Toplanan Bir Cemaatin Allah’ı (cc) Zikretmediğinde Duyacağı Pişmanlık

Yorum bırakın

lila çiçekler

Ebu Hüreyre (ra)’den rivayet edilmiştir; dedi ki: Resûlullah (sav) şöyle buyurdu:

“Herhangi bir cemaat bir mecliste toplanır da orada Allah’ı zikretmezlerse, onlar, himar lâşesi (eşek leşi) etrafında toplanmış olurlar ve o meclis, Kıyamet günü onlar için büyük bir pişmanlık olur.” (Ebu Davud, c.5, Edeb, h.4855; Müsned, c.2, s.432-446-453-481-484)

Abdullah b. Amr (ra)’dan rivayet edilmiştir; dedi ki: Resûlullah (sav) şöyle buyurdu:

“Herhangi bir cemaat bir mecliste toplanır da orada Allah’ı zikretmezlerse, kıyamet günü o hallerinden muhakkak pişmanlık duyacaklardır.” (Müsned, c.2, s.224, 527; Tirmizi, c.5, Dua, h.3380; Ebu Davud, c.5, Edeb, h.4855)

Kaynak: Miftâhu’t-Tevhid ve’t-Takvâ

Hadislere Göre Devamlı Zikir

Yorum bırakın

canlı güller

Cenâb-ı Peygamber (sav), Hz. Mevlâ’yı zikretmenin üstün ve zevkli bir ibadet olduğunu yüzlerce hadis-i şerifinde beyan buyurmuşlardır. Ümmetine beslediği şevkatin bir alameti olarak onları bu ibadete yönlendirmek istemiştir.

HADİSLERE GÖRE DEVAMLI ZİKİR

“Bir mecliste zikreden cemaati mutlaka melekler tavaf edip rahmet getirirler. Onlara huzur ve sükûn iner. Allah, onları kendi yanında olan üstün meleklerin ruhları arasında anar.” (Müslim, c.3, Zikir 39 (2700); İbni Mâce, Edeb, h.3791; Tirmizi, Dua, h.3378)

“Allah’ı zikirle Kur’an okumaya devam et ki, şüphesiz onlar sana yeryüzünde apaçık bir nur ve gökyüzünün ötesinde de güzel bir zikirdir.”

“Kim ki Allah’ı zikretmenin sevgisine kavuşmuştur, Allah (cc) da onu sevgisine mazhar kılmıştır.”

“Mevlâ’nın kuluna bağışı, ona zikrini ilham etmesidir.”

“Kim Lâilâhe illallah derse, kalbinden perde kalkar.”

“Her şeyin bir parlatıcısı vardır. Gönüllerin parlatıcısı da Allah’ı zikirdir.”

“Hak Teâlâ’nın ‘Elbette Allah’ı zikir en büyüktür.’ dediği o zikirdir ki, ‘Beni zikredin, ben de sizi anarak size lütufta bulunayım.’ ifadesiyle, ‘Onu size vaat etmiştik. Zira O’nun sizi anması, sizin O’nu zikretmenizden daha büyük, daha güzel, daha tam ve daha mükemmeldir.”

“Gerçekten şeytan, burnunu insanın yüreğine koyar. Eğer o yürek Allah (cc)’ı zikrediyorsa hemen ters yüz olup kaçar. Eğer o yürek Mevlâ’yı unutmuşsa, onu parça parça çiğner ve yutar.”

“Öyle zikrediniz ki, görenler size mecnun desin.”

“Allah’ı zikirden daha üstün bir sadaka olmaz.”

“Altın ve gümüş bağışlamaktan, düşmanlarının boyunlarını vurmaktan ve bütün güzel amellerden daha yararlı olan, derecenizi en yükseğe çıkaran (ibadet) Allah’ı zikirdir.”

Rabbini zikreden ile etmeyenin hali, diri ile ölünün hali gibidir.”

“Bir kimse Allah’ı zikirden daha fazla kendisini kurtuluşa erdirecek bir amel işleyemez.”

“Bir kimse kucağını paralarla doldurup fakirlere dağıtsa ve bir diğeri de Allah’ı zikirle meşgul olsa, Allah katında zikreden o kişi bağış yapandan daha üstündür.”

“Sizden bir kimse cennet bahçelerine rast gelirse ondan payını alsın. O cennet bahçeleri, zikir meclisleridir.”

“Herhangi bir cemaat bir mecliste toplanır da orada Allah’ı zikretmezlerse, kıyamet günü o hallerinden muhakkak pişmanlık duyacaklardır.”

“Cennet ehli asla hasret çekmez. Sadece Allah’ı zikretmeyerek boş geçirdikleri saatlere yanarlar.”

“Kim sabah namazını cemaatle kılıp güneş doğana dek Allah’ı zikirle meşgul olur, sonra da iki rekat namaz kılarsa, bir hac ve bir umre sevabı kazanmış olur.”

“Sabah namazını kıldıktan sonra güneş doğana değin Allah’ı zikirle meşgul olmam, bana dünyadan ve içindekilerden daha sevimlidir. İkindiyi kıldıktan sonra güneş batana kadar Allah’ı zikirle meşgul olmam da, yine bana dünya ve içindekilerden daha kıymetlidir.”

“Mevlâ’yı zikreden, düşmanı tarafından öldürülmek üzere peşine düşülen ve tam ele geçecekken sağlam bir kale bulup hemen oraya sığınarak düşmandan kurtulan kişi gibidir ki, o mümin kul kendini şeytandan ancak Allah’ı zikirle korur.”

Kısaca zikrullah ve onun özü olan Kelime-i tevhid “Lâilâhe illallah” Mevlâ’nın öyle sağlam kalesidir ki, onu cânı gönülden tekrar eden ve ona devam eden, masivanın gafletinden kurtulur ve ilahi dostluk meclisine kavuşur.

Kaynak: Miftâhu’t-Turuk

Allah’ın Zikredildiği Her Mecliste Melekler Bulunur

Yorum bırakın

gece ve laleler

“Kıyamet gününde kulun hesaba çekileceği ilk şey namazdır. Eğer onu eksiksiz kıldı ise kendisine tam yazılacak; tamam kılmadı ise Allah meleklerine: Kulumun bir nafile ibadetini bulursanız onunla farzını tamamlarsınız, buyurur. Sonra zekat ve diğer bütün ameller buna göre ele alınır.” (Müsned, c.4, s.103; Darimi, c.1, s.361)

Her kim bir hayırla Allah’a gelirse ona bu hayrın on misli verilir. Daha fazla da verilir. Her kim hiçbir şeyi şirk koşmamak şartı ile yer dolusu günahla Rabbine yönelirse, Allah (cc) onu o günahın misli mağfiretle karşılar.

Resûlullah (sav) Efendimiz buyurdular ki:

“Allah’ın zikredildiği her mecliste melekler bulunur. Bunlar oradakilere, zikri çok yapın, Allah size ihsanını ziyade eder, derler. Sonra onlar kanatlarını yayıp havalandıklarında, zikrullah onlarla birlikte yukarı çıkar (rıza-yı ilahiye vasıl olur.)” (Kenzu’l-Ummâl, h.1880; Müslim, c.3, Zikr 25 (2689); Buhari, c.7, Deavat 66; Tirmizi, c.5, Deavat, h.3600)

Kaynak: Miftâhu’t-Turuk

Allah’ı Zikir Gönül Erlerinin Ganimetidir

Yorum bırakın

dağ ve bulut

Ey Hak Yolunun Yolcusu!

Hakk’ı unutup başıboş olma! O’nu zikredersen yanılgıyla yapma! Kalbin diline uysun ve dilin kalbini kuşatsın. Ta ki, zikrullah tam hasıl olsun.

Mevlâ’yı zikretmenin hakikati, nefsin masivasını unutmaktır.

Allah’ı zikir, marifet sermayesi ve yakıcı bir muhabbettir. Saadet devletinin reçetesidir.

Allah’ı zikre devam etmekle Allah sevgisi öyle güçlenir ki, gönül O’ndan başkasını terk ederek yalnız O’na tâbi olur.

Zikrullah herkese ve her halde gereklidir. Onun muallimi olan olan Allah dostları da onlara lazımdır.

Arifin eziyet çekmesi, zikrullahı terk etmesidir.

Kul, her zaman Allah’ı zikirle meşgul olmaya memurdur.

Allah’ı zikir; ya dil, ya kalp, ya da ruhla hasıl olur. Allah’ı zikir dilden kalbe, oradan da ruha ulaştığında, o kimse Allah dostlarının seçkinlerinden olur. Bütün uzuvlarıyla sürekli zikirde bulunarak yukarıdan beri, ilahi dostluğun cezbesiyle seçkinlerin de seçkini olur.

Allah’ı zikir gönül erlerinin ganimetidir.

Kaynak: Miftâhu’t-Turuk

Kişi Cismiyle Değil Ruhuyla İnsandır

Yorum bırakın

zarif yavruağzı gül

Her kavmin bir hidayete çağırıcısı vardır. Onlar da ya peygamberlerdir, ya da onların varisleri olan evliyaullahtır.

Allahu Azimüşşân’ın emrine muti olup teslim olan kulun, Rabbi tarafından hidayet ve inabe ile rızıklandırılması, ömrünün uzun olması, onun said olduğunun alametidir.

Uyanık olun, kalpler ancak Allah’ın zikri ile mutmain olur, onunla huzur bulur. Çünkü kişi cismiyle değil, ruhuyla insandır. Nitekim Cenâb-ı Hak (cc) buyuruyor ki:

“Muhakkak ki, Biz Azimüşşân, insanları en güzel şekilde yarattık.” (Tin Sûresi, ayet 4)

Kaynak: Miftâhu’r-Rüşd

Peygamber (sav) Efendimizin Yüksek Yerlerde Üç Kez Tekbir Getirmesi Ve Tekbirden Sonra Okuduğu Dua

Yorum bırakın

dağdaki tehlikeli virajlar

İbni Abbas ve İbni Mes’ud (ra) efendilerimiz Allah’tan korkmayı, “Allah’a itaat edip isyan etmemektir.” diye açıklamışlardır.

Bazıları da “Allah’tan korkmak, O’nu her nefeste zikretmektir.” demişlerdir.

İnsanı istikamette daim kılan “Lâ ilâhe illallah” kelimesinden bir an bile ayrılmamak, gafil olmamak gerekir.

Abdullah b. Büsr (ra) dedi ki:

“Bir gün bir arabi, Allah Resûlüne (sav) gelerek “Ya Resûlallah, İslam’ın hükümleri (nafile ibadetler) cidden bana çok geldi (Zayıflığım sebebiyle hepsini yapamıyorum). Onun için bana onlardan sarılıp yapışacağım bir şey bildir.’ dedi. Resûl-i Ekrem (sav) de ona dedi ki:

‘Senin dilin devamlı surette Allah Azze ve Celle’nin zikriyle meşgul olsun.” (Tirmizi, c.5, Dua, h.3375; İbni Mâce, c.2, Edeb, h.3790; Müsned, c.4, s.188-190)

Cenâb-ı Hak, Hz. Musa (as)’ya hitaben buyurdu ki:

“Ey Musa, evinde benimle beraber olmak ister misin?’ Musa (as): ‘Bu nasıl olur ya Rabbi?’ deyince Cenâb-ı Hak (cc):

‘Ya Musa, sen bilmez misin ki, ben, beni zikredenlerle beraberim. Kulum beni nerede ve ne zaman ararsa bulur.’ buyurdu.” (Keşfü’l-Hafa, c.1, h.611)

“İnsanların en yüksek dereceli olanları, Allah’ı en çok zikredenlerdir.” (Kenzü’l-Ummâl, c.1, s.426, ve Beyhaki)

“Allahu Teâlâ, İmranoğlu Musa’ya şöyle vahyetti:

‘Muhammed (sav) ümmeti içinde öyle insanlar vardır ki, her tepe ve vadide durup şehadet kelimesi olan ‘Lâ ilâhe illallah’ ile haykırıyorlar. Onlara vereceğim mükafat peygamberlere verdiğim mükafatın aynısıdır.” (Ramuzu’l-Ehadis, h.1929)

Bundan dolayıdır ki, Resûlullah (sav) Efendimiz yolculuğa çıkmak isteyen bir adama: “Sana Allah’tan korkmayı ve her yüksek yerde tekbir getirmeyi tavsiye ederim.” buyurmuştur. (İbni Mâce, c.2, Cihad 8, h.2771)

Bu hadisin benzerini Abdullah b. Ömer (ra) de rivayet etmiştir. Resûl-i Ekrem (sav) bir gazadan, bir hac veya umreden döndüğünde her yüksek mahalde üç kere tekbir getirir, sonra şöyle dua buyururdu:

Lâ ilâhe illallâhu vahdehû lâ şerîke lehû, lehü’l-mülkü ve lehü’l-Hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr. Âyibûne, tâibûne, âbidûne, sâcidûn, li-Rabbinâ hâmidûn. Sadaka’llahu va’dehu ve nasara, abdehû ve hezeme’l-ahzâbe vahdehû.

(Ya Rab! Senden başka mabud yoktur, yalnız sen varsın. Senin ortağın yoktur. Bütün mülk senindir, bütün hamd da senindir. Allah, her şeye kadirdir. Allah’ım! Biz sana yöneldik, tevbe ediyoruz; biz ancak Rabbimize ibadet, Rabbimize secde, Rabbimize hamd ederiz. Cenâb-ı Hak vaadinde sadıktır; kuluna yardım etmiştir, yalnız başına bütün şirk bölgelerini dağıtmıştır.)” (Tirmizi, c.5, De’avat, h.3440; Buhari, Kitabu’l-Umre)

Hz. Allah (cc) kudsî hadiste buyuruyor ki:

“Kulum beni andığı ve dudakları benim zikrimle hareket ettiği zaman, ben, kulumla beraberim.” (İbni Mâce, c.2, Edeb, h.3792; Buhari, c.8, Tevhid 43; Müsned, c.2, s.540)

Kaynak: Miftâhu’r-Rüşd

Peygamber (sav) Efendimizin Hz. Ali (kv) Efendimize Nasıl Zikredileceğini Öğretmesi

Yorum bırakın

renkli laleler

Peygamber Efendimiz (sav) aşağıdaki hadis-i şerifi her ne kadar Hz. Ali (kv) efendimizin talebi üzerine irat buyurmuşlar ise de aslolan “Bir Allah” inancını taşıyan her mümin için lütuf olmasıdır:

Hz. Ali (kv) dedi ki:

“Ya Resûlallah, kulları Allah’a en fazla yaklaştıran, onlar için en kolay ve Allah katında en üstün olan yolu öğrenmek istiyorum.’

Bunun üzerine Resûlullah (sav):

‘Benden önceki peygamberlerin ve benim söylediğimiz sözlerin en kabule şayanı Lâ ilâhe illallah kelime-i tevhididir. Yedi kat yerler ve yedi kat gökler terazinin bir kefesine, Lâ ilâhe illallah da diğer kefesine konsa, Lâ ilâhe illallah onlardan daha ağır gelir.’ buyurdu ve devam ederek dedi ki:

‘(Ya Ali), yeryüzünde inanarak “Allah Allah” diyen tek bir fert bulundukça kıyamet kopmayacaktır.’ Hz. Ali (kv) dedi ki: ‘Ya Resûlallah, nasıl zikredeyim?’

Resûlullah (sav): Gözlerini kapa, söyleyeceklerimi dinle. Sonra onları sen tekrar et, ben dinleyeyim.’ buyurdu. Sonra Resûlullah (sav) gözlerini yumup sesini hafifçe yükselterek üç defa ‘Lâ ilâhe illallah’ dedi, Hz. Ali dinledi. Sonra Hz. Ali (ra) gözlerini kapatıp sesini hafif yükselterek üç defa ‘Lâ ilâhe illallah’ dedi. Peygamberimiz de dinledi. Allah O’nun kalbini açtı, O da göreceğini gördü.” (Ahmed er-Rufâi, Burhânu’l-Müeyyed, s.101)

Rivayet-i sahiha ile bilinir ki, Hz. Ali (kv), Sultanu’l-Enbiyâ Hz. Muhammed Mustafa (sav) Efendimize sadık bir irade ile mürid olmak istedi. Bu sayede tasavvuf ve marifet ilmini öğrenip kendisinin irşâd olmasını talep etti. İstediği bu yol, Allah’a ulaştıran yolların en kestirmesi ve gayet âsan olanıdır. Hem doğru, hem faziletli, hem de onunla amel edenlere kolaydır.

Kelime-i tevhid, peygamberliğe nâil olanların işlediği en makbul amellerdendir. Resûl-i Ekrem (sav), Hz. Ali (kv)’ye Allah’tan başka her şeyi; hatırına gelen bil-cümle manevi yücelikleri ve ulvi makamları; dünya ile ilgili bayağı işleri, alçak ve suflî olanları terk etmesini; can u dilden Allahu Teâlâ’yı sıdk u safâ ile zikretmesini emir buyurmuşlardır.

Hz. Ali (kv)’nin talebi üzerine Allah’ın Resûlü (sav), zikrullahın faziletinden uzun uzun söz ettikten sonra “Allahu Teâlâ’nın ismini yeryüzünde okuyan mümin olduğu müddetçe kıyamet kopmaz.” buyurmuştur. (Müslim, c.1, İman 234 (148); Tirmizi, c.4, Fiten, h.2207; Müsned, c.3, s.201)

Kaynak: Miftâhu’r-Rüşd

Kerem Ehli Kimdir?

Yorum bırakın

tek mor lale

Resûlullah (sav) şöyle buyurdu:

“Allah Azze ve Celle kıyamet gününde der ki: ‘Mahşer halkı kerem ehlinin kim olduğunu bilecektir!’

‘Kerem ehli kimdir ya Resûlallah!’ diye soruldu. (Resûl-i Ekrem sav):

‘Zikir meclislerine devam edenlerdir.’ buyurdu ve şöyle devam etti: ‘Allah’ı o kadar çok zikredin ki, (sizi görenler) size deli desinler.” (Müsned, c.3, s.68-71)

“Abdullah b. Revâhâ, Ashab-ı kiramdan biriyle karşılaşınca ‘Gel, bir saat iman edelim.’ derdi. Yine bir gün bir sahabeye aynı şeyi söyleyince sahabe buna kızdı. Hz. Peygambere geldi:

‘Ya Resûlallah! Abdullah b. Revâhâ’yı görmüyor musun? Senin imanından yüz çevirip bir saat iman etmeye yöneliyor.’ dedi. Bunun üzerine Peygamber (sav):

‘Allah, İbni Revâhâ’ya merhamet eylesin. O meleklerin imrendiği zikir meclislerini seviyor.’ buyurdu.” (Müsned, Ahmed b. Hanbel, c.3, s.265; et-Terğib ve’t-Terhib, c.2, s.403)

“Ancak tevbe eden, inanıp yararlı iş işleyenlerin, işte Allah onların kötü amellerini iyiliklere çevirir. Allah (cc) muhakkak ki bağışlar ve merhamet eder.” (Furkan Sûresi, ayet 70)

Kaynak: Miftâhu’r-Rüşd

Aziz Ve Celil Olan Allah’ı Zikretmek İçin Oturan Cemaati Melekler Kuşatır

Yorum bırakın

lila lale bahçesi

Ebu Hüreyre ve Ebu Said (ra), Resûlullah (sav)’ın şöyle buyurduğuna şahit olmuşlardır:

“Herhangi bir cemaat Aziz ve Celîl olan Allah’ı zikretmek üzere (bir araya gelip) otururlarsa; onları melekler kuşatır, onları rahmet kaplar, onların üzerine sekinet iner. Allah onları nezdinde olanlara (melekler ve peygamberlere) zikreder.” (Müslim, c.3, Zikir 39 (2700); İbni Mâce, c.2, Edeb, h.3791; Müsned, c.3, s.33; Tirmizi, c.5, Dua, h.3378)

Zikir halkalarıyla ilgili Cenâb-ı Hak, kudsî hadislerde şöyle buyuruyor:

“Allahu Teâlâ buyuruyor ki: Ben (mümin) kulumun beni zannına (itikadına) göreyim. Beni zikrettiğinde ben onunlayım. (Rahmet ve mağfiretim onunla beraberdir). O beni nefsinde (kalbinde gizlice) zikrederse, ben de onu nefsimde (gizlice) zikrederim. O beni bir cemaat içinde zikrederse, ben de onu, onlardan daha hayırlı bir topluluk içinde zikrederim. Bana bir karış yaklaşırsa, ona bir arşın (rahmet ve mağfiretimle) yaklaşırım. Bana bir arşın yaklaşırsa, ona bir kulaç yaklaşırım. Bana yürüyerek gelirse, ona koşarak gelirim.” (Tirmizi, c.5, Deavat, h.3603; Buhari, c.8, Tevhid 15)

“Kulum beni nefsinde gizli zikrederse, ben onu meleklerden bir topluluk içinde zikrederim. Beni bir topluluk (cemaat) içinde zikrederse, ben de onu daha yüksek bir cemaat içinde (Refik-i a’lada, bana yakın melekler içerisinde) zikrederim.” (Kenzu’l-Ummâl, c.1, h.1796; et-Terğib ve’t-Terhib, c.2, s.394)

“Allah Tebâreke ve Teâlâ buyurdu ki: Ey Ademoğlu! Beni tenhada gizli zikrettiğinde, ben de seni tenhada zikrederim. Sen beni bir cemaat içinde zikrettiğinde, ben de seni o cemaatten daha hayırlı bir topluluk içinde zikrederim.” (Kenzu’l-Ummâl, c.1, h.1797; Terğib, c.2, s.394)

Cemaatin faziletiyle ilgili son olarak şu mübarek hadis-i şerifi beyan edelim:

“Allah (cc) ümmetimi katiyen sapıklık üzere toplamaz. Büyük kalabalığa uyun. Allah’ın kudret eli cemaat üzerindedir. Ayrılanlar ise ateşe ayrılmış olurlar.” (Ahmed b. Hanbel, Müsned, c.6, s.396; Mecmau’z-Zevâid, h.138; Ramuzu’l-Ehadis, s.484; Câmiu’l-Ehadis ve’l-Merasil, h.26724)

Kaynak: Miftâhu’r-Rüşd

Yüce Allah’ı Zikretmek Çok Büyük İbadettir

Yorum bırakın

ağacın çiçeği

Cenâb-ı Hak buyuruyor ki:

“Siz beni çokça zikredin ki, ben de sizi zikredeyim. Siz bana şükredin ki, ben de size nimetimi artırayım. Sakın nankörlük etmeyin.” (Bakara Sûresi, ayet 152)

Kalbinizi, ruhunuzu, lisanınızı Allah’ın zikriyle tenvir ve tezyin ediniz. Namaza, oruca, tevhide ve tesbihlere müdavim olunuz. Ebedi saadetiniz bununla kaimdir.

“Elbette yüce Allah’ı zikretmek çok büyük ibadettir. Allahu Azimüşşân her ne iş işlerseniz onu bilir.” (Ankebut Sûresi, ayet 45)

Hâlik-ı Azimüşşân’ın kulunu zikretmesi ise çok daha büyüktür. Bu vesile ile Ma’bud-ı Azîm olan Allah’a liyakat kazanılmış olunur.

“Allah’ı çok zikrediniz ki kurtuluşa eresiniz.” (Enfal Sûresi, ayet 45)

Zikri lisanınızla, gizli sesinizle, kalbinizle, kan dolaşımınızın dahi hissedemeyeceği şekilde sürekli tekrar edin ki, felah bulasınız. Hatta bu zikri o kadar çoğaltın ki, görenler sizi deli sansınlar. (Müsned, Ahmed b. Hanbel, c.3, s.68-71) Bu hususta Peygamber Aleyhisselâm yine buyuruyor ki:

“Allah’ı o kadar çok zikrediniz ki, (sizi gören) münafıklar (size) ‘Siz riyakarlarsınız!’ desinler.” (Kenzü’l-Ummâl, c.1, h.1754; Müsned, c.3, s.71)

Gücünüz yettiği kadar Allah’tan sakınınız. O’nun emirlerini dinleyiniz. İtaatten geri kalmayınız. Rabbimiz Teâlâ zikir bağlarını hiçbir zaman koparmamaya çağırmakta, bunun ehemmiyetine dikkatimizi çekmektedir.

Kaynak: Miftâhu’r-Rüşd

 

Older Entries

%d blogcu bunu beğendi: