Sırrını Gizleyen Meramına Nâil Olur

Yorum bırakın

kalp şeklinde uçan kuşlar

Hz. Ömer (ra) efendimiz buyururlar ki:

“Kim sırrını gizlerse meramına nâil olur.”

Evliyâullah efendilerimiz halkı irşad ederken keramet göstermekle memur değildirler. Tasviye-yi kulûb (kalplerin saf hale getirilmesi) ile müminlere hizmet ederler. Onlar, izhar-ı keramete (kerameti açığa vurmaya) izinli olmadıkları gibi zuhuruna da talip olmazlar. Meğer ki, lütf-u ilahi hususi olarak sâdır ola. Evliyâullah, bu lütfa Nebiyyü’r-Rahmet efendimizin delâleti ile nâil olduklarından, keramet südûru dahi Resûl-i Ekrem’in mucizât-ı nebevîlerindendir.

Abdurrahman Sülemi (ks), velinin alametlerini dört kısma ayırmıştır:

1- Kendisiyle Rabbi arasında olan sırlarını muhafaza etmesi, kalbine gelen musibetleri kimseye şikayet etmemesi.

2– Kerameti koruması, riya ve sum’aya (gizli riyakarlığa) alet etmemesi.

3- Allah’ın yarattıklarınn eziyetlerine, meşakkatlerine katlanması ve kendisinin de onlara yük olmaması.

4- Allah’ın kullarını huylarına ve meşreplerine göre idare etmesidir. Çünkü veli, mahlukatı Allah’ın kudret ve ceberûtunda görür. Allah’tan onlara verilmiş olan ne ise ona göre geçinir.

Kaynak: Miftâhu’t-Turuk

Sırları İfşâ Etmek Haramdır

Yorum bırakın

doğruluk

Gizli tutulması istenen veya açıklanmasından rahatsızlık duyulan sırları ifşâ etmek haramdır.

Özel konuşmalar da sırdır. Allah Rasûlü aleyhissalatü ves-selâm şöyle buyurmuştur:

“İki kişinin veya belirli sayıdaki bir topluluğun kendi aralarındaki konuşmaları, gizli tutulması gereken bir emanettir.” (Ebû Dâvud, Tirmizî)

Hasan el-Basrî (r.a) şöyle demiştir:

“Din kardeşinin sırrını (gizli kalmasını istediği hâl, söz ve işini) ifşâ etmek hıyanettir.”

Muâviye (r.a), Velid İbni Utbe (r.a)’ye gizlice bir söz söylemişti. Velid eve gelince babasına, “Emîr’ül müminin bana bir söz söyledi. Onun bana söylediği bir sözü senden gizleyeceğini sanmadığım için sana açmak istiyorum.” dedi. Babası, “Hayır yavrum, yanılıyorsun. O söz sana söylenmiş bir emanettir. Sakın bana açma!” dedi. Velid (r.a), “Peki ama, baba ile oğul arasında sır olur mu?” diye sordu. Babası, “Kendi sırları olmaz, fakat başkasının sırrı olur.” diye karşılık verdi. 

Sırları ifşâ etmek hıyânet ve denâettir. O bir huy ve terbiye bozukluğudur. Bu sebeple, “Başkasının sırrını sana açan, bu bozukluğundan dolayı senin sırrını da başkasına açar.”

Kaynak: İhyâ’u Ulûmid’dîn

Abdülkadir Geylani (k.s)’den Marifet Sırları

Yorum bırakın

iki kuş

İnsan ilk başta nefsine bakmalı; yapılışını incelemeli. Kainatta mevcut olan harikalara göz atmalı Onları bir bir tetkik etmeli. Bundan sonra Yaradanın varlığını istidlâl eylemeli. Çünkü kainatta bulunan bütün varlıklar Allah’a götüren birer yoldur. O’nun kuvvetini, kudretini belirten birer hikmettir. Güzel iş daima iyi bir ustaya delildir. 

Bu manayı daha iyi anlatmak için İbn-i Abbas’ın (r.a) bir açıklamasını anlatmak yerinde olur.

Önce bir ayet-i kerime meâli:

“Allah yeryüzünde olanların hepsini hizmetinize verdi.” / Casiye Sûresi, ayet 13

Bu ayetin tefsirinde İbn-i Abbas (r.a) şöyle der:

“Her şeyde Allah’ın isminden bir tanesi vardır. Ve her şeyin ismi Allah (c.c)’ın ismidir. Sen ise o isim ve sıfatların içindesin. Dışta olanlar O’nun kudretiyle olur. İç alemde olanlar O’nun hikmetiyle olur.

Allah, zatını sıfatlarla gizlemiştir. Sıfatını da işlerle örtmüştür. İlim, irade ile olur. İrade ise, hareketlerle ortaya çıkar. Sanat, yapanı sakladı. Sanat irade ile belirdi. O gizliliği içinde saklıdır. Nimetleri yeryüzünde zahirdir. Kudreti açıktır. Hiçbir şey O’na benzemez. O, görür ve işitir.”

İbn-i Abbas (r.a) Hazretleri burada marifet sırlarını açıklıyor. Bunları hiçbir yerde görmek mümkün değildir, bu gibi sözlere kolay rastlanılamaz. Bu büyük insana Peygamber (s.a.v) şöyle dua etmiştir:

“Ya Rabbi! Sen onu dinde fakih yap, tevil yollarını ona öğret.”

Allah bizi onların hayrına erdirsin, onlar arasında toplasın. (Amin)

Kaynak: Fütûhû’l Gayb / Abdülkadir Geylani (k.s)

Allah’a Vuslat Yolunda Sırrı İfşa Etmemek

Yorum bırakın

yalnız kayık

Beyazıd-ı Bestamî (k.s) şöyle demiştir:

“Aziz ve Celil olan Allah’ı rüyamda gördüm. Ey Rabb’im, seni nasıl bulurum, diye sordum. Cevaben, nefsini bırak öyle gel, dedi.”

Kul, Allah’a vasıl olmak için yola çıkarsa niyetinde halis olmalı. Bu yolun zorluklarının olduğu gibi mükafatlarının da varlığını unutmamalı. Vâsıl olmak istediği Allah’tan başkasının rızasını gözetmemeli. Terk ettiği günahlara dönmemeli. Hz. Allah’ın sırlarını açığa çıkartmamalı. Canını vermeli, sırrını ifşa etmemeli. Sırra hâkim olmak, Hakk’ı bulmak demektir. Sırrımı elbisem bilsem, onu kendimden hemen uzaklaştırırım. Hakk’a varmak için işte böyle gayret edilmelidir. 

Kaynak: Nübüvvet Ve Velâyet Deryâsından Nasihatler – 1

Uğur Işılak / Sırrın Sırrı, Sır Saklamanın Mükafatı

Yorum bırakın

Sır emanettir..

Marifetname’den Aşkın Sırları

Yorum bırakın

gelincik tarlası resmi ve ateş-i aşk yazısı

Aşık ki, ilahi şarap kadehinden mest olmuştur. Onun sözü, işi, fikri hep adil, doğru ve saftır. Onun uyanık kalbi de hatalardan uzaktır. Aşık, aşk denizinin dalgıcı ve aşk sahrasının uçan kuşudur. Aşık, aşk sıralrının mahzenidir. Kalbi, aşk nurlarının doğduğu ufuktur. Aşığın himmeti her şeyden üstündür. Zira onun arzusu yalnızca Mevla’dır..

Aşığın kolu, kanadı aşktır. Başı, sonu, isteği hep aşktır. Aşığın göz nuru aşktır. Onun bağrının süruru aşktır. Aşığın ruhu, parlayan bir güneştir. Alem onun gölgesinde bir gülşendir (gül bahçesidir). Aşık, aşkla her muradını almıştır. Âkil ise, aklıyla hep mahrum ve mahcup kalmıştır. İnsan aklı, can gözünün perdesidir. Aşkın sırları o gözden gizlidir. Ne zaman aşk kadehinden can sarhoş olursa, akıl o zaman hayran olup, gizli sırlar cana büsbütün açılır. 

Kaynak: Marifetname / Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri (k.s)

%d blogcu bunu beğendi: