mutmain olmalıdır.

Namazda tadil-i erkan yedi yerdedir:

1- Rükûa varınca sallantı kesilinceye kadar durmak.

2- Rükûdan doğrulunca sallantı kesilinceye kadar ayakta durmak.

3- Secdeye varınca tamamen vücut sallantısı kesilinceye kadar durmak.

4- İki secde arasında (celsede) sallantı bitene kadar durmak.

5- İkinci secdeye varıldığı zaman gene vücut sallanmayacak kadar durmak.

6- Ayakları yerden kesmemek. Şayet ayaklar yerden devamlı kesilecek olursa namaz bozulur; iade etmek gerekir.

7- Secde yaparken alın ile beraber burnun yere gelmesi, dizlerin ellerden önce yere inmesi, ellerin dizlerden önce yerden kesilmesi; gerek rükûa giderken, gerekse secdeye varırken ellerin dizler üzerinde gitmesi, boşlukta bırakılmaması.

Kaynak: Miftâhu’t-Tevhid ve’t-Takvâ

İmanın Özü Namazdır

Yorum bırakın

Allah (cc)

Her şeyin özü vardır. İmanın özü namazdır. Namazın özü ise iftitah tekbiridir. Rabıtalı olarak alınmış böyle bir tekbir, emredilmiş ve kabul olmuş elli vakit namazın sevabına denk gelir. Mesela kılınan namaz bir kimsenin iyilik yapmasını sağlamıyor ve onu kötülüklerden alıkoymuyorsa o kişinin bu namazı onu ancak Allah’tan uzaklaştırır. Eğer namazla birlikte kişi, ahvaline çekidüzen verebiliyor ve istikamet üzere olabiliyorsa, o, Rabbinin gördüğünü düşünerek bunu yapıyor demektir. Yani, ben Rabbimi göremiyorsam da muhakkak Rabbim bana benden daha yakın, O beni görüyor, bilincindedir. İşte o zaman “ve le-zikrullahi ekber” (Ankebut Sûresi, ayet 45) yani “Allah’ı anmak (olan namaz) elbette en büyük ibadettir.” müjdesi onu kuşatır. Ardından “Allah’ın sizi anması, sizin O’nu anmanızdan daha büyüktür.” sırrı gerçekleşir ki, rabıta bunları temin etmektedir.

Kaynak: Miftâhu’l-Usûl

Namazda Tadil-i Erkân Nedir, Nasıl Yapılır, Hükmü Nedir?

2 Yorum

şadırvan

Ta’dil-i erkân demek; namazın kıyam, rükû, sücud gibi her rüknünü bir sükûnet ile yerine getirmek, bu rükünleri yaparken her uzuv mutmain olup ızdıraptan hâli bulunmaktır. Namazda ta’dil-i erkân yedi yerdedir. Bunlar sırasıyla şöyledir:

1- Rükûa varınca sallantı kesilinceye kadar durmak.

2- Rükûdan doğrulunca yine sallantı kesilinceye kadar ayakta durmak.

3- Secdeye varınca tamamen vücut sallantısı kesilinceye kadar durmak.

4- İki secde arasında (celsede) sallantı bitene kadar durmak.

5- İkinci secdeye varıldığı zaman yine vücut sallanmayacak kadar durmak.

6- Ayakları yerden kesmemek. Şayet ayaklar yerden devamlı kesilecek olursa namaz bozulur, iade etmek gerekir.

7- Secde yaparken alın ile beraber burnun yere gelmesi, dizlerin ellerden önce yere inmesi, ellerin dizlerden önce yerden kesilmesi; gerek rükûa giderken, gerekse secdeye varırken ellerin dizler üzerinde gitmesi, boşlukta bırakılmaması.

Kaynak: Miftâhu’l-İrşâd

Not: Ta’dil-i erkânın hükmü vaciptır.

Namazın İçinde Riayet Edilecek Altı Husus

Yorum bırakın

namaz kılan adam ve atı

Azizim!

Namazın içinde riayet edilecek altı husus vardır:

İhlas: Hz. Allah’ın gördüğünü düşünmek.

Tefekkür: Yaratılmış ne varsa Allah’tan olduğunu iyice benimsemek.

Havf: Hz. Allah’tan gereği gibi korkmak.

Reca: Arzu ve istekleri Mevlâ’mızdan dilemek.

Mücahede: Yukarıda sayılanların yerine gelmesi için nefsi zorlamak; ona galip gelmek, mağlup olmamak.

Rü’yet-i taksir: Kendini daima levm edip kusurlu görmek.

Kaynak: Nübüvvet Ve Velâyet Deryâsından Nasihatler – 2

Peygamber (sav) Efendimizin Hiçbir Zaman Terk Etmediği Namazlar

Yorum bırakın

iki tane gül

Peygamber (Sallallâhu aleyhi ve sellem) efendimiz: “Sabah namazının iki rekat sünneti benim için dünyadan ve onun içindekilerden hayırlıdır.” buyurmuştur.

İbni Abbas (Radıyallâhu anh) efendimiz bu hususta şu bilgiyi vermiştir: “Verilen namaz emri, sabah namazının farzından önceki sünnet namazıdır.” (Müslim, c.1, b.96, h.725)

Hz. Âişe (Radıyallâhu anhâ) validemiz de şöyle demiştir:

“Peygamber (Sallallâhu aleyhi ve sellem) öğle namazının farzından önceki dört rek’at ile sabah namazının farzından önceki iki rekâtı hiç terk etmezdi.” (Buhârî, Teheccüd 34, Ayrıca bkz. Nesâî, Kıyâmü’l-leyl 56)

Bu hadislerden öğrendiğimize göre Peygamber Efendimiz sabah namazının sünnetini hiç terk etmemiş, buna verdiği değeri diğer nafile namazların hiçbirine vermemiş ve bu namazı dünya ve dünyadaki her  şeyden daha üstün ve hayırlı saymıştır. Hatta “Sizi atlılar kovalasa bile yine de sabah namazının iki rek’at sünnetini bırakmayın” (Ebû Dâvûd, Tatavvu 3, Ahmed b. Hanbel, Müsned, 2, 405) diye emretmek suretiyle, sadece normal zamanlarda değil, yolculukta, tehlikeli zamanlarda bile bu iki rekat sünnetin kılınmasını tavsiye etmiştir. 

Resûl-i Ekrem (Sallallâhu aleyhi ve sellem) efendimiz öğle namazının farzından önceki dört rekat sünneti, öğlenin farzından sonraki iki rekat sünneti, sabah namazının farzından evvelki iki rekat sünneti hiçbir zaman terk etmezdi.

Kaynak: Nübüvvet Ve Velâyet Deryâsından Nasihatler – 2

Babasıyla Namaz Kılan Çocuk Videosu

Yorum bırakın

Namaz kılınan bir evde büyümenin güzelliği..En etkili nasihat güzel örnek olmaktır..

Nafile Namaz Kılmanın Mekruh Olduğu Vakitler

Yorum bırakın

Mescid-i Nebevi'nin bahçesi

Şu on iki vakitte nafile namaz kılmak mekruhtur:

1- Sabah namazının vakti girdikten sonra. Burada sabah namazının sünnetlerinden başka nafile kılınmaz.

2- Sabah namazı kılındıktan sonra. Güneş doğuncaya kadar vakit olsa bile yine de nafile kılmak mekruhtur.

3- İkindi namazı kılındıktan sonra.

4- Akşam namazının farzından evvel.

5- Bayram namazlarından evvel, isterse evde olsun.

6- Bayram namazından sonra camide veya musallada namaz kılmak.

7- Hac zamanı Arafat ile Müzdelife’de birlikte kılınan namazın arasında.

8- Vaktin darlığı dolayısıyla farz için vakit çok daraldığı zaman.

9- Farz namaza durulmak üzere kamet getirilirken. (Sabah namazının sünneti hariç)

10- Hatibin hutbeye çıktığı zamandan cuma namazının bitmesine kadar. (Bu hutbeler gerek cuma, gerek bayram, gerekse istiska, husuf ve kusuf hutbeleri olsun durum aynıdır.)

11- Abdesti sıkışmış bir halde iken.

12- Gönlünün arzu ettiği bir yemek ortaya konduğu zaman veya kalbini meşgul edecek herhangi bir hal ile namaza durmak. (Vakit dar ise namaz tehir olunmaz.)

Kaynak: Miftâhu’l-İrşâd

Older Entries

%d blogcu bunu beğendi: