Madenlerin Ve Definelerin Zekatı

Yorum bırakın

toprak ve mücevher

Toprak altında bulunan şeyler madendir. Üç kısımda ele alınır:

a) Ateşte eriyen madenler. Altın, gümüş, bakır, kurşun, vb. gibi. Bu tür madenleri bulan kimse beşte birini (1/5) zekat olarak verecektir. Geri kalanı kendisine aittir. Yer altından çıkarılan define hükmündeki altın, gümüş gibi kıymetli madenler, eğer üzerinde müslüman olmayan milletlere ait işaretler varsa aynı şekilde beşte birini  zekatı olarak verir. Üzerinde İslam işareti taşıyorsa, o zaman tamamı bulana aittir. Böyle defineler başkasına ait arazide bulunmuşsa; beşte biri bulana, gerisi arazi malikine aittir. Bir evde bulunan madenin tamamı ev sahibine aittir.

b) Petrol ve zift gibi madenler için ticaret amacı olmamak kaydıyla zekat gerekmez.

c) Kireç, alçı, yakut ve elmas gibi erimeyen madenlere zekat gerekmez. Civa müstesnadır. Onun zekatı beşte birdir. Toprak altında bulunan silah, alet, ev eşyası gibi şeyler de definedir; yani beşte birini zekat olarak vermek gerekir.

Denizden çıkarılan inci, mercan, amber, balık, sünger gibi şeylere zekat lazım gelmez. Ancak bütün bu sayılanlar ticaret için kullanılıyorsa, o zaman zekatı verilecektir.

Kaynak: Miftâhu’l-İrşâd

Reklamlar

Zekat, Sadaka, İnfak

Yorum bırakın

sadaka

İslam’ın beş temel esasından biri olan ve Hicret’in ikinci yılı ramazan ayından önce farz kılınan zekat, belli şartlar altında belirli bir miktar malı layık olan kimselere vermek demektir. Malî ibadetlerin en başında yer alır. Önemi dolayısıyla Kur’ân-ı Kerîm’de seksenden fazla yerde namaz ile birlikte zikredilmiştir. 

İnfak, “Allah’ın hoşnutluğunu kazanmak amacıyla kişinin kendi servetinden harcamada bulunması, ihtiyaç sahiplerine aynî ve naktî yardım etmesi” demektir. Bu yönüyle infak, hem farz olan zekatı hem de gönüllü olarak yapılan her çeşit hayrı içerir. İnsanın sahip olduğu servetin gerçek sahibi Allah’tır. O’nun emaneti olarak bu servetten başkalarına vermek gerekir.

Azizler!

Kur’an-ı Kerim’de müttaki müminlerin özellikleri sayılırken bunlar arasında infak da zikredilmiştir. (Bakara Sûresi, 2-3)

Sadaka “Allahu Teâlâ’nın rızasını kazanmak niyetiyle, karşılıksız olarak fakir ve muhtaçlara yardım etme, iyilik ve ihsanda bulunma” demektir. Hem bedeni ve hem de mali olabilir. Zekat ve zaruret derecesinde ihtiyaç içerisinde bulunan kimseye yardım etmek farz; sadaka-i fıtır vacip ve diğerleri ise menduptur.

Hz. Peygamber (sav) sadaka ile ilgili olaral şöyle buyurmuştur:

“Güneşin doğduğu her yeni günde kişiye, her bir mafsalı için bir sadaka vermesi gerekir. İki kişi arasında adalet yapman bir sadakadır. Kişiye hayvanını yüklerken yardım etmen bir sadakadır. Güzel söz sadakadır, namaza gitmek üzere attığın her adım sadakadır. Yoldan rahatsız edici bir şeyi kaldırıp atman sadakadır.” (Buhari, Sahih, Cihad, 72 (111,224); Müslim, Müsafirûn, 84 (1, 499)

Kaynak: Nübüvvet Ve Vel’ayet Deryâsından Nasihatler – 2

Hevâic-i Asliyye Ve Nisap Nedir?

Yorum bırakın

denize bakan çiçek bahçeli evler

Havâic-i asliyye, zekata tabi olmayan temel ihtiyaç maddeleri manasına gelmektedir. Temel ihtiyaç maddeleri, insanın hayat ve hürriyetini korumak için muhtaç olduğu şeylerdir. Bunlar genel olarak; nafaka, oturulan ev, ev eşyası, alet ve makineler, binek taşıtları, ilim için edinilen kitaplar gibi eşyadır. Esasen asli ihtiyaçlar zaman, muhit ve durumun değişmesiyle değişir ve gelişir. 

Nisap; zekat, sadaka-i fıtır ve kurban gibi ibadetler için konulan bir zenginlik ölçüsüdür. Zenginliğin asgari sınırı olan nisap, Hz. Peygamber (Sallallâhu aleyhi ve sellem) tarafından gösterilmiştir. Bu asgari sınırlar, bir bakıma o dönem toplumunun ortalama hayat standardını ve zenginlik ölçüsünü göstermektedir. Bunlarla ilgili geniş bilgilere ilmihal kitaplarından bakmak gerekir.

Hadislerde belirlenen nisap miktarları şöyle sıralanabilir: 80,18 gr. altın veya bunun tutarında para, ticaret malı, 40 koyun veya keçi, 30 sığır, 5 deve. Nisap miktarının belirlenmesinde kullanılan bu malların, o dönemin en yaygın zenginlik aracı olduğu unutulmamalıdır.

Nisabın bu mallar üzerinden belirlenmesi, sosyal ve ekonomik şartların fazla değişmediği ilerki dönemlerde de aynen korunmuştur.

Yüce Allah buyuruyor ki:

“Zekatlar, Allah katından belirlenmiş olarak ancak fakirlerin, yoksulların, zekat işlerinde çalışanların, kalpleri İslam’a ısındırılmak istenenlerin, kölelerin, borçluların, Allah yolundaki hizmetlerin ve ve yolcuların hakkıdır.” (Tevbe Sûresi, 60)

Kaynak: Nübüvvet Ve Velâyet Deryâsından Nasihatler -2

Zekat, Mal Sahibini Manevi Kirlerden Temizler

Yorum bırakın

cömert ağaç

Zekat, hem mal sahibini manevi kirlerden temizler, günahlardan arındırır; hem malını fakirlerin haklarından temizler. Zekat ruh ile beden yapısı arasında bir denge sağlar. Namaz, oruç, zikir ve dualar manevi yapının; zekat ise hem manevi hem de maddi yapının sağlığını temin eder. 

Allahu Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Namazlarında huşu içinde bulunanlar, boş sözlerle boş davranışlardan kaçınanlar, zekatı verenler ve namuslarını koruyanlar kurtulmuştur.” (Müminûn Sûresi, ayet 1)

Bir kimsenin zekat vermekle mükellef olması için Müslüman, akıllı, buluğ çağına erişmiş, hür olması; borcundan ve aslî ihtiyaçlarından fazla nisap miktarı malının bulunması gerekir.

Genel olarak malların zekatı kırkta bir oranındadır. Ancak tarım ürünlerinde masraflı olup olmamasına göre yirmide bir veya onda bir oranındadır. Hayvanlarda ise özel olarak hayvanın cinsine göre ayrı ayrı belirlenmiştir.

Kaynak: Nübüvvet Ve Velâyet Deryâsından Nasihatler – 2

 

Altın, Gümüş, Nakit Para Ve Ticaret Mallarının Zekatı

Yorum bırakın

Zümer suresi

Altın, Gümüş Ve Nakit Paranın Zekatı:

Temel ihtiyaçlarından başka 96 gram altını, 640 gram gümüşü veya bu miktarın karşılığı nakit parası olan kimse şer’an zengin sayılır. Zekat vermekle mükellef olur. Zekat olarak da bu miktarın kırkta birini verir. Altın, gümüş, nakit para ve diğer bütün malların zekat verilecek miktara ulaşmasına nisab denir. Yalnız altın ve gümüşün zekatı değeri üzerinden değil, tartısı üzerinden verilir.

Ticaret Mallarının Zekatı:

Bütün ticaret mallarına zekat düşer. Ancak bazı şartlar vardır. Şöyle ki:

a) Ticaret malı altın ve gümüş nisabına varmalı, altın ve gümüş ile değeri ölçülmelidir. Ayrıca ticaret malı bulunduğu şehrin rayicine göre takdir edilir.

b) Ticaret malının üzerinden bir yıl geçmelidir. Yalnız yılın başında ve sonunda nisab mevcutsa yıl içinde düşse bile zekat lazım gelir.

c) Ticareti yapılan mal ticarete uygun olmalıdır. Mesela ticaret niyeti ile satın aldığı bir hayvanı henüz bir yıl dolmadan niyetinden vazgeçip kendi ihtiyacı için beslemeye başlarsa, o takdirde ticaret mallarının üzerinden bir yıl geçmesi meselesi geçersiz olur. Beslemeye başladığı andan itibaren bir yıl geçtikten sonra normal zekatını verir.

Kağıt para, tahvil, bono ve benzeri menkul değerler de altın ve gümüş gibi işlem görür, yani nisaba ulaşmışsa zekatı verilir.

Kaynak: Miftâhu’l-İrşâd

Zekat Temizliktir

Yorum bırakın

dünyaya güvenme

“Kim nefsinin cimriliğinden korunursa, işte felah bulanlar ancak bunlardır.”

(Haşr Sûresi, ayet 9)

Cimrilikten korunmak, malını yerine infak etmeyi adet edinmekle mümkündür. Bir şeyden sevgiyi kesmek kendini ondan ayırmakla mümkündür. Bu manada zekat temizliktir, sahibini tehlikeli olan cimrilik pisliğinden temizler. Yaptığı temizlik de Allah uğrundaki bu infaktan dolayı duyduğu sevinci nispetindedir. Zekat, verilen nimete bir teşekkür borcudur. Allah’ın kulu üzerindeki haklarından biri, bedeni sağlam olunca onu ibadete layık şekilde yaşatmasıdır ki, bu şekilde bedeninin borcunu öder. Bir de mâli nimeti vardır ki, kul bunun zekatını vermekle borcunu ödemiş olur. Muhakkak ki, zekat ve sadaka sâilin eline geçmeden Allah’ın kabza-i kudretine düşer. Hal böyle olunca fakir zenginden hakkını almış, zengin de borcunu ödemiş, Rabbine karşı verdiği sözü yerine getirmiş olur.

Kişi namazını aklı başında, düşünerek, huşu içinde kıldığı zaman mükafat alır. Aklı başka yerde olan ve ne yaptığını bilmeyen namazdan mükafat alamaz. Diğer ibadetler de böyledir. Zekatı verirken karşısında olanı küçük görmemek, başına kakmamak, zekatı için onu çalıştırmamak gerekir. Çünkü Yüce Allah: “Helalden kazandığı malını infak edene müjdeler olsun.” buyurur. Yapılan ibadet ve taat, sahibi tarafından küçük görüldükçe Allah katında büyür ve değeri artar. Yapılan isyan ve günahlar da sahibi tarafından çok büyük sayıldıkça Allah katında küçülür. Hayır nimeti üç şeyle tamamlanır:

1- Yaptığı hayrı büyütmemek (küçük görmek).

2- Hayırda acele etmek.

3- Verilen hayrı gizlemek.

Bunlara dikkat edilirse elbette ki kişinin nezd-i İlâhi’de derecesi kat kat yükselir. O hayrın fazileti de artar.

Kaynak: Miftâhu’l-İrşâd

Zekat Malı Ve Mal Sahibini Tertemiz Yapar

2 Yorum

asılı çiçek

Enes b. Malik (ra), Rasûlullah (sav) Efendimize:

“Ya Rasûlallah, büyük servet sahibiyim. Akrabalarım, akarım ve halkın istifade edeceği gelir kaynaklarım var. Ne şekilde hareket edeceğimi bana öğret.” dedi. Rasûlullah (sav) Efendimiz de:

“Malının zekatını ver, çünkü zekat malını ve seni tertemiz yapar. Akrabalarına harca. Muhtaçların, komşu ve fakirin hakkını gözet. Kim şu beş şeyi inanarak yaparsa cennete girer:

1- Beş vakit namazı dosdoğru kılmak,

2- Ramazan ayında orucunu güzelce tutmak,

3- Gidip gelecek kadar parası olunca Kâbe’yi ziyaret etmek,

4- İçinden gelerek seve seve zekatını vermek,

5- Şehadet kelimesini dilinden her nefes düşürmemek.”

Cenâb-ı Hak fezâiline nâil eyleye. Amin..

Kaynak: Miftâhu’l-İrşâd

Zekat Hakkında Hadis-i Şerifler

Yorum bırakın

usume

Zekat, Kur’an-ı Kerim’de otuzdan fazla ayette emredilmiştir. Peygamber (sav) Efendimiz de hadis-i şeriflerinde müslümanları zekata teşvik buyurmuşlardır. Bu hadis-i şeriflerden bazıları şöyledir:

“Zekat İslam’ın köprüsüdür.”

“Mallarınızı zekatla koruyun, hastalarınızı sadaka ile tedavi edin, belaya dua ile karşı koyun.”

“Malının zekatını eda ettin mi, üzerindeki borcu ödedin demektir.”

“Malının zekatını ödedin mi, kendinden onun şerrini def ettin demektir.”

“Sadaka malın miktarını eksiltmez, artırır.”

“Zekatını ödeyen, (fakirin) üzerinde bulunan hakkını ödemiş olur. Fazla vermek efdaldir.”

“Malınızın zekatını vermeniz İslamınızı tamamlar.”

“İslamınızın kemâli zekatınızın ödenmesi iledir.”

“Zekatı ödeyen, misafire ikram eden, musibete uğrayanlara veren cimrilikten kurtulur.”

“Allah zekatını ödemeyen kimsenin namazını kabul etmez, ta ki ikisini birlikte yapıncaya kadar. Zira Allahu Teâlâ Hazretleri namaz ve zekatı (Kur’an’da yanyana birlikte zikretmek sureti ile) birleştirmiştir. Siz aralarını açmayın.”

“Allah imanı ve namazı ancak zekatla kabul eder.”

“Kimin zekat verecek malı yoksa:

Allahümme salli alâ Muhammedin abdike ve rasûlike ve ale’l-mü’minîne ve’l-mü’minat ve’l-müslimîne ve’l müslimât. 

Allah’ım, kulun ve elçin Muhammed’e, mümin erkeklere ve mümin kadınlara, müslüman erkeklere, müslüman kadınlara salât (rahmet) et.” desin. Bu söz onun için zekat yerine geçer.”

“Eğer zekatını verirsen üzerindeki borcu ödemiş olursun. Kim haram malı toplayıp sonra da tamamen tasadduk etse bile, o maldan kendisine bir sevap ulaşmaz. Üstelik vebali üzerindedir.”

Allahu Teâlâ bir ayet-i kerime’de şöyle buyurur:

“Namazı kılınız, zekatı veriniz, rükû edenlerle beraber rükû ediniz.” (Bakara Sûresi, ayet 43)

Yukarıda beyan edilen ayet-i kerimeler ve hadis-i şerifler zekatın farziyyetini çok veciz bir şekilde beyan etmektedir. Zekat bir farizadır. Hicret-i Nebeviyyenin ikinci senesinde oruçtan evvel farz kılınmıştır. İslam’ın şartlarından birini teşkil etmektedir. Muayyen miktarda bulunan nakitlerin ve ticaret mallarının üzerinden bir kameri sene geçtiği takdirde zekatlarını sene biter bitmez hemen vermek icap eder. Çünkü bir sene içerisinde yoksul olanların hakkı, mal varlığı olan kimselerin üzerine farz olmuş olup, şu veya bunu bahane ederek tehiri caiz olmaz. Üzerine zekat farz olan kimse zekatını vermeden ölecek olursa günahkar olur. Zekatı vaktinde veremeyenler bilahare verebilir. Mükellef ber-hayat oldukça zekatı vermekle yükümlüdür.

Kaynak: Miftâhu’l-İrşâd

Alacakların Zekatı

Yorum bırakın

ZEKAT

Bir kişinin alacaklı olduğu şeyler üç gruba ayrılır:

1- Kuvvetli Alacaklar: Borç verilen paralar, veresiye verilen malların bedeli olup, borçlu ödeyeceğini itiraf ediyorsa kuvvetli alacaklardır. Bunlar tahsil edildiğinde geçmiş yıllara ait zekatları verilir.

2- Orta Kuvvetli Alacaklar: Ticaret için olmayan malın bedeli, sattığı kendi elbisesinin, ev eşyasının bedeli, kira alacakları orta kuvvette alacaklardır. Bunlar da tahsil edildiğinde geçmiş yıllara ait zekatları verilir.

3- Zayıf Alacaklar: Bir şeyin karşılığı olmadan başkasının zimmetinde kalan alacaklardır. Varisin elinde kalan vasiyet parası ve kadının kocası üzerinde kalan mihri zayıf alacaktır. Bu tür alacaklar ele geçtiğinde geçmiş yılların zekatı verilmeyeceği gibi, üzerinden bir yıl geçmeden bunlara zekat düşmez.

Kaynak: Miftâhu’l-İrşâd

En Büyük Sermaye Allah’ın Razı Olduğu İşler İle Meşgul Olmaktır

Yorum bırakın

müslümanca

Dâvudu’d-Tâi (Rahmetullahi aleyh) bir gün kabristanın yanından geçerken şöyle bir ses işitti: “Ben zekat vermedim mi, namaz kılmadım mı, oruç tutmadım mı, falan falan hayır işleri yapmadım mı?”

Şöyle cevap verildi:

“Evet, bunları yaptın; fakat yalnız kaldığın zaman Allahu Teâlâ’ya karşı geldin. Allahu Teâlâ’nın seni gördüğünü düşünüp ondan korkmadın. Kim ki Allahu Teâlâ’nın azabından korkarsa arzu ettiği rahmete hemen ulaşır. Ey kardeşim, en büyük sermaye Allah’ın razı olduğu işler ile meşgul olmaktır. Çünkü dünyada ne kadar kalacaksan o kadar gayret göster. Ahiret için orada ne kadar kalacaksan o kadar çalış. Öyle çalış ki, Allah’ın yasak ettiği yerlerde seni yaratan görmesin.”

Yine Dâvudu’d-Tâî (Rahmetullâhi aleyh) bir gün başka bir kabristanın yanından geçerken şöyle bir ses işitti: “Ben zekat vermedim mi, oruç tutmadım mı, falan falan hayır işleri yapmadım mı?”

Şöyle cevap verildi:

“Evet, bunları yaptın; ancak abdestsiz namaz kıldın.”

Kaynak: Nübüvvet Ve Velâyet Deryâsından Nasihatler – 1

Older Entries

%d blogcu bunu beğendi: