Kul Kalbin Zikri Mertebesine Lisan Zikri İle Vasıl Olur

Yorum bırakın

tesbih çeken kişi

Zikir iki nevidir: Dilin zikri, kalbin zikri. Kul, kalbin zikri mertebesine lisan zikri ile vasıl olur. Kalpleri aydınlatma ve feyzleri çoğaltma ancak kalp zikrinin tesiri ile hasıl olur. Kul, hem dille hem de kalple zikir halinde olursa sülûk halinde kemal vasfına ulaşmış olur.

Belli bir vaktinin olmayışı zikrullahın özelliklerindendir. Mümin, bütün vakitlerinde Allahu Teâlâ’yı zikretmekle memurdur.

Ya farz veya nafile olarak zikrin yapılmadığı bir zaman yoktur. Namaz bütün ibadetlerin en şereflisi iken bazı vakitlerde kılınması caiz değildir. Halbuki zikre her halükarda devam edilir.

Allahu Teâlâ:

“Onlar ki ayaktayken, otururken ve yanları üzere yatarken Allah’ı zikrederler.” buyurmuştur. (Âl-i İmran Sûresi, ayet 191)

Zikrin bir diğer özelliği, zikre zikirle mukabele edilmiş olmasıdır. Allahu Teâlâ:

“Beni zikrediniz ki, ben de sizi zikredeyim.” buyurmuştur.

Kaynak: Miftâhu’t-Turuk

Reklamlar

Arif Olmaya Gayret Edenler, Tevhidden Başkasını Kalpten Yok Ederler

Yorum bırakın

şık gül

“Doğru yolu bulanlara Allah hidayetini artırır. Onlara takva ihsan eder.” Allahu Teâlâ, bir kuluna ibadet ve itaatte bulunmayı nasip eylerse onu günah işleme zilletinden kurtarır. Ona kanaat zenginliği verir. Tevbeye sıkıca sarılabilecek güç ihsan eder. Bu hasletlere ulaşanlara dünya ve ahiret hayrı verilmiş olur.

Kişi dünyada zikirle meşgul oldu mu, Allahu Teâlâ kendine vekaleten bir melek gönderir. Bu melek o kulun kalbine hikmet fidanını diker. Çünkü böyle kimseler dünyaya rağbet etmez. Arif olmaya gayret edenler, tevhidden başkasını kalpten yok ederler.

Kaynak: Nübüvvet Ve Velâyet Deryâsından Nasihatler – 1

Allahu Teâlâ’nın Meleklere Karşı İftihar Ettiği Kullar

Yorum bırakın

Ahzab suresi

Resûlullah (sav) bir gün mescide, ashabından halka şeklinde oturan bir cemaatin yanına geldi ve buyurdu ki:

“Sizi böyle (bu halkada) oturtan sebep nedir?” (Onlar da) dediler ki:

“Bizi İslam’a hidayet ettiği, İslam’la bize ihsanda bulunduğu için Allah’ı zikretmek ve O’na hamd etmek üzere oturduk.” (Allah Resûlü) buyurdu ki:

“Allah için (Allah aşkına) sizi burada oturtan sebep yalnız bu mudur?” Dediler ki:

“Allah’a yemin ederiz ki, bizi oturtan yalnız bu sebeptir.” (Bunun üzerine) Resûlullah (sav) buyurdu ki:

“Dikkat ediniz! Şüphesiz ki ben, size, sizi itham ettiğim için yemin ettirmedim. Doğrusu şu ki, bana Cebrâil geldi de, Allahu Teâlâ’nın sizinle meleklere iftihar ettiğini haber verdi.”

Hadis Kaynak: Tirmizi, c.5, dua 7, h.3379; Müslim, c.3, Zikr 40 (2701); Müsned, c.4, s.92

Kaynak Kitap: Miftâhu’r-Rüşd

Üstünde Allah’ın Zikredildiği Yer Buna Pek Sevinir

Yorum bırakın

yerdeki çiçek

Allahu Azimüşşan buyurmuştur ki:

“Beni taatimle zikrediniz ki, ben de sizi mağfiretimle zikredeyim. Kim itaat ederek beni zikrederse, mutlaka ben de onu bağışlayarak zikrederim. Kim de bana asi olduğu halde beni zikre kalkarsa, ben de onu azabımla karşılarım.” (Ramuzu’l-Ehadis, s.326, h.4051)

“Üstünde Allah’ın zikredildiği yer buna pek sevinir. Bu sevincini ta yedi kat yerin tümüne bildirir. Etrafındaki yerlere de bunu ulaştırır. Bir mümin bir yerde namaz kılmak istediği zaman yer onun için süslenip hazırlanır.” (Ramuzu’l-Ehadis, s.381, h.4707)

“Allah’ı zikreden kimselerin Allah korkusundan dolayı gözleri yaşla dolarsa veya gözyaşları yere düşerse, Hz. Allah asla onları cehennem azabı ile azaplandırmaz.” (Ramuzu’l-Ehadis, s.420, h.5229)

“Allah’ı zikreden bir cemaatle sabah namazı vaktinden güneş doğuncaya kadar birlikte oturmak, bana İsmailoğullarından dört tanesini azad etmekten daha sevgili gelir. Allah’ı zikreden bir cemaatle ikindi namazı vaktinden güneş batımına kadar oturmam da bana dört kişiyi azad etmekten daha sevimli gelir.” (Ebu Davud, c.4, Kitabu’l-İlim, h.3667)

Allahu Teâlâ kudsi hadiste buyuruyor ki:

“Ben, beni zikredenlerle beraberim.” (Keşfü’l-Hafa, c.1, h.611)

Hazreti Allah’ın kendisiyle olmasını isteyen zikrullahı dilinden ve gönlünden bir an bile düşürmesin.

Bu konuda çok sayıda hadis-i şerif mevcuttur. Arzu edenler hadis kitaplarının ilgili bölümlerine bakabilirler.

Kaynak: Miftâhu’r-Rüşd

İbadetle Geçirilmesi Tavsiye Edilen Vakitler

Yorum bırakın

mavi kapıdan içeri giren bulutlar

Belirli günlerde zikir, dua, tesbih, ibadet ve itaatle meşgul olunması, vird okunması müstehap sayılmıştır. İbadetle geçirilmesi müstehap olan gün ve geceler ile duaların müstecap ve kabule şayan olduğu vakitler şöyle anlatılmıştır:

*Muharrem ayının ilk gecesi,

*Muharrem ayının onuncu (Aşure) günü ve gecesi,

*Recep ayının ilk gecesi,

*Recep ayının ilk cuma gecesi (Regâip Kandili),

*Recep ayının ortası,

*Recep ayının yirmi yedinci günü ve gecesi (Mirac Kandili),

*Şaban ayının on beşinci günü ve gecesi (Berat Kandili),

*Arefe günü ve gecesi,

*Ramazan ve Ramazan Bayramı günleri ve geceleri,

*Ramazan ayı geceleri, özellikle de Ramazan ayından beş gecedir ki, bunlar Ramazan ayının son on günündeki tek (21, 23, 25, 27 ve 29’uncu günlerinin) geceleri,

*Aşere-i Zilhicce (Zilhicce ayının ilk on günü),

*Cuma günü ve gecesi.

Bilhassa ramazan ayı ve cuma günlerine çok ehemmiyet verilmiş ve üzerinde çok durulmuştur. Bu meyanda, Hz. Enes (radıyallâhu anh)’tan gelen bir rivayette, Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) efendimizin:

“Cuma günü iyi bir şekilde geçerse, haftanın diğer günleri iyi geçer. Ramazan ayı iyi geçtiği takdirde, senenin kalan günlerinin tümü iyi geçer.” buyurduğu anlatılmıştır.

Kaynak: Miftâhu’s-Sâdıkîn

Cennetin Kapısında Lâilâhe İllallah Muhammedün Resûlullah Yazılıdır

Yorum bırakın

subhanallah elhamdülillah la ilahe illallah Allahu ekber

Teberâni’nin Hz. Câbir (ra)’den rivayet ettiği bir hadis-i şerifte (Mu’cemu’l-Evsat , c.5, h.5498) şöyle beyan ediliyor:

“Cennetin kapısında ‘Lâilâhe illallah Muhammedün Resûlullah’ yazılıdır. Bu kelime, yerler ve gökler henüz yaratılmadan iki bin yıl önce yazılmıştır.” Devamla Resûlullah (sav) Efendimizin müminlerle kardeşlik yaptığını Ebû Ümâme’den nakletmektedir. Şüphe yoktur ki, “Lâ ilâhe illallah Muhammedün Resûlullah” Kelime-i tevhidini müminler sever ve buna münafık ve kafirler buğz eder.

Hz. Peygamber Aleyhisselâm: 

“Benim ve benden önceki peygamberlerin tebliğ ettiği en efdâl kelime “Lâilâhe illallah”tır. Eğer terazinin bir kefesine yedi sema ve yedi arz, diğer kefesine de bu tevhid kelimesi konsa, muhakkak ki bu ağır gelirdi.” buyurdu. (Mu’cemu’l-Kebir, h.13024, Mecmau’z-Zevâid, h.1916; Kenzu’l-Ummâl, h.42206)

Zikirden murat sadece lisan ile zikir değil, bütün vücudun zikre iştiraki ve kalbin her an uyanık bulunmasıdır.

Zikir müminin kılıcıdır. Onunla nefis ve şeytan gibi en büyük düşmanlara karşı mücadele edilerek onların belaları def edilir. Zikir, harp meydanlarında riya ile kılıç kırmaktan efdâldir. Çünkü zikir sayesinde muhabbet-i ilahi hâsıl olur. Bundan da marifetullah husule gelir. Kainatın ve insanların yaratılış gayesi de marifetullah olduğuna göre bu suretle maksut hâsıl olmuş olur. Mümin, zikir sayesinde elde ettiği muhabbetle ibadetinden haz duyarak bütün ilahi emirleri tekellüfsüz yerine getirir. Bu telkinatı yaptıktan sonra: “Ya Ali, Allahu Azimüşşan’a and olsun ki imanın ve güzel ahlakın sebebiyle bir kimsenin hidayet yoluna girmesi, üzerine güneşin doğup battığı şeylerin senin olmasından daha hayırlıdır.” buyurdu.

Kaynak: Miftâhu’t-Turuk

Zikir Meclisindeki Melekler

Yorum bırakın

nur yağmuru

Abdullah b. Ömer (ra):

“Ya Resûlallah! Zikir meclislerinin ganimeti nedir?” diye sordu. Efendimiz (sav) de cevaben buyurdu ki:

“Zikir meclislerinin ganimeti cennettir, cennet.”

Hadis Kaynak: Müsned, Ahmed b. Hanbel, c.2, s.177; et-Terğib ve’t-Terhib, c.2, s.405

Resûlullah (sav) buyuruyor ki:

“Ey insanlar! Şüphesiz Allah’ın meleklerinden gezip dolaşanlar vardır. (Bunlar) yeryüzündeki zikir meclislerine iner ve orada dururlar. Siz de bu cennet bahçelerine girip faydalanınız.” 

“Ya Resûlallah, cennet bahçeleri nerededir?” dediler.

(Allah Resûlü) buyurdu ki:

“Zikir meclisleridir. Sabah ve akşam zikrullah içinde olunuz. Nefsinize ve birbirinize Allah’ı hatırlatınız. Bir kimse Allah katındaki değer ve derecesini bilmek isterse, Allahu Teâlâ’nın kendi yanındaki değer ve derecesinin nasıl olduğuna baksın. Şüphesiz ki, Allah kuluna, kulunun Allah’a değer verdiği kadar değer verir.”

Hadis Kaynak: Et-Terğib ve’t-Terhib, c.2, s.405, Taberanî, Bezzâr, Hakim, Beyhaki’den..

Kaynak Kitap: Miftâhu’r-Rüşd

Kainattaki Bütün Atomların Bir Kalp Gibi Atması

Yorum bırakın

kafa dinlemek

Allahu Teâlâ buyurur ki:

“Rabb’inin hükmüne sabret. Çünkü sen gözlerimizin önündesin ve korumamız altındasın. Kalktığın zaman da Rabbini hamd ile tesbih et.” (Tur Sûresi, ayet 48)

“Gecenin bir kısmında ve yıldızların batışından sonra da O’nu tesbih et.” (Tur Sûresi, ayet 49)

“Yedi kat gök, yerler ve buralardaki varlıkların tümü O’nu tesbih eder, noksanlıklardan uzak olduğunu dile getirirler. Kainattaki her varlık, O’nu överek tesbih eder; fakat siz bu varlıkların tesbihlerini anlayamazsınız. Hiç kuşkusuz O, kullarına karşı yumuşaktır, affedicidir.” (İsra Sûresi, ayet 44)

Bu ifade, bu koca kainatta bütün atomların bir kalp gibi attığını göstermektedir. Allah’ı noksan sıfatlardan uzaklaştıran ifadelerle coşkun bir ruh halinde O’na doğru harekete geçmektedir. Bir de bakmışsın ki, bütün bir kainat hareket ve hayat içindedir. Yine bir de bakmışsın ki, varlığın tamamı sevinç ve mutluluk içinde tek ses olarak O’nun adını yüceltmekte, Allah’a doğru bir saygı içinde yükselmektedir.

Kişi bu olayı zihninde canlandırdığında, onun eşsiz bir kainat tablosu olduğunu görecektir. Bütün taşlar ve çakıllar, tohumlar ve yapraklar, çiçekler ve meyveler, bitkiler ve ağaçlar, böcekler ve sürüngenler, insanlar ve hayvanlar, yeryüzünde bulunan bütün canlılar, suda yüzen ve havada uçan bütün canlılar, bunların yanında göğün sakinleri…Evet, bütün bu varlıklar, Allah’ı noksan sıfatlardan uzak görmekte ve yüceliği için de O’na yönelmektedirler.

Mümin nefsini terbiye edip ruhunu arındırdığında, hareket halinde bulunan veya yerinde duran varlıklara kulak verdiğinde, onların bir ruh ile canlandıklarını ve Allah’ı tesbihe yöneldiklerini görecektir. Bu da ruhları yüceler alemi ile irtibata geçirir.

“O, kullarına karşı yumuşaktır, affedicidir.”

Burada yumuşaklığın ve bağışlanmanın söz konusu edilmesi Allah’a övgü ile tesbihte bulunan bir kainat kervanı içinde insanın yanlışlıklar yapabileceğini ve kusurlar işleyeceğini ortaya koymaktadır. Kainat böyle bir ruh ile donanmışken insanlar inkar içindedir, onların içinden bazıları da Allah’a ortak koşmaktadır. Ne yazık ki insanoğlu O’na övgüde bulunmak ve O’nu noksan sıfatlardan arındırmaktan çoğu zaman habersizdir. Eğer Allah’ın yumuşaklığı ve bağışlayıcılığı olmasaydı, bütün insanlar üstün ve iktidar sahibi birinin kıskıvrak yakalanışı gibi yakalanırlardı. Fakat O, insanlara zaman tanımakta, kulluğunu hatırlatmakta, öğüt vermekte ve onları sakındırmaktadır.

“Şayet doğru yolda gitselerdi, onlara bol su verirdik. Bu hususta kendilerini denememiz için, kim Rabbinin zikrinden yüz çevirirse, (Rabb’in) onu gitgide artan çetin bir azaba uğratır.” (Cin sûresi, ayet 16-17)

“Ey inananlar! Allah’ı çokça zikredin. Ve O’nu sabah-akşam tesbih edin.” (Ahzâb sûresi, ayet 41-42)

“Artık siz beni zikredin ki ben de sizi zikredeyim. Bana şükredin, sakın nankörlük etmeyin.” (Bakara sûresi, ayet 152)

Kaynak: Nübüvvet Ve Velâyet Deryâsından Nasihatler – 1

Ey Allah’ın Kurbiyetine (Yakınlığına) Talip Olan Kişi!

Yorum bırakın

nasip

Ey Allah’ın kurbiyetine talip olan kişi! 

Susuzluktan yanıp kavrulan akılların vardığı en tatlı pınar zikir ve tevhid pınarıdır.

Kalpleri saran en hoş esinti, Allahu Teâlâ’ya aşinalık esintisidir.

Allah ile gizliden konuşmanın tadından zevk almak, ruhların telezzüz ettiği zevklerin kadehleridir.

Yüce Allah’ı zikretmek, akıl iltihaplarının ilacıdır.

Allah’a hamd incileriyle, ancak gönüllere takılan sır taçları süslenir.

O’nun şükür kokusu ancak ruh elbiselerinin ceplerine siner.

O’nu övme gülü, ancak O’nun mümin kullarının dillerinin ağaçlarında açar.

Rabbi’ni, O’nun güzel yaratmasının diliyle zikredersen sen gerçekten zakir olursun!

O’nu kalbinle zikredersen, seni rahmetine yaklaştırır.

O’nu sırrınla zikredersen seni kudsiyet makamlarına ulaştırır.

O’nu sevmede samimi olursan, ihsanının kanadıyla seni “Hak meclisine” taşır.

Bir an olsun O’nu zikretmeye ara veren, O’nun cemâlinin kadrini bilemez.

Sır gözüyle başkasına dönüp yönelen, O’nun vahdâniyetinin ezeli olduğunu göremez.

Zikir rüzgarı, zakirlerin ruhlarına doğru esen, rahmet bahçesinin hoş kokulu esintisidir.

O’nun çılgına çeviren hoş kokularından dolayı, beden kafeslerindeki ruhlar titreyip sarsılır, akıllar mahlûkat bostanlarında dans eder, sırlar coşup kendilerini kaybetmiş olarak vecd göllerine dalar, ünsiyet bülbülleri gönüllerde gizleneni söyler ve şiddetli üzüntüden dolayı kendilerinden geçerler.

Kaynak: Nübüvvet Ve Velâyet Deryâsından Nasihatler – 1

Vakt-i Zikir

Yorum bırakın

Hayy Allah (c.c)..

Older Entries

%d blogcu bunu beğendi: