Resûl-i Ekrem (sav) Efendimizin, Hz. Fatıma (r.anha) Validemizi Sakındırdığı Sekiz Büyük Günah

Yorum bırakın

zarif bir gül

Resûl-i Ekrem (sav), Fatıma (r.anha) validemize şöyle buyurmuştur:

“Ey kızım Fatıma, dünya malından ne istersen iste; fakat sen salih amel işlemezsen ben ahirette senin sıkıntılarından hiçbir şey gideremem. Yavrum, sekiz günahtan kaçın:

1- Şirk koşmaktan.

2- Büyü yapmaktan.

3- Kâhinlik etmekten.

4- Haksız yere adam öldürmekten.

5- Faiz alıp vermekten.

6- Yetim malı yemekten.

7- Harp meydanından kaçmaktan.

8- Müslüman kadına zina iftirasında bulunmaktan.”

Hadis Kaynak: Zübdetül Buhârî, c.2, s.534-535, Ömer Ziyaeddin Dağıstânî

Kaynak Kitap: Nübüvvet Ve Velâyet Deryâsından Nasihatler – 1

 

Fakirleri Dışlamanın Kötülüğü, Yetime Haksızlığın Ağır Cezası

6 Yorum

Kuşları besleyen insan

Fakir ve düşkünleri dışlamamak Müslümanlık haklarındandır. Fakir ve düşkünler, zengin ve ikbal sahibi kişilerden daha az insan ve daha az Müslüman değildirler. Hatta çoğu zaman, bunların Allah yanındaki itibarları ve ahiretteki sevapları diğerlerinden daha fazladır.

Şevkat, tevazu, samimiyet gibi insani değerler  de, genellikle harabelerdeki hazineler gibi bu insanlarda görülür. Onun için bu insanları diğer insanlarla aynı seviyede tutmak, hepsine eşit muamele etmek ve aynı ilgi ve yakınlığı göstermek lazımdır..

Allahu Teâlâ (c.c) şöyle buyurmuştur:

***”Ey iman edenler! Sizden bir kavim diğer bir kavmi küçük görmesin; bu kavim kendilerinden daha hayırlı olabilir.” (Hucurat Sûresi- Ayet 11)

***”Allah yanında en itibarlı olanınız, takvası en fazla olanınızdır.” ( Hucurat Sûresi – ayet 13)

Rivayet edildiğine göre Hz. Süleyman (a.s), bir meclise geldiği zaman orada bulunan bir fakirin yanına oturur ve “Fakirin yeri, fakirin yanıdır.” derdi.

Bir peygamber, “Allah’ım! Bir kulundan razı olduğun nasıl bilinir?” diye sormuş ve şu cevabı almıştır:” Fakir ve düşkünler ondan razı iseler, ben de ondan razıyım.”

Musa (a.s), “Ya Rabbi! Senin rızanı nerede arayayım?” diye sormuş ve şu cevabı almıştır: “Benim rızamı kalpleri kırık olan kullarımın yanında, onların sohbet ve yakınlığında ara.”

Allah Rasulü (s.a.v) de:

 “Allah’ım! Beni fakir olarak yaşat, fakir olarak vefat ettir ve fakirlerle beraber haşret.” diye dua etmiş ve şöyle buyurmuştur:

***”Fasık (açıktan günah işleyen) insanın sahip olduğu nimete imrenmeyin. Çünkü bu nimet geçici, cezası ise kalıcıdır.” (Buhari, Taberani)

Ancak Allahu Teâlâ’nın takdiriyle fakir olmakla, tembellik yüzünden fakirleşmek ayrı şeylerdir. İslam, birincilere kader kurbanları gözüyle bakıp onlara şevkatle davranırken, diğerlerini tembelliğin kurbanı olarak görür ve onları aşağılar.

Allah Rasûlü aleyhissalatü vesselam, tembellikten ve onun kötü sonuçlarından devamlı surette Allahu Teâlâ’ya sığınmıştır.

Fakirlerin en zayıfları ise yetimlerdir. İslam dini, yetimler için sıkı tenbihlerde bulunmuştur. Allah Rasûlü (s.a.v):

“Kim ebeveyni Müslüman olan bir yetimi himayesine alıp büyütürse, ona kesin olarak cennet vacip olur.” (Ahmed) buyurmuş, şehadet ve orta parmaklarını yan yana getirerek :”Ben ve yetimi himaye eden kimse, cennette bu iki parmak gibiyiz.” (Müslim) demiştir.

Kur’an-ı Kerim’deki en ağır tehdidi içeren ayetlerden birisi de, yetime haksızlık edenler hakkında indirilmiştir. Ayet şöyledir:

“Yetimlerin malını haksızlıkla yiyenler, midelerine ateş indirirler. Bunlar, yakıcı bir alevde kavrulacaklardır.” (Bakara Sûresi-ayet 174)

Kaynak: İhyâ’u Ulûmid’dîn /İmam-ı Gazali(r.a)

%d blogcu bunu beğendi: